şükela:  tümü | bugün
  • son birkac yildir hem kendimde hem de cevremde ciddi bir sekilde gozlemledigim fakat dusununce aslinda yasi ilerleyen herkesde oldugunu farkettigim ‘eskisi kadar' mutlu olamama sorunu.

    yasim 25. turkiye’nin en guzel sahil kasabalarindan birinde dogup en iyi devlet liselerinden birinde ve yine en iyi devlet universitelerinden birinde okudum. suanda bu yasima ragmen cok guzel maaslar aliyorum, hatta okuldaki ek isler+maasimdan artanlarla sanirim bir apartman dairesi alabilecek kadar param var. kendi biriktirdigimi gectim ailemin de durumu iyi yani is olsun gayrimenkul olsun, yani herseyi birakip evime donsem de yasarim. exchange’e gittim, ınterrail yaptim, 30’dan fazla ulke gordum. her ay en az 1-2 tane kitap bitiriyorum simdiye kadar sanirim 200 kitaba yakin okudum ve izleyebildigim kadar her turlu belgeseli izlemeye calisiyorum.

    sanirim simdiden yeterince nefret topladim, o zaman uzerine tuz ekelim: eskiden sahip oldum mutluluga sahip olamiyorum hicbir sekilde. ne kadar mantiksal dusunsem de, kagit ustunde ne kadar herseyin daha iyi oldugunu gorsem de, ne kadar huzur, saglik en onemlisi desem de bir sekilde o 22-23 yasina kadar yasadigim mutluluk evin kapali penceresinden disariya bakar gibi uzakta kaliyor.

    oncelikle sunu belirtmem lazim, mutsuz degilim. eger durumumdan sikayet edersem artik allah mi, karma mi, tanri mi, yada sizler mi herneyse herkes carpar. bundan 100 yil once dogsam bu gunu bile goremeyebilirdim, hatta onu gectim bugun bile belki bircok insanin omru boyunca yapamayacagi seyleri yapmis bulunuyorum, o yuzden de minnettarim ama bu o tadi alinmis olan mutlulugun geride kaldigi gercegini degistirmiyor. buradan bana ben oldugum icin ve ozellikle 2. paragrafta yazdiklarimdan dolayi icinden de olsa kufur edecek cogu kisi ayni seyin hem kendilerinde hem de ideallestirdikleri birsuru insanda oldugunu farkeder umarim. mesela ataturk’un karsina gecip ‘be adam ne diye iciyosun su alkolu onunde seni destekleyen koca bir ulus var senin ben ta…’ der misin, diyemessin. atamin derdi ayriydi dersin kabullenirsin. yada oguz atay’a simarik gozuyle bakamazsin, oguzcugum atay insanlar onu anlamadi dersin. ama sorun aslinda bizim icimizde yatiyor, senin, benim, hepimizin bir sekilde mutsuzlasiyoruz ve nedenini tam bilemiyoruz.

    sonra bu gelip modern insanin sorunuymus gibi bahsediliyor, depresyon deniyor, haplar uretiliyor hastalikli damgasi vuruluyor. ama bunun modern insanin sorunu oldugunu dusunmuyorum. sadece akliniza okudugunuz yazarlari, tanidiginiz insanlari getirin ama disariya lanse edilmis halini degil gercekten bildiklerinizi dusunun ne demek istedigimi anlayacaksiniz.

    neyse sorunu ortaya koyduk, sebebi ne olabilir onlari da kendi capimda aciklamaya calisayim ve tabiki hepsi objektif.

    once sebebi neler degil?

    - para: ıste gencken veya cocukken para derdi yok sonra buyuyunce para sorunu geliyor ondan falan degil. bunu ego veya kendimi ustun gormek icin soylemiyorum ama ben bu sorunu kismen de olsa halletmis biri ve o taraftan bir goz olarak bunun sorunun kaynagi olmadigini belirtmek istiyorum. evet parasizlik mutsuzluk yaratir bu kesin ama para olmasi mutlulugun azalma sorununu cozmuyorsa o zaman sebep paradir diyemeyiz. ve para sadece bir aractir. bugun elinize $10 milyon verseler ne yapacaginizi dusunun. cok buyuk ihtimal cevabiniz ya daha cok para kazanma ya da anlik bir keyif uzerine olucak ve aslinda sizi neyin mutlu ettigini cok da bilmediginizi farkedeceksiniz.

