• ktü tıp fakültesi ruh sağlığı ve hastalıkları anabilim dalında yardımcı doçenttir. felfecir bakışları ve öğrencilere karşı katı tutumuyla ün salmıştır. kendisi edebi birikimini kurduğu cümlelere yansıtınca içiçe birleşik cümlelerden daha komplike cümlelerle bizi konu anlatır. tabii bu da öğrencinin daha çabuk dersten kopmasına ve ders sonrası o hoca hakkında hiç de iyi olmayan düşüncelere sahip olmasına yol açıyor. hoş ben elimden geldiğince tutunmaya çalışıyorum ama bazen bu çabalarım nafile kalabiliyor. kendisi hacettepe mezunu ve anabilim dalı başkanıdır. öğrencilere kızdığı zaman dersi bırakıp gitmesi sık görülen bir semptomudur.
  • anadolu üniversitesi iktisadi idari bilimler fakültesinde yardımcı doçenttir. fakat çoğu profesöre taş çıkartır. öğrencilerle iletişimi de gayet iyidir. zira kendisiyle derinlemesine girdiğimiz keynes muhabbetini unutmam.allah rahmet eylesin keynesin gay olduğunu öğrendiğim zamandır.
  • bir ara sungurbey lisesinde iki sene müdür yardımcılığı ve edebiyat öğretmenliği yapmış şahsiyet. kimi zaman öğrenciyle öğrenci olur, onların dertlerine çözüm arar, kimi zaman ise tam bir otoriter müdür yardımcısı kişiliğine bürünür, öğrencilerin burunlarından getirirdi. derslerinde de kendini övmekten geri kalmaz, dersle tamamen alakasız konulara atlar giderdi.
  • öğrencileri tatlı diliyle kandıran, sınavlarda gerçek yüzünü gösteren, her fırsatta liberal olduğunu dile getiren anadolu üniversitesi öğretim üyesi.
  • hala yardımcı doçent olarak anadolu üniversitesi'nde görev yapmaktadır. dersleri şahane anlatır. basit ve akıcı bir ingilizcesi vardır. çoğu profesöre taş çıkartır. zaten kendisinin profesör olmak istemediğini düşünüyorum. aynı üniversitede görev yapan profesör zafer erdoğan kendisini ahmet tiryaki'nin profesör yaptığını söylemektedir. egosu yüksektir. açık öğretim iktisat 1 kitabının bir bölümünü o yazmıştır. sınavlarda kız öğrencilere farklı yaklaşımı dikkatimi çekmiştir. final sınavlarında çok zorlu soruları vardır. buna karşın not verirken eli açıktır.
  • sinop’un gerze ilçesi yaykıl köyü muhatarı.

    2008 yılından bu yana anadolu grubu tarafından 1.derece tarım arazisi topraklarına termik santral yapılmasına nasıl karşı çıktıklarını geçen gün kendi ağzından yol tv'nin memleket halleri programında dinleme fırsatı buldum.

    muhtar olarak yazdığı dilekçeleri, üniversitelerden aldığı raporları, birçok kurumla birleşerek yeşil gerze çevre platformunu nasıl oluşturduklarını, bir otobüse atlayıp afşin-elbistan termik santralinden teknolojik olduğu iddia edilen sugözü termik santraline değin termikleri gezerek yerinde inceleme yapmalarını, yöre halkıyla termik üzerine muhabbetlerini, onlardan fikir almalarını...

    bu uğraş sonucu elde ettikleri termik santral hakkındaki birikimlerini köylerinde yaptıkları kahve toplantılarıyla vatandaşa aktarmalarını, nöbet çadırı kurmalarını, 3 sene gece gündüz çadırı boş bırakmamalarını, anadolu grubunu göz açtırmamalarını...

    bir mücadelenin nasıl doğduğunu, serpildiğini ve özneleşme süreçlerini o kadar güzel anlattı ki...

    programda da deneni tekrar etmiş olacağım ama valilerin sanki şirketlerin halkla ilişkiler müdürlerinin altında çalışıyormuşcasına davrandığı, şehirlerin şirketler cumhuriyetine dönüştüğünü bir ülkede, vatandaşıyla muhtarıyla her şey onların aleyhineyken mücadele etmekten yılmayan onurlu, direngen insanların başarılı olması...

    ahmet tiryaki ve yırca köylüleri bu ülkenin aydınlık yüzüdür, onurumuzdur. mücadelerini takip edelim, ders alalım ki yarın daha güçlü olalım. kent hakkı mücadelesi yalnızca merkezde değil bütün ülkede yükseliyor. bu başarı hikayelerini önümüze koyup öyle eylemeli!

    “fakiri ezmek, zengini sevmek”; yok öyle!- ahmet tiryaki (gerze olay)