şükela:  tümü | bugün
  • yuksek kiralara ragmen, yeteneksiz mutahitlerin eserlerine sahit olup kafayi yemektir.
  • üniversite öğrencileri için -genellikle- yıldız teknik, galatasaray ve bahçeşehir üniversiteleri öğrencilerinin akınına uğramış beşiktaş'ın daracık yokuşlarında başını sokacak iki odalı ama yüksek kiralı küçük bir eve razı olmakla sonuçlanan eylemdir.
  • eski pusku ve kucucuk evlere sirf oraya buraya yakin diye istenen fahis fiyatlar sebebiyle cileye donusen ve allah dusmanima vermesin diyebilecegim, yokuslardan ve asansorsuz apartmanlardan dolayi oldukca yorucu olan aktivite..
  • herhangi bir canlının asla yaşayamayacağı evimsi dört duvara astronomik kiralar istendiğini görünce isyanınızı dile getirdiğiniz emlakçı bünye "e burası beşiktaş yinge her merkeze yakın normal yani az bile bu kira" diye pişkince lakırdamasıyla vazgeçip başka semtlere yönelirsiniz. çok daha makul fiyatlara ev bulabileceğiniz semtler de vardır cadı kazanı yöremiz istanbul'da.
    (bkz: uskudar)
  • bulunmasi halinde, bir eve 15 kisi sigisan universite ogrencileri ve bu sebeple gotu kalkmis ev sahipleri yuzunden oldukca dusuk fiyat/performansa razi olmakla sonuclanacak, akil kari olmayan eylemdir.
  • vize zamanıma denk gelen,beni vize-ev arama-yemek-çalışma-vize-ev arama-yemek vs vs diye devam eden bir döngüye sokan aktivite idi.allah kimseye yaşatmasın,hele bu sıcaklarda.
  • bu kadar kira bu evlere verilmez deyip, önce dikilitaşa, oradan da balmumcu taraflarına doğru devam edecek eylem.
  • bu eylemi gerçekleştirirken:

    ev arayanlar: abi; 2+1, kombili, güneş gören, zemin olmayan...
    emlakçı: (sözümüzü keserek) ne kadara kadar?
    ev arayanlar: ... ytl
    emlakçı: ha ha ha ha! inşallah bulursunuz çocuklar.
  • aşağı yukarı 4 ay ev aradım ve hala ev bulamadım beşiktaşta. epey yorucu ve çıldırtıcı bir aktivite. aşağıda maddelediklerim yardımcı olabilecekse ne ala.

    1. emlakçı kanalıyla beşiktaşta ev aranıyorsa, aynı ev bir kaç kere görülebilir ,vakit kaybı yaratabilir. neredeyse tüm emlakçılar birbiriyle paslaşıyor, komisyonu bölüşüyorlar sonrasında. bir emlakçının gösterdiği evi beğenmediniz ve rotanızı diğer bir emlakçıya çevirdiniz diyelim. hele mevsim kışsa elinde çok fazla ev olmayan emlakçı; sizin eski emlakçıyla bağlantıyı kurar, siz de aynı gün aynı evi 2-3 kere görürsünüz bu sistemde. usandırır çok vakit kaybettirir.

    2. beşiktaşta ev aramak demek, 2010 rayiciyle 1000 tl'yi gözden çıkarıp, bir odası ve mutfağı apartman boşluğuna bakan, banyosu ve mutfağının eski tip olması muhtemel, ev beşiktaşın meşhur dar sokaklarından birindeyse ferah olmayan ve 30-40 yıllık bir eve razı olmak demektir. bir cumartesi yürüyerek iskeleye ulaşabilmek içindir tüm bunlara katlanmak. çamaşır odası olmaktan başka bir işe yaramayacak olan karanlık odanızı misafiriniz geldiğinde kullanırsınız belki; ama rutubet ve uyandığında günün hangi diliminde olduğunu bilememek kötü hissettirecektir misafirinize..

