şükela:  tümü | bugün
  • kimse; 15 yıllık akp iktidarının yaptıklarını anlatmamı beklemesin. çünkü çok uzun ve buna zaman ayırmak istemiyorum. ab ile oluşan krizler, belirli bir yasayı olmayan, kendi arasında whatsapp grubu kuran şangay beşlisine girmeye çabalamalar derken bu süreçte suriye içerisinde ki verdiğimiz saçma bir savaş. ee tabi ekonomi oldu darmadağın, dolar yaptı tavan. dışa bağımlı bir ülke olduğumuz bir kere daha kanıtlandı. bu arada ülkece gıda ve su krizine gireceğimiz açıklandı iyi mi. bu ülkenin genç beyinleri olarak, nükleer santral ve termik santrale karşı olma nedenlerimizi anlamışsınızdır umarım. ve kaçınılmaz ekonomik krizin başlangıcı. fabrikaları yabancı ülkelere peşkeş çekerken, alt tarafı kiralıyorlar canım diyenler sizlere sözüm, günaydın. tansu çiller ve ecevit zamanı yaşanan krizi yaşayıp hala ders almamış abilerim ablalarım sizlere de selamlar. küresel ısınmadan en çok etkilecek ülkeyiz demişti bu ülkenin bilim adamları, olur mu yahuu, kışlar daha sert geçiyor ne alakası var diyen bey amca, yazlarımız daha da sert geçiyor. bir dost. tabi dolar yükselince, kiralarını dolardan alan ev sahipleri kötü haberimiz size evleriniz boşalacak yakında bir emlak krizi bekleniyor nasılsa. türkiye'ye silah satışını durduralım diyen avusturya parlemantosuna karşılık, kendi silahımızı üretmemiz lazım diyen bakanım seviyoruz sizi ama nasıl olacak o iş. incirlik bile bizim değilken nasıl yapacaksınız merak ediyorum. bundan on yıl önce deniz suyunu içme suyuna çevirebiliriz diye gelen, genç yatırımcı türk beyinlerini ama haram diye geri çeviren siyasetçilerimiz, biraz gelecek odaklı lütfen biraz geçmiş dünya tarihinden ders odaklı düşünelim. rant odaklı düşünen beyinler olmak yerine, hani hep din odaklı değilde bizim için yaratılan dünyayı korumak adına çalışın. gerçekten nedir türkiyenin yolu. düzeltmeleri beklerim ayrıca sevinirim.
  • özetle türkiye'nin yolu yol değildir.
  • erdoğan abd’nin kuramlaştırdığı, ab’nin desteklediği “ılımlı islam” kuramının bir projesi olarak siyasi arenadaki yerini aldı. “yeşil kuşağın” bir militan kadrosu olan erdoğan eliyle ve yaratacağı prototiple bütün islam dünyasında egemen hale getirilerek, sovyetler birliği'ne karşı yaratılmış “yeşil kuşak”, petro dolarlarla oluşturulmuş “yeşil sermayenin”; sovyetlerin yıkılmasından sonra oluşan global dünya sistemine entegre edilmesi planlandı. erdoğan abd ve ab’nin söz konusu kuramını hayata geçirebilmek ve bütün islam alemine örnek teşkil edecek projenin prototipi olarak belirlendi. türk ceza kanununa göre “siyaset yasaklı” birisi konumunda iken: ab ve abd medyasının yüksek düzlemli reklamları, global kapitalizmin sermaye ve siyasal desteği ile türkiye ve bölge, özellikle de abd ve ab’nin göz bebeği olan israil devlet başkanı şimon peres’e “one munite” dedirterek arap dünyasının liderliğine de büyütmeye çalıştılar. aslında abd ideologlarının onlarca yıllık çalışmaları ile üretmiş ve kapitalist emperyalist dünyaya da benimsetmiş oldukları “ılımlı islam” kuramını hayata uyarlamanın çok önemli bir projesi idi erdoğan. o nedenle emperyalist sermaye için çok önemli bir plan olan bop’un “eş başkanı” yaptılar.

