şükela:  tümü | bugün
  • tv, radyo, pc sesi ayarlarken, 5 ve katları sayılara denk getirerek dinlemek,

    merdiven çıkarken iki ayağında eşit sayıda basamak çıkması için uğraşmak.
  • şöyle bir düşündüm de bayaa takıntı bir insanmışım ben yahu. çoğu temizlik ve titizlikle ilgili sanki.

    tüm liste şöyle:

    - asla makyajımı silmeden uyumam. hastalıktan ölsem, sarhoşluğun dibine vursam yine de o makyajı silerim. bilinç altıma öyle bir işlemiş ki bu durum, mümkün değil makyaj varsa yüzümde yatağa giremem!

    - mutfakta kirli bulaşık kalmasına tahammül edemem. o bulaşıklar makineye girecek! yemek yaparken bir taraftan çıkan bulaşığı temizlerim, asla biten bir yemekle beraber dağılmış bir mutfak olmaz. misafir geldiyse ara ara hemen biten tabakları toparlar bulaşık makinesine yerleştiririm. misafir gidince de bulaşıkları toplamadan yatmam.

    - ütüsüz kıyafet giymem. evde giydiğim en basit şeyler bile ütülüdür. hele ki dışarıda giydiğim kıyafetler mutlaka ütülü olmalıdır.

    - sigara kokusuna tahammülüm yok. asla evimin- arabamın içinde sigara içtirmem kimseye. içmezsem ölücem dese, öl derim o derece takıntılıyım bu konuda. sigaralı bir ortama girdiğim anda tüm keyfim kaçar, yüzüm düşer

    - birinin yattığı yatakta çarşaflar değişmeden asla yatamam. o yastığa başımı koyamam

    - birinin birşey içtiği bardaktan/şişeden birşey içemem.

    - göze çektiğim eye liner eşit olmalı, arada fark varsa kafayı yerim. hele ki evden çıktıktan sonra fark edersem tüm gün kafayı takarım

    - terliyken, kendimi kirli hissediyorken sevgilimle yakın temasa geçemem. aynı şey onun için de geçerli.. önce duş

    - insanların kişisel alanıma girmesine tahammül edemem. fazla temas, belimin ellenmesi gibi hareketler bende sinir yaratır, anında ortamı terk ederim.

    - çok fazla insanın kullandığı tuvaletleri kullanamam (örneğin festival tuvaletleri)

    daha düşünsem baya çıkacak sanki ama ben bile durumdan ürktüm doğrusu.. en iyisi burada bırakayım :)
  • (bkz: sigara dumanı)

    inanılmaz mutluyken ve keyifliyken bir anda modumu tamamen alt üst edebilecek birkaç şeyden biri..

    kapalı mekansa zaten mümkünse gitmem veya en kısa sürede kaçarım. problem açık havada ortaya çıkıyor. kendi arkadaş çevrem bu konudaki hassasiyetimi bildiği için kendi masamızda oturma düzeni bana göre ayarlansa da yan masada keyifli keyifli sigarasını tüttüren ve dumanı pöfür pöfür bana gelen adama diyecek fazla şey olmadığı için bir anda ızdırap çekmeye başlıyorum.. tüm keyfim kaçıyor, boğulacak gibi oluyorum..
  • (bkz: kontrol takıntısı)

    kontrol takıntısı kadar enerji harcayan bir obsesyon türü var mıdır bilmiyorum. buna obsesiflik yavaşlık da deniyor. bu obsesyon türü sayesinde her şeyi kontrol ediyorum. kapı açık mı, ocak açık mı, çekmeyece koyduğum anahtar yerinde duruyor mu diye saatlerce bakmak, bilgisayardan veresiye defterine müşterinin borcunu doğru yazdım mı diye saatlerce bakmak, z raporunu aldıktan sonra dakikalarca fişi kontrol etmek...

    bu rahatsızlığı ilaç içerek yenmeyi hiçbir zaman düşünmedim. sadece bu takıntıyla yaşamayı öğrenmeye çalışıyorum. ama öğrendim gibi. eskisi gibi kontrol etme sürem uzun değil, kısa sürmeye başladı. bazen gergin ve stresli olduğum zaman bu kontrol etmem sürem artıyor. tabi çok bilmiş gibi "aman sktir et." demekle de olmuyor. bu konuda değişik fikri olan arkadaşlara açığım her zaman.
  • bi tane daha yazayım:

    dolaptaki elbise askılarının hepsinin aynı yöne bakması.

    bu çok fena.. bir tanesi bile ters kalsa gözüme uyku girmez..
  • miyopum ve lens kullanıyorum. lens kutularında sağ ve sol tarafı ayırt etmeye yarayan bir işaret mutlaka olur, sağ ve sol gözü farklı numaralarda olan insanlar karışıklık yaşamasın diye. iki gözüm de aynı derecede miyop olmasına rağmen lensleri her çıkarışımda sağ gözümden çıkardığımı lens kutusunda "sağ" yazan tarafa, sol gözümden çıkardığımı "sol" yazan tarafa koyuyorum. bu da benim serseri serbest stilim.