    3. yokuş kavramına alışmanızı gerektir. emlakçı '10 metrelik hafif bir yokuşu var' diyorsa hemen bakmaktan vazgeçin, yorulmayın. abbasağa-yıldız taraflarına bakıyorsanız hele, eve giderken önünüze kesinlikle minimum 45 derecelik 100-150 metrelik bir yokuş çıkacaktır. kaçıncı katta oturacağınız bile belirsizdir. 'önden 1. kat arkadan bakınca 4.katta oluyor ev' kot farkı kavramını da çoktan öğrendiniz..

    4. beşiktaştaki evlerin çoğu asansörsüzdür. 3,4, 5. kattaki evlere çıkarsınız çıkarsınız merdivenler bitmez. emlakçının kondisyonu tabi ki çok iyi olduğundan, merdivenler çok dik değil; zorlanmadan çıkarsınız dediği için içinizden küfredersiniz ama nafile, soluğunuz kesildi çoktan. asansörün ne kadar önemli bir icat olduğunu anlarsınız.

    5. tüm bu külfete katlanıp bir ev tuttuğunuzda kazancınız ise; bir pazar sabahı ihlamur kasrında nefis bir kahvaltı, her yere yakın olmak, iskeleden taze balık alabilmek olur. beşiktaşın hala hissedilen dokusunu hissedebilirsiniz. her yerinden tarih fışkırır, gerçekten istanbulda yaşadığınızı hissedersiniz.

    ölçüp biçmek, öncelikleri iyi değerlendirmek lazım tabi ki. beşiktaş tüm bu dezavantajlara ağır basıyorsa, çıkarım o yokuşları herşeye razıyım diyorsanız, mahalleye hoş geldiniz.
  • emlakçıya verecek paranız yoksa ve sahibinden bulmaya and içtiyseniz; bacaklarınızın ve sinirlerinizin iflas edeceği eylemdir. önce umutla başlanır hep yukarılara bakılır. günler geçtikçe ve ve sahibinden bulduğunuz tek tük evlerin fiyatları da sizin tutmayı düşündüğünüz 2 hatta 3 katı olup bi de üstüne köpek bağlasanız durmayacak evleri gördükçe depresyon belirtileri ortaya çıkmaya başlar hafiften. aynı sokaklarda bu defa yukarı değil de aşağı bakmaya başlarsınız bir süre sonra. geçen zaman, yorgunluk ve tatminsizlikle beraber 'nalet olsun beşiktaş, lan yoksa beylikdüzüne taşınsam yarı fiyatına 3+1 havuzlu sitede mi otursam' diye hafiften sıyırma evresi baş gösterir bu defa. işi ciddiye alır gider bakarsınız yavaş yavaş daha uzağa. sonra da yol büyür bi an gözünüzde, mahalleler itici gelir, özlersiniz bi an beşiktaş'ı. 'neyse okul bitene kadar acaba beşiktaş'ta kalsak mı' denir. amma en ufak bi sabır belirtisi, tahammül kalmaz. 'güzel, konforlu ev' hayalleri körelir, kaybolur. bi anda ortalamanın biraz üstü bi ev gördüğünüzde, artık o kopma anında düşünmeden, adeta hipnoz misali 'evet bu evi tutuyoruz' derken bulursunuz kendinizi. önce bi rahatlarsınız 'oh be tuttuk, kurtulduk' diye, sonra yavaş yavaş aklınız başınıza gelmeye başlar 'naptım lan ben, o ev tutulur muydu?' diye moraliniz bozulur. geriye kalan tek şey ise 'aslında şurası iyi, burası da iyi' diye evin olumlu yönlerini bulup kendinizi teselli etmektir. 'neyse ya olmadı 1 sene oturur, sonra yine taşınırım' da işin son noktasıdır.

    zaten asıl mesele, işte o her şeyi bırakma anı beşiktaş'ta ev kiralarken. yoksa o fahiş kiralara, o bakımsız evlere kimse sağlıklı düşünerek karar verip çıkmaz.