şükela:  tümü | bugün
  • bilimkurgu kulübünün türk bilimkurgu yazarlarından toplanan ve titiz bir eleme sürecinden sonra ithaki yayınları tarafından yayınlanan bilimkurgu öykü antolojisi.

    seçkide yer alan öykülerin sıralı tam listesi:

    ilk temas - ismail yamanol
    büyük peri - selim erdoğan
    dünya utanç günü - ruhşen doğan nar
    tanrıların doğuşu- orkun uçar
    bir sobieski deneyi - selin arapkirli
    angyra: geleceğin ütopyası - çağrı mert bakırcı
    hörgüç - murat doğan
    dünyanın gizli sahipleri - kadri kerem karanfil
    q.i.a.p. - feraye şahin
    a-t-g-c - gökcan şahin
    robomorfoz - ismail yiğit
    bin yılın buluşu cingöz - sinan ipek
    son yolculuk - mikail boz
    selfie - murat başekim
    ruh - aşkın güngör
    gaita - tevfik uyar
    matruşka - funda özlem şeran
    akıllı kapı - müfit özdeş

    bu seçkideki öyküler cidden dünya standardında. bir gün tümünü ingilizceye çevirip dünyaya erişmesine katkıda bulunmak da isterim.

    bilimkurgu ile uzaktan yakından ilgili iseniz kaçırmayın derim.

    edit: ithaki yayınları instagram'dan kapağını da paylaşmış. kitabın arka kapağında ise yüce ursula le guin'in ricamız üzerine bizzat bu kitap için gönderdiği mesajı bulabilirsiniz. ursula le guin'e kitabın bir kopyasını hediye edecektik ama ömrü vefa etmedi. bu mesaj muhtemelen le guin'in bir kitap için gönderdiği son mesaj olarak bilimkurgu tarihinde yerini aldı.

    https://www.instagram.com/p/bd5jhorhqec/

    2. edit: kitap 2. baskıya girdi. birinci baskıda yer alan hatalı sayfa da düzeltildi.
  • heyecanla beklediğimiz öykü antolojisidir kendisi. biz de kitap kapağını paylaşalım, çorbada tuzumuz olsun.

    yeryüzü müzesi
  • öykülerini çok sevdiğim, yazdığı her öyküyü ayrı biçimde beğenmeme rağmen en çok da bir kadın gözünden kurguladığı bilim kurgu işlerini hayranlıkla takip ettiğim bir yazarı da barındıran antoloji. bahsettiğim yazarın arkadaşım olmasının bana bedavadan gurur sağladığını da belirtmeden geçemem ama açıkçası kendisiyle arkadaş olmadan önce de öykülerini okurdum ve kendisine gıptayla bakardım. onun yer aldığı her işi takip ettiğim gibi bu antolojiyi de merakla ve heyecanla takip ediyorum, kendi öyküm bir kitapta basılıyormuş gibi seviniyorum ve diğer isimlere de göz atınca çılgın bir kitap olacağına daha da emin oluyorum, bir an önce çıksa da okusak.

    ayrıca bilim kurgu kulübünün de yalnızca internet üzerinde bir portal olmaktan ziyade öykü çevirileri ve antoloji çalışmaları da yapmalarını çok takdir ettiğimi belirtmeden geçemem, ithaki yayınevi işbirliğiyle ne güzel, tertemiz bir iş yapıyorlar, kendine "kulüp" adı veren her oluşum böyle üretici olsa keşke. bir de birisi beni bilim kurgunun ayrı mı, birleşik mi yazılacağına karar verip vermediğimiz konusunda aydınlatsa aşırı sevineceğim, tdk'ya uygun hareket edeyim diye çoğu bilim kurgu ortamında kendi kendimi baltalıyorum sanırım, hepiniz bilimkurgu diyorsanız bana da söyleyin lan.
  • yazar listesini görünce akla şampiyonlar ligi'ndeki ölüm gruplarını getiren kitabü'l şahane. hele hele müfit özdeş, orkun uçar, tevfik uyar, aşkın güngör ve evrim ağacı'nın kurucusu çağrı mert bakırcı isimlerini bir arada göreceğim hiç aklıma gelmezdi. bana ufaktan bir seyirtme geldi desem yeridir. *
  • bugün itibariyle satışa çıkmış bilimkurgu öykü antolojisi. buna rağmen ilknokta.com’un çok satanlarında en öndedir.
    türk bilimkurgu kitapları için bir milat olmasını temenni ediyorum.
  • kitabın hikayesine ne kadar saygı duysam da içindeki hikayeleri çok yavan bulduğum için pek sevemedim kendisini. tbd'nin öykü yarışmalarından çıkan işlerin - derlenen kitapların kalitesini çok daha yüksek buluyorum, tavsiye ederim.

