şükela:  tümü | bugün
  • türkiye'de yaşayan bir kadının her gün, istisnasız her gün sıradan bir şeymiş gibi uğradığı taciz vakalarını dile getirdiği günlüktür. aynı zamanda çoğunluğu oluşturan duyarsız ekşi sözlük yazarının "okuyamadım kardeş durumum yoktu" ve türevleri şeklinde bakınızlar ile süsleyeceği bir günlüğün yazıldığı başlık olacaktır.

    tdk'ya göre "taciz"; “rahatsız etmek, tedirgin etmek"tir temel olarak. ne yazık ki; 6 yıl boyunca amcasının cinsel istismarına maruz kalan bir çocuk, 6 yılın sonunda hala bakire olduğu için, tacizci amcasının cezasının 14 yıldan 3-8 yıla inebildiği bir ülkede yaşıyoruz. haliyle böyle bir ülkede yaşarken, tacizin aslında ne kadar anormal ve iğrenç bir şey olduğunu söylemek komik oluyor. kadın bireylerin tacize uğrama eşiği, bundan rahatsız olabileceği seviye; "kızlık zarının gördüğü hasar"a göre kararlaştırılıyor.

    ayrıca, en korkunç olanlarından biri ise; bir kadının tacize uğraması, bakire bir "kız"ın tacize uğramasından daha tehlikesiz bir şey olarak görülüyor. bu, bir kadının psikolojisinin olduğu gibi gözardı edilmesi anlamına geliyor.

    dile getirsin ya da getirmesin, güzel olsun ya da olmasın, türkiye'de yaşayan istisnasız her kadın, sokakta geçirdiği bir günün sonunda, evine en az 2 taciz vakasıyla dönüyor.
    ne yazık ki toplum fikri dolayısıyla kadınlar tarafından da "normalleşmeye" yüz tutan bu olaylar neredeyse herkese sıradan geliyor.

    19 yaşında bir üniversite öğrencisiyim. dışarıda geçirdiğim her gün en az 3 kez tacize uğruyorum. önemle belirtmek isterim ki "taciz", yalnızca istem dışı dokunulmaya maruz kalmak değildir. "rahatsız ve tedirgin edilmek"tir. bu söylediğim şey kimi sığ sözlük yazarlarına "dünyalar güzeli olduğumu zannettiğim" izlenimi uyandırabilir. aksine, güzel sayılmayacak, fazla kiloları olan, geniş basenli, kalın bacaklı, "seksi"den oldukça uzak, "sevimli" bir insanım. ancak daha önce de belirttiğim gibi, her gün sokağa çıktığınızda aynı otobüse bindiğiniz, aynı yolda yürüdüğünüz, aynı bayiden gazete aldığınız tonlarca tacizci için "nasıl göründüğünüzün" bir önemi yok. bir vajinaya sahip olduğunuzdan emin olmaları, onlar için yeterlidir. eğer biraz da olsa toplumun "tacizi ve tecavüzü hak eden kadın" nitelemesine uygun şekilde giyindiyseniz, artık taciz edilmeniz kaçınılmaz olur.

    sıradan bir günde, üzerimdeki giysilerle birlikte yaşadığım ve hatırladığım(yaşadıklarım bir okyanussa hatırladıklarım yalnızca o okyanusta bir damla olabilir) tüm taciz olaylarını anlatacağım. ve dışarıda geçirdiğim her günün sonunda bu başlığa yazacağım. belki de "sıradan" bir şey olarak görüldüğü için "nadir oluyor" zannedilen bu olayların aslında ne kadar yaygın ve iğrenç boyutlara ulaştığını anlatabilirim, bu yazıyı okuyan birkaç kişiye.

    2008 kışından bir gün

    oks sınavına hazırlanıyorum. sadece 14 yaşındayım. kızılay'da bir dershaneye gidiyorum. ödevimi yapmadığım için ceza uygulamasına kaldığım bir gün ve dershaneden çıkışım akşam 9 u bulmuş. kızılay meydanına göre daha tenha kalan bir sokaktan geçiyorum. üzerimde kışlık bir şort, kışlık kalın bir külotlu çorap ve kazak, palto var. kaldırıma oturmuş 20-25 yaşları arasında birkaç erkek ellerindeki şişeden bana doğru bira fırlatıyor, bacaklarım bira oluyor.

    ağustos 2012'den bir gün

    18 yaşına gireli henüz 2 ay olmuş. üniversite sonuçları açıklanmış ve istenen bir okul kazanılmış. o ergenlik ve gaz ile gidip saçlar ateş kırmızısı gibi bir renge boyatılmış. üzerimde kot pantolon ve askılı bir bluz var. göğüs dekoltesi yok.
    demetevler'de dolaşıyorum. 70 yaşlarında, sakalı göğsüne kadar uzanan bir dede popoma eliyle hızlıca vuruyor ve "şu saçların haline bak" diyor.

    en fazla aklımda kalan bu iki olayı anlattıktan sonra, tarihli olarak anlatamayacağım çokça küfür içeren laf atmalar, rahatsız edici bakışları geçiyorum. günümüze geliyorum.

