deinnorra

  • 2919
  • 10
  • 4
  • 0
  • dün

dışarıdayken etraftan duyulan yaran diyaloglar

bir gün taksim starbucks'a girip, önünde bir kitap açılmış, iddialı giyinmiş ve fakat kesinlikle kitaba diil, çatık kaşlarla gelen gidene bakan bir bayan abla gördüm. 30 yaşlarında vardı. heralde ses yapıyolar diye bozulmuş diye düşündüm. yan tarafındaki masaya geçtim ve bisüre sonra erkek arkadaşım da gelip geçti karşıma. yandaki ilginç bi tip ya, arkadaşım arada boş gözlerle kadına bakıyo, sonra bana da bakmamı söylüyo, nasıl kitap okumadığını anlatıyo. ben de nemrutum ya, kadına bakmamasını, kendini bişey sanıcağını söyleyip duruyorum, "yanında sevgilisi var ama bana bakıyo" psikolojisi. sonrasında kadının erkek cinsiyetli bir arkadaşı geldi yanına ve eğlence başladı. kadın, starbucks'ın üst katının o güne kadar duyduğu en yüksek konuşma sesiyle, psikolojik terapi deneyimlerini anlatmaya başladı. adamın sesini bir kere bile duymadık. çok yavaş ve üstüne basa basa tonlayarak konuşuyodu, özellikle ingilizce kısımlar tamamen ağır çekimde söyleniyodu. aslında rap yapıyo gibi bir hali vardı. "bak olay şu, adam diyo ki 'kill the father in you!!!' anlıyo musun? fuck your mother, sen sadece kendinsin, sen annen diilsin, fuck the mother in you! ben ilişkilerimi çok tutkulu yaşıyan biriyim, kendimi vermekte çok ustayım ama artık veren ben olmamalıyım anlıyo musun? o gün neler yaptık inanamazsın, kağıtlara ailemizin sevmediğimiz yönlerini yazdık, evet yazdık, bunu yaptık, sonra kağıtları paramparça yaptık, içimdeki hazzı anlatamam sana ben. onu yaşaman lazım. yani orda, we killed our families tam anlamıyla. bak benim egomu biliyosun, ben bazı problemleri aşmış bir insanım, bunu biliyosun, i overcame bisürü konuda o yüzden çok güçlü biriyim "

bütün kat çıt çıkarmadan kadını dinliyodu, bu sefer diğer herkes gazete dergi okuma pozuyla kadının nasi biri olduuna bi bakış atmaya çalışıyodu. başka birşey olsa şikayet edilir uyarılırdı belki ama yaşı ve ilişkilerinin ayrıntılarını anlatışı ve kendine olan hayranlığı, şovun sonuna kadar orda olma isteği veriyodu. mekandan ayrılmamıza yakın şu sözler geçiyordu "ben bazı insanlara fazla hoşgörü gösterdim, ben hayatımdaki insanlara müthiş bir bağlılık gösterdim, ama bu zararlı anlıyo musun? kill the royalty in you! koca profösörün bana söylediği bu oldu ve gözlerim açıldı"

ben: royalty dedi
e.a.: loyalty demiştir..
ben: yok yok bak dinle

"artık royal olmak istemiyorum, ve başka birinden de royal olmasını istemiyorum, artık farklı gözlerle bakıyorum ilişkilere"

e.a.: royal diyo
ben: şşş sessiz.. royal, hadi canım chicken royal çekti benim. gidelim. kahve üstü yemek. sadık tavuk.

devamını okuyayım »