    "ne ara okudun" editi: kitabın reklamını internette daha önce görmüştüm, "bulunca alayım" listesinde duruyordu. gündüz d&r'de görünce attım sepete. yayına çıktığı günde denk gelmek benim şansım (altered carbon'un türkçe çevirisi de aynı gün çıkmış, o da aynı sepetteydi). bi oturuşta da okundu bitti.

    "ama derlemelerde kötü eser de bulunur" editi: tabii ki. ama bir derlemenin kalitesini belirleyen şey de bu zaten. şöyle söyleyim, hani bazen bazı türk işi sinema filmleri oluyor, kurgusu ve genel atmosferi eh - izlenir seviyede, ama anafikri hikayeye yediremediği için filmin sonunda insanın gözüne soka soka, alabildiğine çiğ bir şekilde veriyor. kitaptaki öykülerin yarısında öyle hissettim. kimisinin karakter kurgusundaki sorunları (karakter iki sayfa sonra hiç sebepsiz 180 derece farklı davranmaya başlıyor), kimisinin hikaye anlatımındaki zayıflığı (anlattığı konuyu yarım bırakıp hiç bağlama gereği bile duymadan bambaşka yere zıplayanlar) falan es geçiyorum. yazarların hakim olmadıkları kavramları hikayede kullanmaya çalışıp da beceremedikleri kısımlarda iyice canım yandı. kitapta eseri bulunan yazarlar, lise öğrencisi değil, veya bu türdeki ilk eserlerini vermiş insanlar da değil. hal böyleyken de işte olaya "ama iyisi de kötüsü var" nötrlüğüyle yaklaşamadım.

    okumaya ve zaman harcamaya değecek bir kitaptır belki ama, sosyal medyada abartıldığı kadar değil.
  • türk bilimkurgu edebiyatı için değerli ve güzel bir katkı sunan eser.

    halen emeklemekte olan bir bilimkurgu edebiyatının varlığı söz konusu. dolayısıyla bilimkurgu için zamanın ve mekanın ötesinde yenilik arayan beyinler gereklidir. bu da ister istemez teknolojiye, bilime, yeniliğe ilgi duyan, ona zaman ayıracak bir insan tipi gerektirir. son zamanlarda hem bu kitabı çıkaran bilimkurgu kulübü, hem de farklı platformlardaki bilimsel konuları geniş bir halk kesimine yaymaya çalışan kişiler dikkate alındığında, bilimkurgu edebiyatında ister istemez bir genleşme olacağını öngörmek mümkün. o yüzden yayınevlerinin yeniliği hayal eden "aşkın hayaller" peşinde koşan bu toprağın insanlarına fırsat vermesi gerekir. uzun dönemde bundan onlar da fayda sağlayacaklardır. devamının gelmesi dileğiyle.
  • basılmasını heyecanla bekledik, basıldıktan sonra idefix adlı canavarın kitabı yollayabilmesini bir ay boyunca bekledik, bu süreçte buralarda "bilmem kaç şubat idefix rezaleti" başlıkları açmadan sabrettik, sonunda elimize geçti ve bir - iki günde yalayıp yuttuk!

    benim kitaptan haberdar olma sürecim, kitapta bir öyküsü bulunan arkadaşımın haber verişiyle başladı, "böyle bir oluşum var, benim de bir öyküm yer alacak," diye anlattığında epey heyecanlandım ve doğal olarak henüz basılmadan kitabı beklemeye başladım. öyküsü bu seçkide yer alan arkadaşım bilim kurgu öyküleri yazan, hatta bu dalda ödülü olan bir yazardı ancak diğer yazarlar hakkında önceleri hiçbir fikrim yoktu ki kitabın arka kapağı internette paylaşıldığında kitabı daha da büyük bir ilgiyle beklemeye başladım çünkü hiç yabancı olmadığım isimler de bu seçkiye dahil edilmişti. çeşitli dergilerden, internet sitelerinden, seçkilerden aşina olduğum yazarların da bu kitapta öyküleri olduğunu öğrendiğimde güzel bir kitap okuyacağımızdan emin oldum.