    - hayat sartlari, stres: bu da degil. diyorlar ki ogrenciyken daha gercek hayata girmedin, yasam boyle degil ivir zivir. hepsi palavra. yani herkes icin boyle olmayabilir tabi ama boyle bir kural yok ve isin daha da ilginci bu gercek olsaydi bile o zaman ogrencilikten sonrasinin daha cekici olmasi lazimdi cunku insan zorluklar karsisinda daha cok tatmin olur. benim icin okuldaki sinavlar, notlar cok daha stresliydi. zor bir bolumde okudum ve hala bazen ruyamda yarin final oldugunu gorup kan-ter icinde uyandigim oluyor. okul sonrasi is bulmaktir, sgktir, bedellidir, bunlar hep okulda cektigim strese gore cok daha minimal kaldi. tersi olan insanlar kizabilir ama sorunun ozu bu da degil.

    - cehalet: beni en cok kizdiran one surulen sebeplerden birisi. cahillik mutluluktur, iste comarlar cok mutlu cunku hicbirsey bilmiyor diyorlar. bence tamamen kendi herseyi bildigini sanan gerizekalilarin diger insanlari ezme cabasindan baska birsey degil. bir kere bir insanin cahil olduguna nasil kanaat getirebilirsin ki sen? az kitap okumak mi, az gezmek mi, senin partine oy vermemesi mi, senin bildigin birkac konsepti bilmemesi mi? bunlarin hicbirini yapmayip cok daha bilgin oldugunu dusundugum bircok arkadasim oldu. neyse, ama genel kabul gormus comar denilen koyde yasayan insanlari ele alalim. bu insanlarda bile yasini almis olanlari somurtuk gezip, hep bir sikintisi varken gencleri bagira cagira guler oynar, mustehcen sakalar yapar gerekirse ortaligi rahatsiz eder. ama net bir sekilde daha ‘mutludurlar.’ yani basimiz sikisti diye mutsuzlugun sebebini cehalete baglamak sacmaliktan baska birsey degil.

    - ask: gercek mutlulukla en cok yanyana getirilen kavram bu belki de. evet, bu olabilir ama ben asil sebebin bu oldugunu sanmiyorum. bu kurtarici rolu oynayan bir arac bence, din gibi mesela. yani bu olursa evet mutlu olursun, bu seni ic mutluluga ulastirir. ama bu olmasina ragmen ayni bizim aradigimiz mutluluk gibi 18-20 yasindaki askinla 30-40 yasindaki askin ayni olmaz. her ikisinde de mutlu oldugun icin farki anlamayabilirsin ama bunu hic tatmamis olan insanlar o yaslar arasindaki farki daha iyi anliyor iste. o yuzden ben aski doping gibi goruyorum, yani sorunun sebebi degil ama cozumlerden biri.

    peki neler olabilir?

    - genclik: bu gercekten sebeplerden biri olabilir, mesela fiziksel acidan veya hormonsal olarak belli bir yas doneminde sahip olunan ozellikler psikolojiyi ve dolayisiyla mutlulugu etkiliyor olabilir. buyumenin devam etmesine kadar artiyor ve sonra duruyordur belki. uzmanlik alanim degil ve pek bilgim de yok ama mantikli bir sebep gibi duruyor.

    - aliskanlik: bu da bence onemli sebeplerden bir tanesi. hayatta herseyin bir ilk tecrubesi var ve genelde ilk tecrubeler en guzelleri olur. (seks haric) ılk kez sigara-ot icmek, ilk kez yurtdisina cikmak, ilk kez vapura, trene binmek veya ilk kez alkol icmek gibi. zamanla bunlarin sikligi artinca da onemsizlesir normal seyler gibi gelmeye baslar. o yuzden belki de mutsuzlasmiyoruz ama herseye alisiyoruz.

    - hafiza: bir diger olasilik da belki dogal olarak hep guzel seyleri hatirladigimiz icin sanki eskisi cok daha guzelmis gibi geliyor bize. eger bu dogruysa hepimizin alzheimer olmasi lazim. buna cok katilmiyorum cunku universite yillarimda liseden daha mutluydum. yada degil miydim? bilemiyorum. evet eskiyi guzel hatirlama aliskanligimiz var ama bu kadar basit oldugunu dusunmuyorum.

