şükela:  tümü | bugün soru sor
  • türkiye'nin tamamını ya da bir kısmını gezmeye yönelik yapılan seyahattir. turla, otomobille, karavanla, motosikletle, bisikletle ya da otostopla yapılabilir. hayattayken ertelenmeden yapılması gereken işlerden biridir.

    2014 baharında otomobille yaklaşık 4000km'lik kısmi bir tur yapmayı düşünüyorum. hedef istanbul-çanakkale-kıyı şeridinden mersin'e kadar- nevşehir-akşehir-eskişehir-iznik-sakarya-istanbul. görülmesi gereken yerler, konaklanabilecek düzgün otel-pansiyonlar, izlenebilecek rotalar konusunda yardımlarınızı bekliyorum efenim.
  • 18 günlük yarım türkiye turunun sonuna gelmiş bulunmaktayım.bu esnada gittiğim şehirlerde bir çok eski dostumu görme fırsatı da yakaladım. göremediklerim için özel bir program yapabilmeyi ümit ediyorum. bir de tekrarlanmış olan şöyle bir sosyolojik çıkarımım var; kalınan otelin şaşası ne kadar azalırsa,ilgi,alaka ve samimiyet o kadar artmakta. turizmin alay kısmında çalışmış ve akademi kısmında da çalışmakta olan biri olarak turizme müdahil olacaklara naçizane bir tavsiyem var; tatillerinizde küçük işletmeleri tercih edin,edin ki bu işletmeler ayakta kalabilsin. bir de yolda gördüğüm şöyle bir tabela var ki her şeyi özetlemekte ;" sen açsan,ben de açım.sen doyarsan,ben de doyarım..."
  • meb 'na bağlı kurumlarda çalışanlar için hizmetiçi seminerlere katılarak yapılabilecek eylem.

    tamam eğitimdi çalıştaydı işlerle yoğun olacaksınız ama gezi yapıldığında, herhangi bir seyahat acentasının sizi gezdireceği yerleri gezmiş olacaksınız.

    21 marttan beri çeşitli illeri dolaştığım için sanki bu turu gibi hissediyorum.(hatay- ankara- kayseri- antalya- ankara-istanbul)

    not: evet ankara'yı 2 defa yazdığımı biliyorum. hatta bu hafta sonu tekrar gidilecek 3 olacak.ankara'ya beni çeken birşey var ama hadi hayırlısı.
  • şevkat yerimdar..

    - ekrem bey at mı kaçırdı??
    - hayır at ekrem bey'i kaçırdı..

    yaklaşın 1453 sene sonra tekrardan ibretlik hikayeler anlatacağım..

    yaklaşık 40 günlük türkiye turuna çıktım.. ara ara istanbul'a dönüyorum.. bir durağım amasra safranbolu'ydu.. turlarda dikkatimi çeken ilk şey, herkes mi çift lan ya da ailesiyle eş dostla geliyor.. bir ben yalnızım..

    mfö'den gelsin;

    tur 40 gün
    yalnızlık ömür boyu..

    senle beraber olsam da sevgilim
    ayrilsak da ölsek de bu yolda
    hep yalnizlik yavrum yalnizlik ömür boyu
    yalnizlik ömür boyu

    senle beraber olsam da sevgilim
    hiç görmesek birbirimizi özlesek
    ömur boyu baglansak da sevinsek de üzülsek de
    yalnizlik ömür boyu

    birden sen gelsen aklima seni unutsam bazi bazi
    meraklansam gizlice delice kiskansam seni
    hep yalnizlik var sonunda yalnizlik ömür boyu

    benim hayata karşı duruşum bellidir.. sevgili yapmam.. yapmışsam yanlışlıkla olmuştur, 40 defa söyledim.. 40 tur gününde 40 defa söyledim.. bu yüzden japon çifti gördüğümde bir işkillenmedim değil.. bir şeylerin ters gideceğini ve sevgili olacağımı hissettim.. üstelik bunlar çiftler ama içime doğdu.. hemen önlemimi aldım.. kıza, ''kız arkadaşım'ı istanbul'da bıraktım, kafa dinliyorum'' dedim, daha ''merhaba'' demeden.. zaten bunlar da çift, ne işim olur elin japon'uyla..

    yemekte masada oturduğum 1.gün türk'ün misafirperverliğini gösterdim, sıradan bir kaç ingilizce cümle kurduk, bitti.. bir bardak da çay ısmarladım.. evet tur'daki herkes benden başka cimri.. bir fotoğraf çekinmek istedi japon çift..

