şükela:  tümü | bugün
  • istanbul için konuşuyorum ispark'ın , istanbul büyükşehir belediyesi iştiraki bir kuruluş olduğunu bilmeyenlerin karşılaştırması.

    "...attığımız önemli adımlardan biri de ispark’ı kurmak oldu. amacımız, belediyemiz tarafından işletilen bir sistemle istanbul otoparklarını tek tek kontrol altına alarak modernleştirme diyor dr.mimar kadir topbaş. oysa, "ak parti kendi beldelerinde otopark ücretlerini maksimum 1-2 tl ile sınırlamışken, chp yönetiminde ise otoprak fiyatları 10-15 liradır diyor rebel crow* hakikaten sorulmalı ; büyük şehir belediyesi, kendinden olmayan belediyenin parkına farklı tarife uyguluyor, neden ?

    edit :üsküdara gider iken yolda bakmak için ; (bkz: kadir gurbetçi) ispark.com.tr/yazilibasin.php

    edit: rebel crow basliklarinin basa kalmasi.
  • dsp belediyesinin* her ikisinin de önüne geçeceği karşılaşmadır.
    (bkz: yılmaz büyükerşen)
  • birkaç defa chp'ye oy vermiş, hiçbir zaman akp'ye oy vermemiş, bu iki partiye de zerre sempati duymayan doğma büyüme (yaş 31) bir istanbul'lu olarak, istanbul özelinde şunları söyleyebilirim:

    chp belediyeciliği, nurettin sözen'in şahsında simgeleşmiş, kış aylarında hava kirliliğinden nefes almanın mümkün olmadığı, sokakların çöp içinde yüzdüğü, musluktan suyun akmadığı, bütün kaldırımların pis pis değnekçi herifler tarafından otopark adında işletildiği (bkz: abi buraya biz bakıyoruz), hiç bir icraatin yapılmadığı, skandalların patladığı tuhaf bir belediyecilikti. çocukluğum bunlarla geçti ve tiksindim desem yeridir.

    aynı şeyleri bugün izmir için de söylüyorlar. yakın zamanda gitmedim, görmedim, ezbere konuşmayı sevmem ama izmir'de de belediyecilik hizmetinin verilmediğini, buna rağmen sadece akp karşıtlığı ve bir ulusalcı/kemalist/laik damar üzerinden "birşeyin kalesi" olmanın "gurur"u veya "namus"u olarak sürekli chp'nin kazandığı söyleniyor.

    istanbul'daki akp belediyeciliği ise bundan farklı. artıları ve eksileri bünyesinde barındıran bir kompleks yapı. tam doğalgaz dönüşümünü hallettiler, kışın sokakta nefes alınıyor derken bu sefer beleş kömürler devreye girip yine 20 sene geriye gidebiliyoruz. ama çöpler düzenli toplanıyor, su kesintisi ise çok uç kuraklık, kıtlık vs.. durumlar haricinde olmuyor. metro yapıldı, istasyonlar açılmaya devam ediyor. tuhaf bir aktarma mantığıyla da olsa toplu taşıma hatları ucuca eklenip toparlanmaya çalışılıyor, her köşede üniformalı bir ispark görevlisi var, fişinizi kesiyor, çok da makul bir ücret karşılığında. her semtte ailelerin ve çocukların yararlanabileceği çok düzgün parklar var, yol tabelası sistemi acayip iyileşmiş durumda vs... diğer taraftan seçim zamanı veya belli bir gündem oluşunca abuk subuk fason stk pankartlarıyla bütün şehir donanabiliyor, recep bey'in geçeceği yollar bir büyük şehre yakışmayan lunapark edasıyla bayrak ve balonlarla bezenebiliyor, dediğim gibi artısıyla eksisiyle aktif bir müessese.

    sadece şehirdeki bütün sokak tabelalarını standardize edebildiği için (ve bu tabelayı da sevdiğim için) gönlümü kazanmıştır bu belediye. oy vermem yine de, o ayrı mesele.

    akp belediyeciliği hizmet veren bir anlayış, tabii ki bitler vasıtasıyla yandaş, peşkeş vs... bir şeyler dönüyor, medya açıklasın öğrenelim. akp belediyeciliği, yönettiği şehri dönüştürme, ona yeni bir kimlik vermeyi amaçlayan bir yönetim. bu kimliğin ne yönde olduğu, iyi mi kötü mü olduğu tartışılır. gittiği yönün islami/osmanlı bir kimlik olduğu da bariz ortada, bir gayrimüslim olarak şunu söyleyebilirim, ne idüğü belirsiz, kimliksiz bir gecekondu şehrinde yaşayacağımda müreffeh ve donanımlı kişilikli bir osmanlı şehrinde yaşamayı tercih edebilirim.
  • her ikisinin de mutlaka eksileri ve artıları vardır.

    ankara'da doğup büyüdüm. melih gökçek'ten nefret ederim. akp ile ismim yanyana bile gelmemiştir. 1 aydır chp belediyeciliğinin olduğu bir ilimizde yaşamaya çalışıyorum ve buna dayanarak söyleyebilirim ki akp belediyeciliği çevrenin temizliği konusunda chp belediyeciliğini ezer atar.

    klişe bi laf vardır istanbul için söylenen "chp zamanında çöpten dağlar vardı" diye. buna inanmazdım meğerse doğruymuş. lan beğenmediğim sincanda bile adım başı çöp kutusu ayrıca temizlik görevlileri vardı. buranın ise en bilindik meydanında bile 1 tane çöp kutusunu zor buluyorsun, pislik kokusu da cabası.