    - aile: benim favori sebebim. bence insan bir sekilde kendini bir aileye ait hissetmediginde mutsuzlasiyor. bu gecmiste buyuk adamlarin, yazarlarin neden mutsuz kaldigina da mantiksal bir aciklama getirebilecek bir sebep. buyuk bir kismi bir ailesi olmayan insanlar cunku. gencken yada universiteyi bitirene kadar diyelim, hala arkamizda ailemiz var ve kendimizi o ailenin bir uyesi olarak goruyoruz. daha sonra ise ister aileyle yasayin, ister baska ulkeye gidin, isterseniz de hicbir sekilde evlenmemeye karar verin kendinizi o ailenin icinde goremiyorsunuz. cunku artik siz kendi ayaklari ustunde duran bir bireysiniz oyle veya boyle. ya yeni aile kurmaniz lazim yada ailesiz devam etmeniz lazim. yeni aileyi kurarsaniz tekrar mutlu olabiliyorsunuz -dogru bir evlilik ise- hatta yaslaninca mutlulugunuz katlaniyor, cocuklarinizin mutlulugu sizin mutlulugunuz oluyor. kuramazsaniz ise huzurlu ama eskisi kadar da mutlu olmadan bir sekilde yasayip gidiyorsunuz. tabi bu da sadece bir olasilik cunku hicbir sekilde sabahlara kadar dota oynayip cips yemekten alinan mutlulugun neden yillar ilerleyince artik alinamadigini aciklamiyor.

    - yalnizlik: bu da bakis acisina gore degisebilecek bir kavram. gitgide yalnizlasiyor muyuz, evet kesinlikle ama bunun sebebi kendimiziz, cevremiz degil. lisede ayri arkadaslar, universitede ayri, isyerinde ayri, sonra yeni is yerinde yine ayri arkadaslar var. ama ozlem duydugumuz eskilerde kalanlar oluyor genelde. onlardan uzaklasmis olmak bir sebep olabilir mi? belki. ama aslinda onlarin daha iyi oldugunu dusunmemiz de sadece bir yanilsama olabilir. yeni arkadaslarimiz belki cok daha kaliteli, daha kafa insanlarken sirf eski ortamdan dolayi eski arkadaslarin tadini vermedigi, ‘ayni mutlulugu olusturmadigi’ icin onlara daha mesefali kaliyor olabiliriz. bu sebebin tam bilemedigim ve kanitlayamacagim bir diger ornegi ise acaba hic dogdugumuz yerden ayrilmasaydik ve arkadaslarimiz da ayrilmasaydi ve hep gencken takildigimiz gibi takilmaya devam etsek ayni mutluluk devam eder miydi? filmlerde goruruz, birbirini hep kollayan serseri tayfa vardir ve birlikte cok mutludur veya koy kahvesine giden amcalari goruruz bazen hep sakalasirlar falan. ben, herkesin kendi dogdugu yerde kalip yasadigi cagi gormedigim icin cevap bu mu bilmiyorum ve bu tabi aile maddesiyle de icice gecebilecek bir konu ama onemli olasiliklardan bir tanesi kesinlikle.

    sonuc olarak sebep belki bunlardan bir tanesi, belki hepsi, belki de apayri birsey. ha diyeceksiniz ki o kadar yazdin ettin ne simdi cozumun? valla benim bir cozumum yok, olsa bunlari yazmazdim zaten. temennim umarim bir sekilde bir cozum buluruz ve birbirimize yol gosterebiliriz.

    benim planim ise bir sekilde eger disarida dogru bir kisi varsa bir sure onu beklemek. ben cok aradim ve yoruldum artik eger o disaridaysa herhalde bir sekilde bulur beni diyorum. ama belki de boyle birsey yoktur ve boyle oldugu gibi devam ederiz ona da tamamim. dedigim gibi mutsuz degilim, huzurlu bir sekilde ‘birseyler' eksik de olsa yasamak guzel bir deal bence. kesinlikle herkes mutlulugu bulmak zorunda degil. eger boyle devam ederse de -belki ayni durumdaki insanlara ilham olur diye yaziyorum- en buyuk istegim evlatlik bir veya iki cocuk alip yetistirmek. zaten dunyada yeterince ac mide varken yenilerini getirmek bencilce geliyor ve isin guzel yani bu sekilde bir aile kurmak icin bir ese ihtiyaciniz yok.
  • katıldığım tespit. hatta mutsuzluğa alışık hale geliyoruz zaman ilerledikçe. bazen ayağımıza gelen tüm mutluluk fırsatlarını tepiyoruz. azalarak bitiyoruz ama farkında değiliz.
  • her şeyin ilkini tüketiyoruz çünkü. hiçbir şey aşırı heyecanlandırmıyor, şaşırtmıyor. hiçbir kitap artık hayatını değiştirmiyor, hiçbir film eskisi gibi derinden sarsmıyor. sabit ivmeyle gitmek gibi..belki de bu huzurdur..