    mevcut durumda: sadece erdoğan’ın gemisi batma süreci yaşamıyor, erdoğan’la birlikte abd ve ab’nin bop kadar, hatta bop’tan da önemli bir projesi daha batıyor. kuşkusuz bop projesi on milyarlarca dolara mal oldu. fakat erdoğan projesine de çok harcamalar yaptılar. erdoğan’ı paraya boğdular. iki de bir kürsüye çıkıp, rakamları peşpeşe sıralayarak aradaki uçuruma dikkat çekerek, kendisinden önceki yönetimleri kastederek “nereden nereye” zılgıtı çekiyordu. söz konusu paraları g. kore ve çin gibi, türkiye’nin kalkınmasına, büyümesine harcamak yerine: ayakkabı kutularına, “sıfırla oğlum” çabalarına, yatak odalarındaki para sayma makinalarına, havuz medyasına, yandaş yaratma masraflarına harcadı. bütün bunlarla yetinmedi, durakta trenden atlayarak putin limanına yanaşmaya, şanghay sığınağına girmeye başladı. bunlar artık “bardağı taşıran” son damlalar oldular. emperyalizm açısından deniz bitti, erdoğan gemisi karaya oturdu. şimdi de ab ve abd emperyalizmi kendi elleri ile yapıp yüzdürdükleri , erdoğan’ı da kaptan köşküne oturtmuş oldukları “ılımlı islam” gemisini batırmaya çalışıyorlar.

    söz konusu gemiyi nasıl ve hangi yöntemle batırmaya çalıştıkları da ortaya çıkmış durumda. bop projesi saddam’la başladı, fakat saddam’ın sonu ile de bitti. “ılımlı islam” projesi de erdoğan’la başladı, fakat erdoğan’la da bitecek. erdoğan’ın sonu da saddam’ın sonu gibi olacak, ama türkiye’nin sonu ırak’ın sonu gibi olmayacak. erdoğan’ın sonunun saddam’ın sonu gibi, fakat türkiye’nin sonunun ırak’ın sonu gibi olmayacağının tek bir nedeni var: ırak’ta savaşla kırıp döktükleri pazar, pazar ürünleri, sermaye vb. gibi her şeyin ırak’a; türkiye’deki pazar, pazar ürünleri, borsa, banka sistemi vb. gibi her şeyin büyük bölümünün emperyalistlerin kendilerine ait olmasıdır. türkiye global kapitalizmin çok önemli bir pazarı durumundadır. erdoğan söz konusu pazarın tadını biraz kaçırdı ama, globalizm türkiye pazarından vazgeçmedi. o nedenle de pazarı değil erdoğan’ı baypas etmeye koyuldular. böylesine bir sürü yatırımlarla oluşturulmuş, avrasya, ortadoğu ve afrika’ya da açılabilen, başta otomotiv ürünleri olmak üzere taşıma harekatının türkiye’de üretmiş olduğu bütün ürünleri asya, avrupa, afrika gibi kıtaların pazarlarına ulaştıran bir pazarı erdoğan ve putin’e bırakacak gibi gözükmüyorlar.

    erdoğan’ı saddam gibi, fakat türkiye’yi ırak gibi yapmamak için erdoğan’ı savaşla değil, ekonomi silahı ile giderme yolunu seçtiler. bunun ilk adımını ap’nin erdoğan türkiyesi ile müzakere sürecini dondurma kararı almakla atmıştır. bu kararı: yatırımları durdurma ya da yavaşlatma, kredileri kesme, bankaların faiz yükseltmelerini sağlama, borsayı çökertme, sıcak para akışını durdurma, hatta çok ileri bir zamanda zorunlu kalınca ambargo uygulama gibi uygulamalarla erdoğan’ı sistemle birlikte çökertirler. böylece erdoğan saddam kıvamına gelir, fakat türkiye global dünyanın ulus ötesi global sermayenin pazarı olma konumunu korumuş ve ırak gibi olmamış olur. aslında saddam’a uygulamış oldukları oyunun bir benzerini erdoğan’a da oynadılar. bütün dangalak diktatörler gibi erdoğan da afra tafra hastası. özellikle de emperyal gözükme, mümkün olduğunca da işgalci olma hastalığı saddam gibi erdoğan’da da var. saddam’ın gözü kuveyt’te idi. eskiden kuveyt bağdat’a bağlı bir belde durumundaydı. ortadoğu’da sınırlar ingiltere tarafından cetvelle çizilirken petrol rezervleri üzerindeki bütün şeyhliklere birer devlet statüsü kazandırıp, bm üyesi yaptılar. ve onlara oy hakkı da tanıdılar.