    21 nisan 2014

    sabah saat 9 suları. okula gitmek üzere kızılay'dan ankaray'a biniyorum. beşevlerde ineceğim. vagonun en sonundaki yere yaslanmış bir şekilde gidiyorum. yanımda 55 yaşlarında bir adam var ve elinin iç kısmını kendi bacağına, dış kısmını benim bacağıma denk gelecek şekilde tutuyor, parmaklarını açıp kapatarak bacağımın etini sıkıştırmaya çalışıyor. ardından ben metrodan indiğimde, onun önden gitmesini bekliyorum ama gitmiyor. arkamda kalmayı başarıyor çünkü eteğimin altını görmek istiyor. merdivenlerden tedirgin bir şekilde çıkıyorum. beşevler'den okuluma kadar yürürken, beni belli bir yere kadar takip ediyor. okula girdiğimi görünce geri dönüyor. güvenliğe adamı tarif ediyorum ve gelirse içeri almamalarını söylüyorum.

    önemli not: neden çantamı kafasına geçiremiyorum? bir gün otobüste giderken, hamile bir kadının fordçu dediğimiz şerefsizlerden biri tarafından taciz edildiğine tanık oluyorum. adam işi öyle abartmış ki pantolonunda ıslaklık var. kadın dönüp "şu halimi görüyorsun ve utanmıyorsun değil mi?" diyor. adamın verdiği cevapsa "senin amın çok sulandı herhalde, çok mu azdın? iki saattir sen bana sürtünüyorsun" oluyor. kadın ağlayarak otobüsten iniyor. şerefsiz olduğu yetmezmiş gibi yüzsüz de olan bu insanlara tepki vermeye insan gerçekten çok ama çok korkuyor. sadece böyle bir yüzsüzlükle kalmayıp, cebinden bir bıçak çıkarıp orada size saplamayacağının hiçbir garantisi yok.

    aynı günün devamı;
    gazi üniversitesi'nde erkek arkadaşım ve 2 arkadaşımla daha oturuyorum. üzerimde dizimin 3 parmak kadar üstüne denk gelen bir etek, askılı bir bluz ve uzun kollu bir hırka var. öncelikle bir kadının(öğrenci, 20 yaşlarında) gelip beni sert bir dille "frikik veriyorsun" diye uyarmasıyla şok geçiriyorum. frikik vermiyordum, eğer veriyor olsaydım da beni bu şekilde uyarmasını meşru kılmazdı. frikik verdiğimin bilincinde olabilecek bir yaşta ve zekadayım.
    yaklaşık 15 dakika sonra güvenlik görevlisi geliyor, erkek arkadaşımla sarılmış olmamdan rahatsız olacak ki iğrenç bir şekilde, utandırıcı bir şekilde, rezalet bir şekilde bizi uyarıyor. tartışma çıkıyor. kendimi asla ezdirmiyorum ve erkek arkadaşımın koluna dokunan (bu da bir tacizdir) güvenliği elini çekmesi konusunda uyarıyorum, okuldan kovuluyoruz, kendi okuduğumuz okulumuzdan kovuluyoruz. `ayrıca güvenlik erkek arkadaşıma "teşkilat üzerinize gelir" diyor ve bizi tehdit ediyor.` böyle bir hakları olmadığını söylüyorum ama yine de o iğrenç ortamdan uzaklaşmak istediğim için çıkıp gidiyorum.
    eve dönüş yolu boyunca iğrenç tacizcilerin bakışlarına maruz kalmaya devam ediyorum. "lanet olsun, bir daha etek giyersem" diye içimden geçirerek eve geliyorum.