    kitapla ilgili söylenebilecek çok şey var, yerli bilim kurgu hakkında söylenecek şeylere kapı aralayacak şeyler, bu bir "türk yazarlar seçkisi" olarak oluşturulduğu için söylenecek hiçbir şey yerli bilim kurgu öykücülüğünden ayrı tutulamayacaktır. ancak tam da bununla ilgili bir şey söyleyerek başlamak isterim, öykülerde yöresellik ön planda tutulan bir detay olmamış ve ben bundan şikayetçi olmadım. türk yazarların bilim kurgu öykülerini okurken dünyanın herhangi bir yerinde yazılmış olabilecek öyküler okuduğunuzu düşünüyorsunuz, belki kimi yerlerde satırların aralarından çeviri tadı bile geliyor fakat bu bence bir kusur değil. bilim kurgunun kendine has evrensel bir dili olmasından kaynaklanan bir özellik olmalı bu, belki bir gelecek öngörüsü kim bilir, gelecekle ilintili öykülerde genellikle aynı üslubun kullanılması bir tesadüf olamaz, belki de yöreselliğin tamamen kaybolacağı evrenlere dair hikayeler anlatılırken türk olmanın ön planda tutulması bence saçma bile olurdu. bilim kurgu edebiyatı bence yöresel üslubu da ancak bir yere kadar kaldırabiliyor, hatta en çok kaldırabildiği yöresel üslup da bence uzak doğu kültürü ve oraların üslubu, hem teknoloji ve bilimde gelişmiş, hem de geleneklerine bağlı kalmış toplumların üslubu, kültürü, bilim kurguda sırıtmıyor ancak türk kültürüyle bir arada düşündüğümde, bence yöresel üslubu tadında yediremediğiniz bir kurgu, "türkler uzaya gitse ne olur? türkler geleceğe gitse ne olur? türkler uzayda mangal yaparken..." tadında bir parodi gibi kalıyor. işte tam bu sebeplerle bu kitaptan o kadar da yöresel bir tad alamamak benim canımı sıkmadı. ne güzel evrensel kalitede öyküler oluşturulmuş, hatta yine de türk kültürünün kendini belli ettiği öyküler var, türk tipi akrabalığın, türk şehirlerinin kültürlerinin, türk alışkanlıklarının yer aldığı hikayeler de yok değil.

    kitapta yer alan öyküler, bilim kurgunun her alt türünden en az birer örnek içeriyor diyebilirim, komedi öyküleri de var, siberpunk öyküleri de var, varoluşçu bilim kurgu örnekleri de var, korku da var, uzay operası da var, fütürist öyküler de var, distopya da var. bir tek steampunk örneği bulamadım galiba, hatta aklıma da geldi, türkçe yazılmış, türk kültüründen beslenmiş bir steampunk öyküsü bence çok yakışıklı olabilirdi, bu ülke ihsan oktay anar çıkarmış bir ülke... ancak o kadar güzel bir öykü seçkisi yapılmış ki, bilim kurgu edebiyatına pek yatkın olmayan bir okura türe giriş dersi niteliğinde bir seçki olarak tavsiye edilebilir, bir öyküyü beğenmese, beğeneceği başka bir öykü mutlaka olacaktır.

    en beğendiğim öyküler kitabın giriş öyküsü olan, adıyla okuyucuyu selamlayan ilk temas, bir black mirror güzellemesi gibi duran dünya utanç günü, sevgili arkadaşımın ilk kez bu kitabın sayfalarında okuduğum öyküsü bir sobeski deneyi, a-t-g-c, son yolculuk, selfie ve gülümseten gaita oldu. kimileri benzer üsluplara sahipken kimileri de birbirlerinden fersahlarca uzak kalemlerden çıkan bu on sekiz öyküyü ustalıkla seçip bir araya getiren bilimkurgu kulübü'nü çok içten bir şekilde tekrar kutlarım. seçkiye yerleştirilen son öykü müfit özdeş'e ait, usta bir bilim kurgu yazarını da konuk etmeleri, müfit özdeş'in de bu seçkiye katılmayı kabul etmiş olması ne kadar hoş. üstelik bu kitap için ursula k. le guin'in yazdığı bir arka kapak yazısı da bulunmakta ki zannedersem kendisinin aramızdan ayrılmadan önce bir kitapta basılan son yazısı bu yazı. ortaya oldukça özenli, temiz bir iş çıkmış ve bu işi bilim kurgu okurları olarak bağrımıza basmak da bizim içimizden gelen bir görev olmuş resmen, bunca özenli ve güzel bir kitabı beğenmemek resmen kibirlilik olur. kanımca ülkenin bilim kurgu edebiyatında usta kalemlerin yeni öyküleri ile birlikte taptaze kalemlerin okuyucuyla tanıştığı bu kitap, bu kadar sayılı örneği olan bir iş için pek üst raflarda, kitapta yer alan herkesin eline sağlık.
  • hayatım boyunca o kadar kitap okumuşluğum vardır ama beni ilkndefa önsiparişe yönelten kitap oldu.

    ilk temas, dünya utanç günü ve angyra: geleceğin ütopyası tam anlamıyla uluslararası düzeydeker. çok yakında bizzat şahsım adına (bkz: kahramangiller)de bir tanıtımını ve ayrıca ayrıntılı bir de incelemesini de yazacağımı belirteyim.

    devamının gelmesini bekliyorum.
  • başlangıç seviyesi bir bilimkurgu okuyucusu olarak epey beğendiğim ve keyifle okuduğum bir kitap oldu. özellikle beni etkileyen öyküler "bir sobeski deneyi","a-t-g-c" ve selfie oldu ama bunlar dışındaki öykülerin bir çoğu da güzeldi. tavsiye edilir.