cizmedinki kesesin

  • 2026
  • 23
  • 8
  • 1
  • dün

nusret gökçe

çok takdir ediyorum bu adamı.

kro diyenler olmuş. aptal aptal pozlar veriyor diyenler olmuş. giydiğine, söylediğine laf edenler olmuş.

bu adamı sanıyorum canlı yayında cebindeki parayı sayan milyarderlerle karıştırıyorsunuz siz. önce bunun ayrımına bir gelelim.

bu adam doğudan 0 olanakla gelmiş. yanlış hatırlamıyorsam ilkokul mezunu bir adam. günaydın'da çalışıyorken işine saygısı, işini güzel yapıp insanlarla iletişimini kuvvetli hale getirmesi, kaçak maçak bir şekilde arjantin'e gidip işinin merakı doğrultusunda "dünyada neler oluyor"u merak ediyor oluşu ve işinde kendini sürekli güncellemiş olması yeterince takdire şayan değil mi? adam yaptığı işin en derinine kadar gidiyor, memleketinde öğreniyor her şeyi. cüzzi miktarlara çalışıp her haltı öğrendikten sonra ülkesine dönüyor.

bakın bu adamın instagram sayfası da aynı zamanda nusret'in ne denli nev-i şahsına münhasır olduğunu gösteriyor. birincisi herif bu kadar yokluktan gelip birden böylesine zengin olmasına rağmen fotoğrafını ya da videosunu paylaştığı neredeyse tek yer ya ahır, ya da restaurantı. bu da adamın işine ne denli bağlı olduğunu, işini ne kadar severek yaptığını gösteriyor.

ikincisi, bu adam parayı birden bulan diğer kekolar gibi ferrari'lerle porsche'larla poz verip "bugün de şurada partiledik kahrolsun yea" tadında paylaşımlar da yapmıyor.

adam işini çok iyi yaptığı için tüm ünlüleri sayfasında paylaşarak çok geniş kitlelere ulaşıyor. "dedi" gibi kendine has tek cümlelerle imzasını atıyorken bir de buna dünyaca ünlü bir hashtag olacak "nusret tipi tuzlama" merasimini de ekliyor ve #saltbae ortaya çıkıyor.

ya bu etiketin geçen hafta ilk defa amerika'dan çok prestijli bir okuldan mezun olan arkadaşımın paylaştığını gördüğümde gözlerime inanamamıştım. 9gag'de, youtube'da en ünlü kanallarda falan adam ortalığı birbirine kattı ve takipçi sayısı 1m'den 1.5m'e çıktı.

bu ne demek biliyor musunuz? türkiye, dubai ve katar'dan sonra ortadoğu'da eksik kalan yerler ve ardından avrupa ve amerika'yı da etkisi altına alan lüks steak house imparatorluğuna adım adım ilerlemek, türkiye'nin reklamını daha etkili ve daha çok yapabiliyor olmak demek. soft power dediğimiz gücü belki de normal şartlarda hiç ulaştıramayacağımız noktalarda hissettirebilmek demek. ve bu adam ülkesiyle gurur duyup geleneksel motifleri işine/sosyal medya hesaplarına taşıyan bir insan (fes giyip bıyık bırakan personeller, 10 kasım'da atatürk'e kendi tarzıyla gül bırakmalar vs).

e bir de arkasında d-ream'in ve finans ve yönetimsel desteğini düşünecek olursak, yapacağımız şey , oturduğumuz yerden bok atmak yerine takdir etmekten başka hiçbir şey olmuyor.

hangi ünlü, şu adamın tek başına yaptığı kadar türkiye'ye artı sağlamış bir onu düşünün önce.

sahte psikologlara prim vereceğinize azıcık şu adamı öveydiniz keşke.

devamını okuyayım »
15.01.2017 00:42