biskuwi

  • 1083
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

hayata dair gülümseten detaylar

bunların bazen ardı ardına gelmesiyle hayata dair gülümseten hikayeler oluşur. işte bunun bir tanesi de benim çevremde, tanıdığım iki insanın başına geldi. biliyorum genelde bu başlık altında bir cümlelik kısa şeyleri seviyoruz ama ben şimdilik biraz uzun yazıcam. sonunda yine bir cümlelik özet geçerim belki.

hikaye birisi belçika'da biri turkiye'de yaşayan iki gencimizin başından geçiyor. esas oğlan almanya'da o sıralar stajını yapıyor ama türkiye'de düzgün bir yerde iş imkanı çıkınca mülakat için turkiye'ye dönmek zorunda. neyse atlayıp uçağa gelicek işte bizimkisi kalkıyor gidiyor dusseldorf hava limanına. esas kız da türkiye'ye şimdi sebebini hatırlamadığım bir sebep için dönücek. işte ilk detayımız burda; bizim kıza esiyor brüksel'den direk uçağa binmek varken kalkıp oda düsseldorf'a geliyor. bunlar aynı uçağa bilet alıyor.

hikayeyi dinleyeli çok olduğundan eminim bir çok detayı unuttum ama ben yine de aklımda kalanları anlatmaya çalışacağım o yüzden hikayenin kahramanlarından özür dileyeyim bu arada. neyse bizim oğlan check-in'den sonra alıyor eline kitabını okumaya başlıyor. işte ikinci detay; bu çocuk kitap falan okumaz ha esmiş adama kitap okumak, ya da uçağa binicek ya cool entelleltüel görünmek istedi. ilk tanışma faslı o kitap sayesinde oluyor.

esas kız bi kere kafayı koymuş daha ilk gördüğünde çocuğu anlattığına göre. bizim oğlan tabi iş görüşmesine mi gittiğindendir bilinmez hani gayet düzgün giyinmiş, elinde kitap falan tam olmuş yani. kız gidip bunun yanına oturuyor ama bizim oğlanda tık yok. sonrasından öğrendiğimize göre aslında oda daha ilk görüşte abayı yakmışta; nedense utanmış, gezban moduna girmiş. neyse kız en sonunda eytere be deyip kitabı bahane ederek bir konu açmış başlamışlar konuşmaya. sonra tabi uçak zamanı gelmiş falan ve başka bir detay çıkmış ortaya, bu ikisinin koltukları uçakta yanyana.

ama hemen sevinmeyin uuu kavuştular diye. nedendir bilinmez bizim esas kızı alıp vip'e götürüp perdeyi kapamışlar oğlanın yüzüne. tabi bizimkinin elinden bişi gelmemiş üstüne bir de oha kız vip ile geliyo diye kuruntuya girmiştir garibim.

neyse uçak aktarma için antalya'ya inmiş. bizimkisi aktarmayı beklemek için bir köşeye oturmuş sonra da esas kız gözükmüş öteden. tabi dedik ya bizim oğlan utangaç, nerdeyse hiç pas vermemiş kıza yanı boş olmasına rağmen. ama kız kafaya koymuş işte, vazgeçmemiş yine, gitmiş yanına oturmuş bizimkinin. bahane de hazır tabiki; "şimdi senin canın sıkılır diye geldim". neyse bunlar bir süre daha konuşmuşlar falan sonra yeniden uçak vakti gelmiş. ama bu sefer yanyana oturmayı başarabilmişler aralarına vu sefer bir perde yokmuş.

uçak ankara'ya indiğinde heralde bizim esas oğlanın utangaçlığı çözülmüş olacak ki kızdan en azından bir randevu istemeyi başarabilmiş ve nihayetinde de kız kabul etmiş bu buluşma teklifini. sonra yine bir detay olarak belirteyim ki ilk buluşmaları ankara'nın en alakasız bir yerindeki saçmasapan bir pastaneydi.

gelelim bütün hikayeyi anlatırken neden bu dili kullandığıma; masal gibi dimi herşey? yani bunların hepsi gerçek olamaz. bu kadar rastlantı falan...

ama ne var biliyor musunuz? aslında bu kadar detayın hiç bir önemi yok. bu iki karakterin bunları başarabilmesi ve şu an hala bir ilişki içerisinde olmalarının sebebi göze olabilmeleri. neden böyle diyorum, çünkü kız belçika vatandaşı ve orada universite eğitimine devam ediyor şu an. oğlan ise yeni üniversiteden mezun olmuş ve turkiye'de bırakamayacağı gerçekten güzel bir işte çalışıyor.

işte tam bu noktada olayın detaylardan bağımsız ana fikri ortaya çıkıyor. biz, kendimizi modern insan olarak tanımlayan biz, kendi sınırlarımızı, ihtiyaçlarımızı, amaçlarımızı o kadar kalın çizgilerle oluşturuyoruz ki yaşadığımız ilişkiler de ancak bunlara zarar vermediğinde yaşanabilir oluyor. tamam aslında biz hep bencildik sadece arada bencilliğimizi yenebiliyorduk ama artık benciliğimize tapınıyoruz, ondan övgüyle bahsederiyoruz her fırsatını bulduğumuzda. şuna sahibim, bunu yapıcam, şöyle mükemmelim ve böyle harikayım. bencilliğimiz kutsalımız oldu artık bizim.

diyorum ya detaylar aslında hiç önemli değildi bu iki kişinin vazgeçebildikleri ya da inandıkları karşısında. detaylar sadece gülümsetmek için oradaydılar.

devamını okuyayım »
07.01.2011 19:50