şükela:  tümü | bugün
  • bir çocuk varmış, bir adamla anası babasını öldürmüş çocuğun, babasının kanı yerde kaldığı için babası hortlamış, yılan donunda, kertenkele, kurbağa donunda dolaşır olmuş, köylülerin rüyasına girer olmuş, çocuğun anasını öldürmesi gerekirmiş ama yapamamış, köyden kaçmış, köyden kaçarak anasını öldürmüş, bilirmiş ki o gidince anasını öldürecekler, parça parça yapıp yılanlara atacaklar anasını.

    - - -

    esme öldürülmez. esme dünya güzelidir. tanrı bin yılda yaratmıştır esme'yi.
  • hakkında bu kadar az entry girilmesine inanamadığım, muhteşem, şiirsel bir yaşar kemal eseri.
    okurken kendinizi o kadar kaptırıyorsunuz ki yer yer usta*nın betimlediği taş kokusu buram buram burnunuza geliyor.
    okumadıysanız yarın ilk işiniz bu kitabı edinmek olmalı.
  • babaannesi ve amcaları tarafından annesini öldürmeye zorlanan,hasan adındaki 11 yaşındaki çocuğun hikayesini anlatan türkan şorayın yönetmenliğinde filmi de çekilmiş olan yaşar kemal romanı.
  • 102 sayfalık soluk soluğa okunabilecek bir kitap, bir konu ama gelin görün ki "acaba annesini öldürecek mi?" sorusunu sorarak okuduğunuz bu kitap sadece "evet" diye bitiyor gibi. hayır, o canlı betimlemeler, anlatımlar, diyaloglar, karakterler, toplumsal sınıf tahlilleri kitabın ana konusunu teşkil eden sorunun cevabına geldiğinde kirp diye kesiliveriyor nedense. keşke üstad daha canlı, daha vahim, daha acıklı tasvir etseydi kitabın sonunu, hoş sondan başa giden bir kurgusu da var belki ama hasan'ın psikolojisini merak ediyorum şu anda. bana ne 3 kızı 3 oğlu olduğundan, biçerdöverlerinden falan? herif anasını vurmuş arkadaş, deş bakalım içini ne var adamın içinde?
  • sonu ile beni yanıltmamış olan romandır, zira yaşar kemal kitap sonu konusunda gerçekten de sorunludur. bütün kitap boyunca beni resmen çukurova'ya götüren yaşar kemal, kitabın sonunda beni tekrardan ankara'nın bozkırına bırakmayı başarabilmiştir. tencerenin kaynayışını 3 sayfada betimleyen yazar, kitabın sonuna ise sadece 2 satırı uygun görmüş ne yazık ki.
  • toplumsal cinnetin neden olduğu olayları anlatan bir roman. bilinç akışı tekniğiyle yazıldığı için okuması oldukça zevklidir.
  • "(...) yaşar kemal 1950'de adana'da bir hapisahane arkadaşından yılanı öldürseler'de işlenen töre cinayeti motifine esin kaynağı olan hikayeyi dinlemiştir. romana ilişkin sorularım üzerine annesini öldürmekle suçlanarak hapse giren on-on bir yaşlarındaki bir çocuktan öykünün gerçek bir olaya dayandığını öğrendiğini açıkladı. çocuk, bir haftadan fazla bir süre konuşamamış. hapishane avlusunda geçirilen vakitlerin birinde y.kemal pişirdiği yemeği çocukla paylaşmayı teklif etmiş ve çocuk o zaman konuşmaya başlamaya çalışmış. ilk başta onun sürekli ağladığını hatırlıyor ve devam ediyor:
    -'geçmiş olsun' dedim. sonunda 'annemi öldürmedim ama sana, benim yaptığımı söyleyeceklerdir. ailem beni silahla ileri sürdü ama tetiği onlar çekti. annemi asla öldürmem.' diyebildi. bunları hakime anlatması gerektiğini söyledim ama orada konuşamadığını, ağlamaktan başka hiçbirşey yapamadığını söyledi. 'bunları ben yazarım, sende hakime verirsin ' dedim."

    (dr. a. clare brandabur, adam sanat dergisi, sayı 175, haziran 2000, syf.49)
    çeviri: soner yaşar
  • yaşar kemal’in 1950 yıllarında kozan hapishanesinde yatarken tanıştığı annesini öldüren bir çocuğun hayat hikayesinden esinlenerek yazdığı romanı.

    kısa olmasına rağmen inanılmaz yoğun bir roman.

    ayrıca yaşar kemal’in babası da tıpkı bu romandaki hasan gibi beş altı yaşlarında iken cinayete kurban gitmiş, yaşar kemal de annesi ile yaşamaya başlamıştır. bu nedenle romandaki hasan ile yaşar kemal’in hayat hikayeleri çocukluk günleri açısından hayli benzeşiyor.

    romandaki seçilen mekan yaşar kemal’in doğup büyüdüğü osmaniye'nin hemite köyü. romanda üzerinde en çok durulan anavarza kalesi ve kayalıkları da hemite köyünün çok yakınında. yaşar kemal’in de çocukluk yıllarında sık sık gitmiş olması gerektiği bu kayalıklar romanın en ilginç bölümlerinin ve betimlemelerinin yapıldığı yerlerdi
  • yaşar kemal'in abidin dino desenleriyle süslenmiş oldukça sürükleyici romanı.
  • müzikleri zülfü livaneliye aittir. ferayeye selam olsun*