şükela:  tümü | bugün
  • islami çevrelerde pek bilinen bir yazar. eskişehir'de yaşıyor ama karadenizli. ak saçlı ak sakallı bir insan. bu zamanda yaşamıyor haliyle... muhteşem tevazusunun getirdiği asaletini gizlemeye çalışır. bir çok kitabı ve makalesi vardır. dünyayı gezip islamı anlatmıştır. iran devrimine kendini yakın hisseder ama zulümle, baskıyla işi olmaz.
    furkan, vakti kuşanmak, bilinç ışıklarını yakmak adlı kitapları vardır. en son yine insan yayınlarından barbarlığa dönüş adlı kitabı çıktı. diyor ki:

    "modern tarih avrupa barbarlığının tarihidir."
  • atasoy muftuoglu hakkında hece yayinlarindan çıkan irmagin icli sesi atasoy muftuoglu kitabi adında bir kitap bulunmaktadır.
    kitapta kendisiyle yapılan bir söyleşi, hayat hikayesi, kendisi hakkında kaleme alınan yazılar ve fotoğraflar yer almaktadır. kitapta atasoy muftuoglu hakkında yazısı bulunan yazarlar şunlardır:

    haydar ergülen; rasim özdenören; erdem bayezıt; hüseyin su; selahattin ipek; arif ay; mustafa aldı; cemal şakar; necati mert; ömer lekesiz; hasan aycın; abdurrahim karadeniz; hüseyin atlansoy; ihsan deniz; yusuf ziya cömert; mehmet ocaktan; ishak yetiş; hilmi uçan; köksal alver; kamil aydoğan; galip öztürk; yasin şafak; osman can; muhsin bostan; erdal çakır; hamza türkmen; ali değirmenci; mehmet özdemir; esat pınarbaşı; vahdettin ışık; ömer erinç; mehmet kahraman; süleyman ceran; sinan ceran; ibrahim eryiğit; murat aslan; selahattin ipek; yusuf tufan günaydın
  • benim hakkında hiçbirşey yazamayacak kadar geç hakkında bilgi sahibi olduğum ki her tanışmanın bir nasip olduğuna ama nasibin de arıyorsan seni bulan bir yolunda olma hali olduğuna yürekten inanan biri olarak sadece burada altında bir yerde durmaktan mutlu olacağım insan.

    tanıyanlar öyle şeyler söylüyorlar ki birkere ben o söylenenleri kendisinin tevazu sınırlarını zorlamaktan korktuğum için yazmıyorum. müslümanlarda hayatı yaşayıp islamı da sonuna nokta gibi koyma arzusu vardır ya demek ben de o grubun içindeyim.
  • gençlerele arası çok iyi olan, çok mütevazi, çok sakin konuşan, bilge, ak pak bir amca. tanıyıp da sevmemek mümkün değil.
    kendisini konuşurken uzun uzun dinler, gözünüzü ayırmazsınız. konuşmasına ara verdiğinde gözünüzü başka tarafa çevirdiğinizde bembeyaz saçı ve sakalının silüetini görürsünüz, ışığa uzun süre baktıktan sonra olur hani. saçı sakalı öylesine bembeyazdır, beyaz ötesidir.
  • geçen hafta yenişafak gazetesinde bi röportajı yayınlandı, önemli noktalara temas ediyor ancak şöyle eleştirel yaklaşanlarda var.
  • "müslümanlar neden müslümanlıklarını ancak modern hayat içinde sürdürebileceklerine inanıyorlar?
    ya gelenek içinde ya modernitenin içinde kalarak... geleneğin içinde kalarak bir mistisizme bağlanması gerekiyor. çünkü o her gün vaatte bulunuyor. türkiye'de yaşamış ne kadar şeyh, üstad, lider, parti başkanı varsa hepsini tanıyorum. hepsinin de bir kahin olduğunu biliyorum. hepsi cemaatlerini şöyle yönlendirdiler. "filanca gün her şey çok iyi olacak." nasıl iyi olacak? bunun için bir eyleminiz mi var? çünkü hazret rüya gördü. tamam bitiyor. bizim eylemimiz olmadan nasıl iyi olacak diye sormadı kimse, hâlâ da sormuyor. müslümanlar tekrar tarihe dönmek istiyorsa akla dönmeli." demiş büyük üstad.
    (bkz: http://yenisafak.com.tr/roportaj/?i=342686)
  • akif emre, üstad'ı anlatmış.

    tüm renkleri yeniden kuşanmak
    atasoy müftüoğlu kendini islam'a nispet eden entelektüel bir figür olarak çok farklı bir yerde duruş sergileyen isimlerin başında gelir. ömrünün "tam 52 yılını yazarak, okuyarak" geçiren bir düşünce ve eylem adamı... geçtiğimiz günlerde birkaç dostla birlikte atasoy müftüoğlu ile bir istanbul sabahında birlikteydik... hala coşkulu, diri bir heyecan ve hala düşünen, sorgulayan, okuyan bir zihin...

    atasoy müftüoğlu gibi gönlü ve kafası açık, ufku geniş bir düşünür-yazarla, her an iletişime hazır bir kalemle diyalog hem çok kolay hem de çok zordur. sözünü esirgemez; net ölçüleri vardır. muhatabının sosyal ve manevi ağırlığı ne olursa olsun doğru bildiğini bütün açıklığıyla söylemekten hiç çekinmez. bu nedenle sevenler kadar karşı olanlar, hatta sevse bile karşılaşmaktan kaçanlar çoktur.