    kuveyt de bu uyduruk devletlerden birisidir. ama emperyalist dünyanın kabul ettiği, bm’nin bir üyesi olarak önem verdiği bir ülkedir kuveyt. buna rağmen abd saddam’ı, kuveyt’i işgal etmesi için teşvik etti. saddam kuveyt’i işgal ettikten sonra da “derhal çık” dedi. çıkmayınca vurdu, sonu belli. aynı oyunun bir benzerini de erdoğan’a oynadı. erdoğan “suriye iç sorunumuzdur” diyerek “emevi camisi namazı” gibi gerekçeler yarattı, babasının oğluna demesi gibi suriye devlet başkanına “eset git” diye efelenerek suriye üzerinde osmanlı'nın mirasçısı gibi emperyal bir tavır sergiledi. abd erdoğan’ın bu hevesini bilerek körükledi, körüklemekle de kalmayıp, savaş uçakları ile destek vererek cerablus’a soktu. abd’nin planlı desteği, putin’in izniyle girmiş olduğu cerablus’ta erdoğan’ın afra tafraları kıyamet alameti oldu. rakka’yı, musul’u, membiç’i hedefe koydu, hepsini kısa sürede fethedeceğini tekrar tekrar beyan etti. neyse onlar olmadı, el bab olsun dedi. fakat şimdi el bab’da da “kim vurduya” gitmiş durumda. her gün türk askeri öldürülüyor. kimin öldürdüğü belli olmuyor. havuz basınının bir kısmı rusya’nın, bir kısmı abd’nin, bir diğer kısmı da suriye rejim güçlerinin vurduğunu iddia ediyorlar.

    bu “kim vurduya” gelme karambol durumu karşısında şaşkınlaşan erdoğan telefonla putin’i arıyor, putin sadece “baş sağlığı” dilemekle yetiniyor. yine de fail belirlenemiyor. böylece erdoğan’a iki ciddi cepheden savaş açılmış durumda. birisi emperyal poz vermek istediği suriye, diğeri ise ekonomik savaş. bu her iki savaş cephesi de öyle dizayn edilmiş ki, erdoğan ve devletinin kurtulma şansı hiç yoktur. suriye’de” kim vurduya” getirilerek her gün türk askeri öldürülürken, şimdiye kadar hiçbir şey dememiş, yazmamış bazı yazarlar “el bab’da ne işimiz var” diye yazmaya, sorgulamaya başladılar. tabi ki bu sorgulama burada kalamayacaktır. asker aileleri arasında da yankı bulacaktır. erdoğan yakın gelecekte suriye carablus ve el bab’ın da emperyal havasını, dünyada ve yandaşlarının hiç olmazsa bir kısmının nezdinde bütün prestijini kaybedecektir. bu erdoğan için büyük bir maneviyat kaybı ve mitos yıkımı olacaktır. ab’nin başlatmış olduğu ekonomik savaşla da erdoğan, rakamları peşpeşe sıralayarak “nereden nereye” palavrasını atamaz hale gelecektir. bütünü olmazsa bile bir kısım yandaşları “nereden nereye” palavrasının erdoğan’ın değil, ab’nin olduğunu görecek, kendine gelecektir.

    erdoğan’ın başkalarının kucağına oturarak, nasıl ahkam keserek kendilerini kandırdığını daha net olarak görecektir. belki her şey “yağdan kıl çeker” gibi kolay olmayacaktır, fakat her hal ve şartta türkiye ırak olmayacaktır. olmayacaktır çünkü globalizmin erdoğan’a yönelik planı, özetlemeye çalıştığım gibi üç aşağı beş yukarı net hale gelmiş durumda. erdoğan, emperyalizmin önemli bir projesi olarak batma süreci yaşarken, emperyalizmin de hem türkiye’de, hem bölgede, hem de genel olarak islam dünyasında var olan eski planları tıpkı bop planı gibi çökmüş olacaktır. tabi ki emperyalizm bu durumda elini koynuna sokup beklemeyecektir, yepyeni projelerin peşinde koşması kaçınılmaz olacaktır. abd, ab ve rusya’nın bölgeye yönelik bir plan üzerinde anlaşarak, bölgeyi yeniden dizayn etme, islam üzerinde laiklik temelinde rönesans gibi bir gelişme ufukta gözükürken, türkiye için başlıca planı; erbakan’a yaptığını erdoğan’a da yapmak gibi gözüküyor.

    türkiye parlamenter sisteminin başlıca muhalifi hdp idi. erdoğan hdp’yi bu nedenle hedef aldı ve belli ölçüde de hırpaladı. mhp zaten erdoğan’ın kervanına katıldı. chp’nin, boşver muhalifliğini, doğru dürüst tüzel bir kişiliği bile yoktur. o nedenle tek seçenek olarak erbakan örneği kalıyor. daha şimdiden akp içinde belli çatlaklar oluşmuş durumda. ekonominin baskıları arttıkça akp içi yarılmalar da derinleşeceğe, türkiye bir erbakan örneği daha yaşayacağa benziyor.