şükela:  tümü | bugün
  • tarkovsky'nin bir mülakatında en sevdiği film olarak bahsettiği bir alexander dovzhenko filmi
  • (bkz: novaya zemlya)
  • aleksandr dovzhenko'nun zemlya filmi üzerine
    büyük bir laf olabilir ama günümüz bağımsız yönetmenleri dovzhenko’nun pelikülünden bir kez olsun bakmıştır diyebilirim. toprak filmi sessiz sinemanın başyapıtlarındandır. uzun çekimlerle duygusal yoğunluk verilmeye çalışmış. hızlı kesmeler kullanılmış. kamera günümüz yönetmenlerinin yaptığı gibi çekim yaptığı yerde unutulmuş gibi görüntüler kaydetmiştir. donuk kareler çok kullanılmış, opanos kapanışa doğru kameraya bakmıştır.(burada mesafeli anlatımdan söz edilmese bile kameraya bakarak konuşan opanos için self-reflection yönlendirmiştir diyebilirim) dönemin sorunlarını filmin arka fonunu oluştururken yönetmen asıl değişime odaklanmıştır. devrin dönmesi-değişmesi- gerektiğini ortaya koymuştur. non-komformist olan yönetmen kendi gibi bir baba ve oğul yaratmıştır. filmin başlangıcıyla dede ölür yani sembolik olarak eski olan; saban, orak, öküz ölür. yeni nesil olan genç vasili, traktör gelir. vasili dönemin tarım tekniklerine karşı traktörü –teknolojiyi- savunur. buna karşı olan toprak sahiplerinden thomas traktörün gelişini teknolojinin gücünü hazmetmeyip vasiliyi yani sembolik olarak teknolojiyi, ileriyi öldürür. nasılsa düzen öyle devam etmesi gerektiğini savunur. yıl 1930 yer rusya; insanlar daha film nedir bilmiyor. dovzhenko ise tanrı’yı sorguluyor. tanrıyı saymıyor. ‘tanrı yoksa papa da yoktur’’ diyor. vasili’nin babası opanos ileri görüşlü oğlu için kiliseye ve günün genel geçer kurallarına karşı oğluna ‘yakışır’ yeni yeni bir cenaze töreni yapar. filme ismini veren toprak hem öldürüyor hem can veriyor. ölüm ile kalımda toprak üzerinde oluyor. filmin sonlarına doğru cenaze, doğum, yas ve toprak sevici bir burjuvanın haykırışlarına paralel kurgu ile şahit oluyoruz. bunlar biterken. doğa sanki vasili için ağlar. ve değim yerindeyse –ki bence bu değim az- bardaktan boşanırcasına yağmur yapar. yağmur elmaları döver gibi izleriz. bu elma metaforu kanımca havva’nın yasaklı meyveye, ilk günaha bir gönderme olarak yapılmıştır. zamanında film kişisel tatmin olarak eleştirilmiş olsa bile günümüz eleştirmenleri filmin hakkını vermiştir.
  • 1930 yapımı yönetmeni aleksandr dovzhenko olan sscb filmi. sovyet devriminin rus köylüsü üzerindeki etkilerini pastoral ve lirik bir dille anlatan destansı bir yapım.
  • rusçada "yeryüzü" anlamına gelen bir kelimedir.
  • zemlya(toprak) 1930 yapimli bir dovjenko filmi. genel hatları itibariyle sovyet kolektivizminin ilk adımları olan tarımda traktör kullanımının baslangıc sürecine odaklanıyor. bir rus köyüne gelen ilk traktör, köydeki kulaklar ve kolhoz destekçilerini karşı karşıya getiriyor.

    filmin ve yönetmenin içkin estetiğine karşın film, komünist propaganda ve kampanya sürecinin bir parçası. filmi daha net anlayabilmek için dönemin gerçeklerinden biraz haberdar olmak mühim. bolşevizmin yıkılıp sovyet rusya'nın kurulmasıyla, marksist-leninist ideolojiye bağlı gelişen hamleler zamanla kendisini iyice hissettiriyor bu dönemde. filmin ele aldığı meseleler 1926 ila 1931 yılları arasında vuku bulmakta. sovyet iktidarının amacı köylüler ve çiftçiler arasında kümülatif bir mülksüzleşme oluşturmak. bunun önündeki en büyük engel de varlıklı, elde avuçta birikim sahibi olan ve kulak denilen çiftçiler. kulaklar, sovyet iktidarının nihai gayesi olan kolektif tarım birliği yani kolhozların dışında bir yapılanma. sermaye ve güç sahibi oldukları için bu yapılanmanın içinde yer almıyorlar. işte sovyet rusya'nın sinemayı adeta bir doçka niyetinde propaganda malzemesi yapmasının civcivliği burada başlıyor.

    dönemin öne çıkan ismi dovjenko, eski bir ressam. zaten o yılda sansür kurulundan habersiz adım atamazsın. sinemada sadece sovyet için yapılıyor. yönetmen, gazetede okuduğu bir haberden ilham alıp yazıyor, maddi kaynak bulacak. zaten iktidar dünden hazır. filme temelden yerleştirmek istedikleri mesajları sokuyorlar. sonra ciddi de bir maddi destek ile uğurluyorlar. buraya kadar işin rasyonel kısmı tabii, sonrası biraz sanatsal bakış açısı ile değerlendirebilir. dovjenko, modern sinemada dahi kullanılan duygu-yakın plan ortaklığını sıkça kullanıyor. çok başarılı bir montaj inceliği mevcut ki zaten ruslar o dönemde bu işi sıklıkla beceriyorlar. pastoral ve liriksel bir anlatım dilinin yanında, gerçekten güzel mizansenler de oluşturmuş. şahsi fikrim eisenstein'a verilen fırsat ve destekler dovjenko'ya verilseydi çok daha güçlü bir kampanya yüretebilirdi komünist çıkarlar adına. elbette sadece bu tarım-sınıf-kolektivizm meselelerinin yanında, tanrıtanımazlık, ruhban eleştirisi, döneme göre çok nobran bir çıplaklık da mevcut filmde. mesaj verme amacı, ideoloji yüceltme, sovyet ve komünist oportünistlik filmin son bölümünde adeta tavan yapıyor. zira o dönemde yaşayan bir rus olup bu tür sahnelerden etkilenmemek elde olmazdı sanırım.