    23 nisan 2014

    sabah erkenden evden çıkıyorum. ders çalışmak üzere erkek arkadaşımla buluşacağım. daha önceden verdiğim bir dersten yarın sınavı var, not götürüyorum.
    üzerimde siyah bir tayt, gri bir yarım kollu tunik var.
    apartmandan çıkarken üst komşumuz atilla amca tarafından taciz ediliyorum. hayır, bu arzu içeren bir taciz değil. zaten 80 yaşında falan. beni inanılmaz yargılayıcı bakışları ile süzüyor ve "cık cık cık" yapıyor.
    otobüs beklerken yanımdan hızla araba geçiyor ve bana korna çalıp öpücük atıyor.
    sonra otobüse biniyorum. 60 yaşlarında bir teyze bana yüzünü ekşitiyor. yanındaki kızına "donla sokakta mı gezilir, tövbe estağfurullah" diyor. dondan kastı ise üzerimdeki tayt.
    ardından kızılay'da iniyorum ve metro altından oje bakmak için bir mağazaya giriyorum. suç olup olmadığını bilmediğim için mağazanın ismini buraya yazmıyorum. oje aldıktan sonra, mağazada çalışan 40lı yaşlardaki adam beni kasaya yönlendirmek için eliyle kalçamdan kasaya doğru itiyor, bu öyle bir itmek değil tabi, yönlendirmek, "buyrun buradan" demek gibi. ama elini özellikle kalçama koyuyor, sırtıma değil, ya da eliyle göstermek suretiyle beni kasanın olduğu tarafa yönlendirmiyor.
    sonra ankaray'a biniyorum. oturuyorum ve bir adam(40'lı yaşlarda) bacaklarını pergel gibi açmış otururken gözlerini bana resmen kilitliyor. bana değil, bacaklarıma. çantamı bacaklarımın olduğu yere denk getirerek saklamaya çalışıyorum. zannediyorum ki bunun üzerine utanıyor ve önüne dönüyor.

    ankaray'dan inip gideceğim yere doğru yürürken(emek'te), bir yokuş çıkıyorum, yokuşun bitişine doğru bir adam var yine 40'lı yaşlarda, adamı heykel zannediyorum çünkü en ufak bir hareket etmeden öylece bekliyor ve bana bakıyor. yol soracağını düşünüyorum ama adama yaklaştıkça akıl hastası olduğuna dair şüphelerim artıyor. tam yanından geçerken hiç hareket etmeden "ne biçim sikilir bu göt, ne biçim yalanır be" gibi, devamını duyamadığım iğrenç cümleler sarf ediyor. hızlıca yürüyorum ve uzaklaşıyorum.

    özellikle detay verebildiğim son günlerde yaşadıklarım bunlar, gözardı edilen, saklanan, söylenmeyen, anlatılamayan ama her gün yaşanan, eminim ki her kadının yaşadığı şeyler.
    taciz olayları türkiye'de artık nefes almak eylemi haline gelmiş. herkes her gün her an nefes alıyor, ama kimse gidip birbirine nefes aldığını ve bunun ne ilginç bir şey olduğunu anlatmıyor.

    şimdi her gün aşağıladığınız, "kezban" kızların eylemlerini düşünürseniz;

    herkes beni sikmek istiyor gibi. bir insanı bunu düşünmeye iten şey prenses gibi yetiştirilmiş olması mıdır? yoksa dışarı adımı attığı her gün, cehalet ve cinsel açlıktan çıldıran şeref yoksunu hayvanlar tarafından tacize uğraması mıdır?

    ben giysi dolabımın karşısında "ne giyersem taciz edilmem" diye düşünmek, ve giyeceklerimi buna göre seçmek istemiyorum. bunu dile getirmek bile utançtır. evet, "taciz edilme korkusu yüzünden etek giyememek istemiyorum!" dediğim için utanıyorum. giydiklerim yüzünden "orospu" diye yaftalanmaktan ve bu cehaletten, bu ülkede yaşadığım için her geçen gün daha fazla utanıyorum ve sonsuz bir tedirginlik içinde yaşıyorum. aynı diğer kadınlar gibi.

    hayatımda bar, gece kulübü gibi ortamlarda hiç bulunmadım, bir de bu ortamlarda bulunan kadınların halini düşünüyorum. düşündükçe tiksiniyorum.

    başıma geldikçe, asla aksatmadan ve üşenmeden bunları yazacağım. belki de artık bu yaşananların hiç de "nadir" olaylar olmadığını, sokağa çıktığınızda ne kadar iğrenç insanlarla aynı ortamda bulunduğunuzu görmenize bir katkım olur.

    not: tüm kadın sözlük yazarlarından bu günlüğe yazmalarını rica ediyorum.

    ekleme: sözlük yazarı bir arkadaşımın şahit olduğu ve hatırlattığı, ağustos 2013'ten bir olay daha:

    akşam saatlerinde (8 falan) arkadaşım ile kızılay'da dolaşıyordum. üzerimde kot pantolon, kırmızı askılı bluz, siyah ince hırka ve kırmızı topuklu ayakkabı var. sakarya caddesi'nin oradan geçerken bir esnaf tarafından "o topuklularla iyi sikerler seni" şeklinde iğrenç bir cümle ile taciz ediliyorum.
    o akşam eve dönmek için bindiğim takside de gereksiz ve abuk subuk sorularla taciz ediliyorum. anlat anlat bitmez.

