şükela:  tümü | bugün
  • tanker patlaması sonucu 2 otobüsün yandığı ve çok sayıda ölü ve yaralının olduğu söylenmekte.

    --- spoiler ---

    son dakika: diyarbakır, lice'de karayolunda bir tanker patladı, yoldan geçen iki otobüs alev aldı, çok sayıda ölü ve yaralı var.

    --- spoiler ---

    kaynak

    edit: cnnturk'e göre en az 60 yaralı mevcut.

    cnnturk
  • ölü ve yaralı sayısının artmaması dilenen patlamadır. insanları ölürken bile nasıl -türk olmaması diyerek ırkına ayırıyoruz bu da bizim ayıbımız sanırım.
  • henüz hakkında çok fazla bilgi sahibi olmadığımız patlama. çok sayıda yaralı var deniyor. daha vahim bir sonuç ile karşılaşılmasından korkuyorum.
  • acının ırkı olduğunu düşünen varlıkları bize gösteren patlamadır.*
    yaralıların sevk edildiği diyarbakır eğitim ve araştırma hastanesi normal zamanlarda bile yoğun hasta trafiği sebebiyle çoğu konuda yetersiz kalırken****
    hastanenin bu gibi olağanüstü durumlarda nasıl bir hizmet vereceğini düşünmek dahi istemiyorum.
  • bu nasıl bir talihsizliktir ki 2 yolcu otobüsüne denk gelmiş. çok ama çok üzüldüğüm kazadır.
    allah yaralananlara acil şifa versin. umarım hastaneler yeterli gelir. yanmak nasıl bişeydir ya. çok feci çok
  • yaralılara şifa dilediğim kazadır; insanlar ağır yaralı; elimiz-kolumuz ufacık yansa dayanamıyoruz, nasıl ve ne hakla müstahak deniyor anlamıyorum ki?
  • ölenlerin sayısı 26'ya çıkan, unutulan kaza.
  • o günlerde basına “direksiyon hakimiyetini kaybeden sürücünün tankeri devirmesi ve yola yayılan gazın bir yolcunun sigarası yüzünden patlaması” şeklinde yansıyan fakat aslının farklı olduğuna ilişkin rivayetler dolaşan facia.

    gazeteci ahmet takan konuyla ilgili şunları yazmış:

    "patlamanın olduğu yerde, her zamanki gibi pkk militanları yol kesme faaliyetlerini icra ederken, otobüs şoförleri tepki göstererek “ekmek paramızla oynamayın. bizi mağdur ediyorsunuz” diyor. bu tepkiye kızan teröristler de ceza ve gözdağı olsun diye tankeri devirip eylemi gerçekleştiriyor. acı bilanço ve “çözüm süreci”ni koruma ve kollama faaliyetleri ise pkk eylemini örtme, ölü sayısını zamana yayarak duyurma ile devam ediyor."
  • üzerinden yaklaşık iki buçuk yıl geçen facia. bir tanıklığımı anlatacağım. katliamdan "yaralı" diye sağ kurtulanlardan muhammet'in ve annesinin hikayesi.

    yazmadan önce şöyle haberlere bir baktım. genel olarak 1 ölü 67 yaralıdan bahsediliyor. ilerleyen günlerde yanık yaralarından ötürü hastanelere kaldırılan bu yaralılardan toplam 37 kişi daha öldü. ölenlerin arasında muhammet'in babası da var.

    muhammet'in annesiyle geçen sene bugünlerde tanıştım. biz 10 ekim 2015 ankara barış mitingindeki patlama -katliamdır o katliam- sebebiyle hacettepe hastanesi acil girişinin hemen yanındaki merdivenlerin dibine kriz masası kurmuştuk. katliam sebebiyle hastanelere gelen ailelere yardımcı oluyor, çay, kahve, yemek dağıtıyorduk.

    kadın bizim kurduğumuz yardım masasının yanındaki merdivenlerde ağlarken dikkatimi çekti. neyi olduğunu sordum. kan bul bana, dedi. oğlu ameliyat olacakmış. iki üç ünite kan istemişler kadından. ankara'da kimsesi olmadığından kanı nasıl bulacağını bilmiyor, çaresizlikten ağlıyordu.

    günün öneminden ötürü etrafımız zaten kan vermek isteyen gönüllülerle doluydu. muhammet'e kan verildi. birkaç gün sonra da ameliyata girdi.

    kazanın üzerinden 14 ay geçmiş ve muhammet 12. ameliyatına girmişti. bu ameliyatta gövdesine yapışmış olan kollarını gövdesinden ayırdılar. bir sonraki ameliyatta muhammet'in ellerini karnına gömüp vücudunun ellerini canlandırması amaçlandı.

    muhammet'in beden bütünlüğüne dair tek bir şey söyleyeceğim. vücudunda yanmayan -erimeyen- tek yeri ayakkabılarının koruduğu ayakları. o da bileğe kadar. iyi ki sandalet giymiyormuş.

    14 aydır muhammet ve annesi hastanedeydi. muhammet yatakta, annesi de hastane koridorunda boş hastane koltuğu yakalayabilirse o koltukta yatıyordu. battaniyesi var mıydı, sormadım. kılık kıyafetlerini hastane tuvaletinde yıkıyordu. kadın 14 aydır hastane koridorlarında yaşıyordu.

    genel ihtiyaçlarını sorduk. muhammet'e terlik, fanila falan. iç çamaşırları beyaz olmasın, hastanede yıkamak çok zor oluyor, dedi. kriz masası deposundan bu ihtiyaçları karşıladık.

    muhammet ara ara taburcu oluyor. bazen bingöl'de, bazen diyarbakır'da hastanelerde yatıyor. ameliyat zamanlarında ankara'ya geri dönüyor. en son ankara'ya geliş sebepleri mahkemenin istediği sağlık raporunu almak için. mahkeme yatış vermediğinden otelde kalmışlar. muhammet ancak yanında biriyle tuvalete gidebilecek kadar yürüyor. otelden hastaneye, hastaneden otele taksiyle gitmişler. o arada bingöl'deki evleri yanmış. yerel gazetelere, televizyonlara bu sefer de yangınla haber olmuşlar. bingöl'de ufak bir yardım kampanyası düzenlenmiş, 900 lira toplanmış.

    biraz önce konuştum annesiyle, paran pulun var mıydı bari, diye sordum. bütün bunları patlamada ölen kocasından kalan 900 lira emekli maaşıyla yapıyormuş.

    neyse mahkemeye raporu sunmuşlar ama bu sefer de cemaat operasyonlarından ötürü hakimler, savcılar açığa alındığından mahkeme bir kez daha ertelenmiş. kasım ortasında mahkeme tekrar görülecekmiş. sigortadan tazminat alabilirsem paraya ihtiyacım olmaz, diyor.

    önümüzdeki ay tekrar ankara'ya gelecek. bir ameliyat daha olacak. 15'i buldu ameliyatları. bu sefer içe doğru eline yapışık olan parmaklarını ayıracak doktorlar. iki üç ay ankara'da kalmaları gerekiyormuş. kasım'dan ocak'a kadar. "1+1 ev bul bana, hastaneye yakın olsun" dedi. ev bulmaya bulunur da, bunun eşyası var, hastaneye gidip gelmesi var. nasıl yaparlar acaba?