keziban

  • 2635
  • 18
  • 3
  • 0
  • 3 gün önce

başkaldıran kurşunkalem

bir solukta bitti, ferhan şensoy'un içerik olarak ilkine göre daha sürükleyici ama yazınsal olarak onu aratan ikinci anılar kitabı. dahası, bir çırpıda yazılmış, yıllar boyunca tutulmuş olan güncelerden alınıp -kurguyu bir yana bırakarak- art arda dizilmiş gibi çoğu yer... oysa "kalemimin sapını gülle donattım" ile "başkaldıran kalem" arasında on bir yıl var, bir çırpıda yazılmış olamaz. o yüzden diyorum ki sakın üçüncü kitap da hazır bekliyor olmasın? önümüzdeki aylarda değilse bile 2013'te şensoy'dan beş yüz kırk (540) sayfalık bir yaşamöyküsü daha gelirse şaşırmayacağım.

"başkaldıran kurşunkalem" diyorduk. gelelim bu hoş kitaptaki kimi hoşluklara : 44. sayfadaki "bekâr" adlı şiir* özdemir asaf'ın değil, 1928 - 1980 yılları arasında yaşayan ilhan demiraslan'ındır. ilgilenenler memet fuat'ın "çağdaş türk şiiri antolojisi"ne (adam yayınları, 2001; 2. cilt, s. 669) bakabilir. diyelim bu şiir konusunda şensoy'un belleği onu yanılttı, şairleri karıştırdı; olabilir. ya 444. sayfadaki yanlışı nasıl açıklamalı? yayımlanmasını dört gözle beklediği ilk kitabı "kazancı yokuşu"nun basıldığını turnedeyken öğreniyor ferhan şensoy. bu güzel haberi halasının oğlu gündüz ağbisinden alıyor. telefonda soruyor şensoy, "nasıl? kapağı güzel mi?" gündüz ağbi de yanıtlıyor onu, "çok güzel. tan oral yapmış." kalkıp bakıyorum "kazancı yokuşu"nun yücel yayınlarından nisan 1978'de yayımlanan ilk basımına, dördüncü sayfada "kapak, erkal yavi" yazıyor. sonra, acaba diyorum, şubat 1986'da yapılan ikinci basımla mı karıştırdı? ona da bakıyorum, bu sefer hiç ad göremiyorum. yine bellek sorunu diyeceğim ama değil. asıl sıkıntı kuşkulanmamakta... elinin altındaki kitaba bile bakmıyor ferhan şensoy. güncesine yıllar önce yazdığı her şeyin doğruluğundan öylesine emin ki sonradan denetlemek için en ufak bir gereksinim duymuyor. iş böyle olunca da "tanrı uludur" diye okunan türkçe ezanı, "allah uludur" diye yazıveriyor (s. 182). teniste "basit hata"lar vardır hani, bu yanlışlar da onlar gibi işte, hiç yakışmıyor.

yerli yersiz kullanılan, dolayısıyla yazımda tutarsızlığa yol açan inceltme-uzatma imleri de "ikrâmiye"si oluyor, özlemle okuduğumuz bu kitabın.

*

zorunlu ekleme : bu yazı, en başında da belirtildiği üzere, söz konusu kitaba yazın açısından bakmaya çalışan bir yazıdır. sinekten yağ çıkarta çıkarta yanlış bulma çabasıyla yazılmış bir yazı değil; hele hele bir "linç" girişimi hiç değil (bırakın, şensoy'u darbecilikle suçlayan aklıevveller yapsın o aşağılık işi)...

kendisini ilk kez adnan pazarlama tiplemesiyle (kitapta da geçiyor; yıl 1979) on yaşında bir çocukken tanıyıp çok seven bir kişi olarak, "başkaldıran kurşunkalem"le ilgili yukarıda yazdıklarıma gelen tepkilere (özellikle de kimi aklı başında kişilerden gelenlere) anlam verebilmiş değilim. bir yazı eleştirilmeden önce en az iki kez okunmalıdır, özellikle de satır araları okunmalıdır. o yüzden sizler de sineğin yağıyla uğraşmayıp satır aralarına bir bakıverin.

ey sözlük, sen daha ne kadar böyle!

devamını okuyayım »