    önemli not: cinsiyetçi bir yaklaşım sergilenmemiştir. başlıktan da anlaşılacağı üzere, konu "türk kadınının yaşadığı taciz vakaları"dır. elbette ki erkeklere yapılan tacize sessiz kalacak değilim, ancak bu başlıkta anlatmak istediğim şey aşikar.
  • çok büyük sıkıntıların anlatılacağı günlük olacak...tır.

    edit: tanım değil diye ispiyon edene de yavaşça girecek günlük olacaktır.sırt kısmı telli olacağı için ispikçi çok keyf alacak
  • tacizi normalleştiren koşullardan bağımsız düşünülemeyecek ve genel ahlak kavramının yapmacıklığını gözler önüne seren günlük olmuştur.
  • cinsel devrim bu topraklara gelmedikce son bulmayacak gunluktur malesef. cinselligini gencecik bir kiza hallenerek yasayan 55 yasindaki adamlarin yasadigi toplum hasta toplumdur, net.
  • ne yazık ki hiçbir sayfası boş kalmayacak günlüktür.
  • okurken bile midemi bulandıran, bazen erkek olduğum için şanslı olduğumu hatırlatan günlüktür.

    bir erkek olarak çoğu zaman etek veya kısa kollu giymiş kadınlar otobüse bindiğinde insanların yüzlerine bakıyorum. çoğunluk erkeklerin yüzleri. kadınları kesen onları baştan aşağı süzen lanet gözleri görüyorum. midemi bulandırıyor. bir seviyeden sonra otomatikleşiyorum. kadınlar yerine erkeklere bakıyorum. ortamda bakımlı, farklı giyinen kadını gördüğüm anda gözlerin etrafta geziniyor. insanlığın ne kadar berbat olduğunu her seferinde fark ediyorum. eğer adam çok yakınımdaysa gidip sadece suratına odaklanıyorum. dibinde suratına bakıyorum. ama o gözler beni değil de farklı şeyleri arıyor. suratına baktığımı fark etmiyorlar çoğu zaman. eğer beyni biraz farkındalık sağlıyorsa ve yaptığı eylemin lanetliğini anlıyorlarsa kafalarını çeviriyorlar, bir daha bakmıyorlar. psikolojik savaş böyle olur lanet herif..

    her zaman olduğu gibi buraya saçma sapan entryler yazacak erkek yazarların bu gerçekleştirdiğim eylemi gerçekleştirmelerini istiyorum. birkaç kez bu eylemi yapınca insan şurada şu entryi okuyunca hissettiği hislerin katbekatını hissedecektir. eylem her zaman okumadan öndedir.
  • ağırlıkla 40 yaş üstü erkeklerin verdiği edepsiz tepkileri okudum. kesinlikle haklı değillerdir. sadece türkiye değil dünyanın her yerinde olan benzer vakalar mevcut. dürtülerini kontrol edemeyen insanlar her toplumda olduğu gibi bizde de var. ancak bizde bastırılmış bir cinsellik ve açıksa bir yerleri ya da anneme veya kızıma benzemiyorsa her türlü gideri vardır anlayışı yıkılmadığı sürece böyle de gidecektir. tavsiyem belki mantıksız ve korkakça gelebilir ancak bu hukuk sisteminde makuldür. yaz geldi diye özellikle geleneksel bilinçsiz muhafazakar diye tabir edeceğim insanların ağırlıklı olduğu yerlerde tayt, şort, askılı giymemeye dikkat edin.
  • alabildiğine entry içeren başlıklardan biri olacak konu.gerizekali erkeklerden ne cektin be kadın..
  • empati yapabilmek icin okunmasi gereken gunluk.
    ama kadinlari ayip/aman kinse duymasin'larla susturuldugu surece de hicbir sey degismeyecek. ama once kendi yaralarimizi kendimizin sarmasi gerek.
    cunku soyle bir sey de var: (bkz: suskun kitle/@faralya)