şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: d&r/#48731413)
  • müşteriden gelen fiş almazsak en son ne olur sorusu ne kadar ahlaklı ise yapılan ticaret'te o kadar temizdir.
  • büyük şehirlerde semtten semte değişkenlik gösterebilen olgu.

    bununla birlikte, kendisinin yurdumuzda en sık görüldüğü illerin başında kayseri ve gaziantep gelir bence..
  • (bkz: 404 not found)
  • coroporate seviyesinde, kapitalizmin tabiatı gereği yoktur. hiç bir yerde yoktur yani.

    küçük ve orta esnaf seviyesinde, yok denecek kadar azalmıştır, iyiler olsa da piyasaya ahlaksızlık hakimdir. ve bir şeyi iyi bilin sevgili sözlükçüler, bu esnaf ahlaksızlığında öncülüğü, anadoluda 60'larda ortaya çıkıp 80'lerde palazlanan hacı amca kılıklı tarikatlı esnaf yapmıştır. bunların çoğu süleymancıdır, her dönem iktidar partilidir. biber diye kiremit tozu satmayı, baklavaya bezelye koymayı, kantardaki kilonun altını oymayı bu herifler icat etmiştir.
  • türkiye'de ahlak olmadığı için, ticarette ahlak olması beklenemez denen durumdur.
  • yoksunluğu sadece türkiye ile alakalı değildir. kar etme, kazanma, büyüme ve güce erişme hırsıyla beraber su anki dünya serbest piyasacı ekonomi sistemiyle beraber küresel bir olgudur.

    ha kendi tecrübeme göre konuşayım. türkiye'yi değil istanbul'u genelleyebilirim belki. zira avrupa yakası ticaret burjuvazisinin epey içine girdim şu son sekiz yıldır. ailelerinin içine kadar hem de. ve ne yazık ki kendileri hakkında hoş şeyler görmedim.

    en basitinden, çoğu, kepçeyle alıp kaşıkla vermesini (dahi) bilmez. luks için bolca para harcarlar, lakin bazen insanı utandıracak kadar küçük hesap yaparlar. pintilik ne yazık ki çoğu için geçerli olan en baskın sosyal sınıf karakteristikleridir.
  • temeli yalana dayalidir. türkiye'deki ticaretin her safhasinda az cok bununla karsilasirsiniz. en dürüstüm diyen adam bile siparisi cikarmadigi halde "yeni yüklendi" demekten hic cekinmez.
  • zor bulunan bir özellik haline gelmiştir. sahip olanlar için de rekabeti çok zor hale getirir.

    dilim döndüğünce anlatmaya çalışmıştım;

    turkiye'de durust ticaret yapmak
  • sadece küçük esnaflarda değil sektöründe lider fabrikalarda da yozlaşmaların gözlemlenebildiği ticaret ahlakıdır.

    zihniyet aynı olduğu sürece dükkanına gelen garibanı kazıklayan esnaf sanayici olunca da tedarikçiliğini yaptığı firmaları kazıklamaya çalışır. tabii büyük firmalara *** üretim yapıyorsa onların karşısında eğilir büzülür ama gücünün yettiği müşterilerine de eziyet eder. niye? çünkü işin tekniğinden anlayan, kalite kontol birimleri ve sağlam avukatları olan firmaları gondikleyemezler. ama tekniğe hakim olmayıp kalite kontrolün saklambaç oynadığı şirketlere de küçük sürprizler yapabilirler. mesela malın hammaddesindeki dolgu malzemesini artırarak maliyeti ve kaliteyi düşürür. ama müşterinin (elinde patlayana kadar) bundan haberi olmaz. kullanıcı hatasıdır o diye geçiştirilir.

    kendi küçük aile şirketimizdeki ticaretimiz boyunca ne yazık ki bu tiplerle çok karşılaştık. bizim markamıza ürün yapan bu firmalar bir şekilde müşterilerimizi öğrenip onlara ulaştı. biz tam ürünleri piyasaya oturtup işleri yoluna koyunca da müşterilere gidip bizim markayı kendilerinin üretttiğini söyleyerek bize verdiği fiyattan adamlara teklif verdiler. ne yazık ki kendi sektörümüzdeki üreticilerin yüzde sekseni bu şekilde. yatını, katını, helikopterini alan adamlar hala paraya doymamış. (bkz: açgözlülük)

    hee sonra ne mi oldu? bazı firmalar bunları mahkemeye verdi, çoğu avucunu yaladı tabii. zarar ettiğiyle kaldı. sonra bu firmaların çoğu ya üretici oldu, kasaba minnet etmeyip kendi sucuğunu kendi üretti ya da ithalatçı olup çin'den hindistan'dan çok daha ucuza ürün getirip piyasada onları çok zor duruma soktu. bizim müşteriler zaten beleşçi. türk ekonomisi zarar görmesin, yerli malı kullanalım demeden kim ürünü ucuza verirse parasını ona gömer. hele bir de yanında eşantiyon verirsen senden iyisi yok.

    herkesin günahını da almayalım. kendilerine teklifte bulunan fabrikaların temsilcilerine yaptıklarının doğru olmadığını söyleyip onları dükkanından kovan delikanlı müşterilerimiz de (her ne kadar sayıları az olsa da) oldu tabii. biz bile hayret etmiştik adamlara.