    ''kafamı kazıttığım için, çirkinim'' dedim.. ''olsun'' dediler.. evet kafamı kazıtacak kadar ergence isyanlarım var dünya'ya.. neyse kafayı kazıtacak zamanı bulduk, türkiye turunda ne afetler geliyor, kafa kazıtılmış benim, zaten sıfatsızım düşün artık şansımı..

    ertesi gün japon erkek, kıza dedi ki: ''numarasını al da fotoğrafı gönderelim.'' numarayı verdim..

    veririm ben herkese numaramı, öyle mal biriyim, millet, bak artık sana millet diyorum, sen benim bir şeyim değilmişsin, çok kırgınım sana, kırgınlık geçmez, kızgınlık geçer, bunu bilerek sormuştum sana, ''kırgın mısın hala bana?'' diye, ''kırgınlığın geçecek kadar sevmiş miydin sahiden beni?'' diye..

    millet adını vermez, ben numaramı rahatlıkla veririm.. insanlara yıllarca güvenmedim ve özgürlüğümün kısıtlandığını anladım.. ben artık insanlara güvenmek istiyordum ve özgürlüğümü kazanmıştım..

    adımı, yaşımı, okulumu açık adresimi bile verecek kadar insanlara ve kendime güveniyordum, sosyal medya'da arkasında duramayacağım bir şey olmadığını anlatmak için, en az sosyal medya kadar gerçek olduğumu göstermek için, türkiye'de insanlar birbirinden nefret ederken, kazıklarken, güvenemezken, aldatırken, tüm şüphelerden herkesi ve seni kurtarmak için, her şeyimi açık açık yazıyordum, yanlış yapmışım.. olsun..

    numaramı verdim japon kıza, fotoğrafı göndersin, diye.. normalde sevmem fotoğraf alışverişini, çekmeyi, çektirmeyi, ''kırmıyim,'' dedim.. whatsapp'da saçlı fotoğrafımı görünce kız şoka girdi, ulan başladı;

    ''bu sen misin, hiç benzemiyorsun, ne iş yapıyorsun?'' diye sordu..

    ''master yapacağım ama 1 sene burada 1 sene italya'da, sonra da gelmeyeceğim italya'dan,'' dedim..

    dün hiç ilgilenmeyen kız birden, ''kız arkadaşın da gelecek mi?'' diye sordu.. sanane lan, sanane.. 1.si benim kız arkadaşım yok.. 2.si, buldun yakışıklı veledi, duydun master'ı hemen çark ediyorsun, bana yürüyorsun.. zaten adam başkasıyla evliymiş, kızla çocuk da iş arkadaşıymış.. yani evli değillermiş.. kız baya yürüdü.. ''olmaz''dedim.. çünkü kız solaktı, ve japonya'dan aldığım bir bilgiye göre solak kızları boşayabiliyorsunuz.. ve bu ataerkil toplum özelliğini japonlardan aldığımızı sinirlice haykırdım.. evet japonca haykırdım.. google transtalete yazdım.. harfleri okuyamasam da ona gösterdim ve telefonu kafasına fırlattım..

    bu arada yarı solağım.. ciddiyim..

    böylece beni tur'dan attılar.. kapadokya'ya geçtim..

    bir at'a bindim.. şampiyon at'mış.. adı zeynep.. ''böyle şampiyon ismi mi olur,''dedim.. şampiyon dediğin, 'ribella' olur, 'grand ekinoks' olur, 'velociraptor' olur.. ama zeynep olmaz.. babasının süsüdür o çünkü, at ismi olmaz.. hele şampiyon hiç.. hele hele bugünlerde hiç hiç olmaz.. dargınsa bana..

    sonra cafe'de çay içeceğim derken, saati yanlış anlamışım, 5 dakka geç kaldım.. beni at üstünde görenler; rehbere, ''at'a bindiğimi'' söylemiş..

    otobüse vardığımda;

    rehber: umut bey zeynep'i mi kaçırdınız?
    ben: hayır zeynep beni kaçırdı!!
    ben iç ses: küsmüş bana, zeynep de keçileri kaçırmış..

    özlemişsem demek..

    zeynep anısına yazıldı..
  • (bkz: vosvos)umu alır almaz yapacağım eylemdir.her ilde 3 gün kalmak şartıyla 81 ili 365 günde bitirmeyi planlıyorum.
  • 2017 yazında deneyimlediğim özgün ve sıradışı bir versiyonu için şuradan