    ömrünün tamamını okumaya ve yazmaya hasretmiş olmasının yanı sıra "dava"sı olan bir düşünürdür. herhalde onu en iyi tanımlayacak ifade bir "dava adamı" oluşudur. eskişehir'de deneme dergisi'yle başlayan yazı ve eylem serüveni büyük doğu, yeni istiklal, diriliş, edebiyat, mavera çizgisinde devam etti.

    özellikle 1980'den sonra düşünsel anlamda yeni bir döneme girdi. bu tarihten sonra, kendi ifadesiyle: "zihinsel anlamda yeniden doğdum. bütün dünya, bütün renkler, yorumlar, hareketler ilgi alanıma girdi, bütün isimler ilgi alanıma girdi." büyük bir şevkle umut aşılayarak, fikir devşirerek evrensel bir islam anlayışını soluklamaya, bu aşıyı tutturmaya çaba gösterdi.

    ne var ki bunca çaba, bunca "bilinç kuşanması" çabasına karşın umutsuz değil ama kat edilen mesafeden son derece müşteki. nasıl olmasın ki? yıllarca birlikte okumalar yaptığı, benzer umutları yeşerttiği insanları bugün çok farklı düzlemlerde, farklı konumlarda görmek... dahası özlemlerini adeta unutmuş görünmeleri onun için hoş görülecek ya da sosyolojik açıklamasının yapılacağı bir konu değil. görüşmemizden hemen sonra okuduğum hece'nin son sayısındaki yazısı sanki tüm dertleşmelerin özeti gibiydi: "türkiye'de kendisini islam'a nispet eden entelektüel çevre kültürel bir muhalefet, kültürel bir direniş, kültürel bir öfke oluşturmayı başaramadı."

    neden bir kültürel muhalefet oluşturamadı?

    bunun cevabı atasoy müftüoğlu için çok net ve açık: "her tür konformizm, her tür statükoculuk, her tür muhafazakarlık bilincin düşmanıdır." hepimizi, yapıp ettiklerimizi yeniden düşünmeye çağıran şu acıtıcı tespiti çok önemli: "müslüman entelektüel çevre için islam referans olmaktan çıktı." çok acımasız gibi görünen bu yargı aslında sarsıcı bir gerçeği haykırıyor. müslüman aydınların, kanaat önderlerinin, kalem erbabının son on yılda gündemlerine ve referans aldıkları kavramlara bakmak yeterli. hem müslümanların kendi sorunlarına hem de tüm insanlık sorunlarına dair önerilen çözümlere, kullanılan dile baktığımızda atasoy müftüoğlu'nun feryadı çok daha iyi anlaşılır.

    bunca çabadan sonra gelinen nokta onu yılgınlığa, umutsuzluğa mı düşürdü? hayır! diri bir zihin, diri bir tecessüs, sorumluluk bilinciyle okuyor, araştırıyor, anlatıyor, tartışıyor. vardığı sonuçlara katılmayanların bile saygı duymak zorunda hissettiği bir sorumluluk ve aşkla sürdürülen okuma ve eylemlilik onun hayatı. coşkunun ve umudun hiç eksilmediği bir eylemlilik hali onda okuma, düşünme ve anlatma.

    bunca hareketli hayatına, dünyanın dört bir tarafını görüp evrensel bir muştu peşinde koşmasına, sürekli hareket halinde olmasına rağmen evinden ve bürosundan başka hiçbir yerde yazı yazmayacak kadar da ayakları bir yerlere sağlam basıyor.

    ve hala 40 yıldır yazı yazdığı daktilosunu kullanıyor. ve hala "islam ümmetinin bütün renklerine, çabasına, mücadelesine aynı hassasiyetle, saygıyla yaklaşmayı" sürdürüyor. mezhep eksenli çatışmanın körüklendiği şu kritik günlerde atasoy müftüoğlu'nun çağrısına bilincimizi kuşanarak yeniden dikkat kesilmenin vaktidir.

    http://www.tumkoseyazilari.com/…niden-kusanmak.html
  • eskisehir'de bir donem maarif koleji ogrencilerinin atasoy abi'si. o jenerasyonun zihin dunyalarinin olusmasinda onemli pay sahibi, modern dervis.
    gecen senelerde universite ogrencileriyle tarih felsefesi okumalari yapiyorlardi ve bunun bazi cevrelerde tepki olusturdugundan bahsediyordu.
    bugun de ihtiyac sahibi ogrencilere yardim etmede cok buyuk cabalar sarfetmekte.
    eskisehir'de yasayip yazihanesine ugramayanlar buyuk kayiptadir. kendisi bu sehir ile anlamli bir iliski kuramadigindan dert yaniyordu.