şükela:  tümü | bugün
  • yang'a ait olan... bu formatta yangin dolabi ile de igrenç espriler vardir...
  • (bkz: orman yangini)
  • aman allah muhafaza dedirten felaket durumu.
  • özellikle fazla süt içermeyen, agır, bayıcı, çok şekerli tatlıları tasvir etmek için de kullanılır.

    (bkz: baklava)
    (bkz: biskrem)
  • talip apaydının çocuklar için öykülerinin yer aldığı kitabı
  • bir edip cansever siiri;
    dışarı çıkıyorsanız dikkat! çiçeklerle karsılaşmayın
    ya da koklamayın onları, iyisi mi yüzünüzü örtün şapkanızla
    ya da düşünmeyin hiç, ben bakin öyle yapıyorum
    neden diyeceksiniz, insandaki sevgiliyi eskitiyor bu çiçekler
    güneşe benzetiyorlar adamı, masaya vurmuş koyun bulutlarına
    pek tuhaf! ben de sahanda yumurtayı kıskanırım
    beni seviyorsanız dikkat! köşe başındaki camcıya sorun
    o ne derse doğrudur, dalga geçmeyin adamla
    ustelik beni sevmek haşlanmış pirinçleri beyazlatır
    gunaydin!
    sabahlariniz gibidir beni sevmek, horuzun renkleri gibidir
    beni sevdiniz mi yangindir artık parmaklarınız
    sizi görmüyor muyum dikkat! trenlere çikolata yediriyorum
    bunu her zaman yapıyorum, akılla oynamak yani
    öyle trenler var ki insani şımartıyor
    çıkıp kuruluyorum pencere yanına gel keyfim gel
    gidip duruyorum böylece, adimi bileceksiniz çok ülkeli adam
    üstelik daha kalkma saati gelmeden trenlerin.
    sokağa dökülüyorsam dikkat! bu da doğrudur oldukça
    bir kanunu vardır belki, ya su içmişimdir ya da yıkamışımdır yüzümü
    (ya su kovalarına bakmışımdır çok çok)
    olmayacak şey mi, niye bakmayayım denizlere
    en akilli tarafımdır balıkla deniz tutmak.
    bir cümle tuhafsa dikkat! pek tuhaftır insanin tırnak çıkardığı
    sonra da boyadığı, ne demeli sonra da kestiği
    korkum yok ben güpegündüz rakılar boğazlıyorum
    gözlerimi batırıyorum ıstakozlara
    oh ne güzle şişenin de bir anlamı oluyor böylece
    kim konuşuyor ben konuşmuyorum.

    bir gün çok yürürseniz dikkat! sinekler şehirde kalıyor
    butun taşıtlar paslanıyor ayrıca
    pencereli yıldız, misafirli oda, bol bol öttürüyorsunuz onları
    çünkü kırlara çıkıyorsunuz, şemsiyenizi bırakın ayıp
    bana parmağınızdaki çiçekleri gösterin.

    bir yere kapanıyorsanız dikkat! yanınızda olsun elleriniz
    kim ne der bakindi iste durmadan ellerinize
    dünyayı dolasan damarlar içinde
    en kemikli taraflarıyla zencileri döversiniz
    en kirli yerleriyle çat kapı fakir mahalleleri
    ayıptır yani insan elini temiz tutmalı biraz.
    bir gün olumu beğenmeyecekseniz dikkat! ölmeyin kolayla
    kadınlara sarkıntılık edin, hoşa giden bardaklar satın alin
    ya da bir aptalın yalnızlığını secin, çiçek sulamakla olsun bu
    tıkır da tıkır isleyen apartmanlar vardır ya, sakin ha
    ya da her sabah
    göğe bir yüz metre kollarınızla.
  • ayni zamanda bir nazim hikmet ran siiri;
    " gece siyah, yol siyah,
    ev beyaz, bembeyaz,
    fener sarı !
    siyah, beyaz, sarı !

    yolda gezen gecenin
    kör gözlerinde kara gözlükleri var...
    geniş kanatları kar martılar
    oturmuşlar evin damına.
    beyaz ev benziyor bir şimal akşamına !...
    fenerin dört camına
    dört hastanın dayanmış alınları !
    fener sarı.
    ev beyaz
    gece siyah.
    a... h !

    siyah gece,
    beyaz kar...
    rüzgâr... rüzgâr !
    camlar kırıldı.
    hastaların sapsarı alınları kıpkızıldı !.

    kıpkızıldı kan içinde !
    bir an içinde :
    gece kızıl, yer kızıl
    ev kızıl, fener kızıl
    kızıl, kızıl, kızıl !..."
  • bu sabah kargalarin kahvalti saatinde uyanmama sebep olan musibet.
    (bkz: sabahin korunde yangin cikarma yontemleri)