şükela:  tümü | bugün
  • kadının gittiği yerde sessizlik vardır. uzak, soğuk bakişlar vardir.

    "bir kadın nasıl gider?
    bir kadın ne zaman gider? hiç düşündünüz mü, bir kadının gidişi neden bir erkeğin gidişi kadar gürültülü olmaz? kavgasız, sessiz ve anlamsızca gider kadın.
    bir kadın nasıl gider?

    ilişkide erkekler sıkıldıklarını belli ederler. bu iş yürümeyecek düşüncesini, gözünüze sokarlar. önce gereksiz kavgalar başlar. “sen zaten hep böylesin” cümleleri yerleşir diyaloglara, “şunu yapmandan nefret ediyorum” alt metni üstüne, binlerce söz edilir. elleri ayrılır erkeklerin, televizyon karşısında el ele oturuşlar biter, herkesin kendi koltuğu vardır ve artık uyku gelince yatağa gitmek zor gelir. çoğu zaman kadının üstüne örttüğü battaniyeyi, sabaha karşı üstünden attığı için, üşüyerek uyanan adam, sessizce yatağa gider,dokunmadan, çalar saatini sesini bekler tan vaktinde

    akşam toplantılar çıkar, seyahatler girer araya işi müsaitse ve eve gelince, nasılsının yerini alır yemek mönüsünü sormak. görev gibi, tatsız ve uzun aralıklarla yapılan sevişmelerin acısına, ihanet eklenir. dışarıdaki konuşmaları kulağına gelir kadının, çocukları için evliliğini yürüttüğünü söyler herkese adam ve hiç hatayı kendinde aramaz. kafasına göre birini bulmadan, bir dala tutunmadan, başka bir tene dokunmadan gidemez adam, gideni de zordur.yani, bir erkek ilişkiden gideceğini hem belli eder, hem bağıra çağıra anlatır. şiddete varan gece yarısı kavgalarında, alkol limitini aşmış ve kim bilir hangi hayali aşkı bırakarak gelmenin kızgınlığını çıkarır, saatlerce beklemiş olan kadından. bu kadar basittir, bakarsın yüzüne ve anlarsın ki, o adamda artık sevgiye dair hiçbir şey kalmamıştır.

    kadınlar böyle gitmez aslında gidemez. çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der. erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına ötelenir. kadınlar inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da sahip çıkarlar. bu yüzdendir, konuşup derdini anlatma isteği, karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar. sonunda pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini paylaşır. genellikle ne cevap alır? abuk sabuk konuşma! gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır. yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini bilemez.

    bir kadın şikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının. yürütmek, birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. daha önemlisi, o adamı hala seviyordur.

    kadın susarak gider! en önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir. o gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir. ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir. kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir. her akşam eve geldiğinde, kapının açıldığını gören adam anlamaz ama bir kadın sessizce gider. ne mutfağında yemek pişiren, ne yan koltukta televizyon izleyen, ne gece ruhunu kenara koyarak yatakta sevişmeye çalışan kadın, artık o kadındır. bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve asildir."
  • kadınlar ekmeğini kovalamayan adamları,

    erken boşalan adamları,

    bir duruşu olmayan adamları,

    herkese güleryüzlü evde mendebur adamları,

    el işine koşan ama ilişkiye dair problemleri yok sayan adamları,

    başarısız adamları,

    bahane üreten çözüm üretmeyen adamları,

    gereksiz yere yalan söyleyen adamları,

    nabza göre şerbet veren adamları,

    kötü kokan adamları,

    iyi olmanın, dürüst olmanın, yakışıklı olmanın, ilgili olmanın yetmeyeceğinin farkında olamayan adamları,

    korkma ben varım duygusunu veremeyen adamları,

    şevkatini de arzusunu da tam da ihtiyaç duyulan anlarda veremeyen adamları,

    susacağı anları kestiremeyen boş konuşan adamları,

    dinlemesi keyif vermeyen adamları,

    kendine saygısı olmayan adamları,

    hiçbir şey söylenmese bile karşısındakinin içini göremeyen adamları,

    kompleksini kişiliğinin önüne geçiren adamları,

    geçmişi başa kakan adamları,

    ailesi, dostları, işi ve ilişkisi arasında doğal bir denge kuramayan adamları terk ederler. ve terk ederken bu yüzden terk ettiklerini sadece kendileri bilirler. kadınlar bir erkeği kalplerine, hayatlarına, yataklarına çok zor alırlar , çok da zor terk ederler. günler aylar önce karar verirler ama ancak emin olduklarında, hiçbir şeyin değişmeyeceğini gördüklerinde giderler. bunu da susarak , sessizce yaparlar. erkek de bu terk edişin sebeblerini de, bu sessizliğin saygınlığını da anlamadığı için saçmalar, delirir, çirkinleşir, kavga eder, tehdit eder, yalvarırlar. ama giden asla geri gelmez.
  • bir kadın giderse peşinde yetim kalan çok olur;
    mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler...
    çekmecenin dibinde artık kimsesizdir tarak. sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, artık kimsesizdir tabaklar...
    bir kadın giderse hep suyu unutulur saksıların...
    teki kalmış o eski bardağın kıymetini bilen olmaz.
    balkon artık sessizdir,
    koridor kimsesiz.
    bir kadın giderse ne çok kişi gider aslında;
    bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçivan, bir muhasebeci,
    bir anne gider...
    bir eş, bir dost,
    bir sevgili...
  • ınince indim diye arasindir.