keziban

  • 2390
  • 4
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

bir ada hikayesi

yaşar kemal ilk kez bir yokülke, bir düşülke masalı anlatmış bu son yapıtında. yarattığı adayla sanki kafasındaki kusursuz ülkeyi kurmak istemiş yazar. adadaki, birbirinden ayrı kökenlerden gelen herkes iyi yürekli, herkes işinin ustası, çalışkan, dolayısıyla herkes mutlu... türkmeni ("türk"ü değil!), kürdü, çerkezi, rumu, lazı, vanlısı, çukurovalısı, giritlisi, herkes... bir tek anadolu göçmenleri aptal, alık köylü çoğunluk olarak yazılmış, ki bu biraz düşündürttü beni. kim bu anadolulular? yukarıda saydıklarım da anadoludan değil mi, giritlinin dışında? yazar üstü kapalı olarak türkler mi demek istiyor anadolulu derken? o yüzden mi türkmen diye ayrı bir topluluğu da belirtme gereksinimi duymuş bilemiyorum ama bilmek isterdim doğrusu.

takıldığım bir başka nokta, daha önce hiçbir romanında bırakın türkçenin dışında bir dil kullanmayı, "şive taklidi" denilen kolaylığa bile düşmeyen yaşar kemalin nasıl olup da bu romandaki kürtleri kendi dillerinde konuşturttuğu oldu. hadi onlara bu ayrıcalığı gösterdin, laz niye lazca konuşmuyor, rum niye rumca söylemiyor? üstüne üstlük kesme ile uzatma imleri gibi noktalama kurallarıyla arası hiç hoş olmayan yazarımız kürtçe sözcüklerdeki "é"yi rahatlıkla kullanabiliyor. kullanınca da, "kazanç" anlamındaki "kar"ın ne suçu var da "kâr" diye yazmıyorsun babacım, diye sorasım geliyor. dedim ya, bu üçleme birçok açıdan yaşar kemal için bir ilk; belki de son.

ne diyorduk, evet, bu mutlu bu iyi insanların dışında adada yetişen, adanın doğasında bulunan şeyler de en güzeli : narlar, üzümler, incirler, çiçekler böcekler, balıklar, her şey ama her şey eşsiz, olağanüstü... oradaki arıların yaptığı bal gibi bal yeryüzünün başka hiçbir yerinde yok, pınarlarından akan su en temizi en tatlısı.

"bir ada hikayesi" aslında bir düşada masalı, bir "utopia" sizin anlayacağınız. hem de en savaş karşıtı olanından... öyle ya da böyle, dördüncü kitap dört gözle bekleniyor.

*

ek : sanırım (korkarım) yaşar kemal dördüncü kitabı ölümünden sonra yayımlansın diye bekletiyor : bir tür "magnum opus" olan bu savaş karşıtı "utopia"sının yoğun çağrılar, sert iletiler içerecek son kitabını, biz dünyayı yok eden aşağılık ırka atılmış bir tokat olarak vasiyet bırakmak istiyor sanki. son bir çığlık gibi... bindiği dalı kesmekte çok usta olan insanoğluna verilmiş "edebi bir muhtıra" gibi...

ek 2 : ilk üç kitabı uzunca bir süre önce okuyup da unutmuş olanlar, belli başlı kişiler için düştüğüm aşağıdaki kısa kısa notlar yarar mı işinize, olur da son kitap çıkarsa diye :

. poyraz musa - doğuda, arap çöllerinde savaşmış kahraman; bedevilerle kan davalı kaçak.
. vasili - adada saklanıp yunanistana gitmeyen rum.
. lena ana - gönderildiği yunanistandan kaçıp gizlice adaya dönen rum.
. kadri kaptan - balıkçı.
. melek hatun - kadrinin anası.
. hüsmen - yunanistandan gelen mübadil (altı kızı var).
. sabiha - hüsmenin karısı.
. nişancı veli - karadenizli usta balıkçı (üç torunla geldi).
. sultan - nişancının karısı (adaya sonradan geldi).
. baytar cemil - sarıkamış gazisi vanlı.
. musa kazım ağa - giritli zengin alevi dedesi, at yetiştiricisi.
. zehra - dedenin kızı, poyrazla yanıklar.
. nesibe - dedenin öteki kızı.
. ali çavuş - tahta bacaklı yiğit gazi.
. kör salih - ali çavuşun hayatını kurtardığı yiğit gazi.
. uso - kürt destancı, arıcı.
. salman sami - hekim binbaşı.
. halil rifat - hekim yüzbaşı.
. emine ile esma - hekimlere yardımcı olan kızlar (düşman ailelerden geliyorlar).
. cemal ile hamdi - kızların babaları savaşta ölen çocukları (anneleri çocukların kan davasını öğrenmesini istemiyor).
. uzun aziz - emine ile esmayı tanıyan, kan davasını bilip köye anlatan sakallı geveze.
. hasan çavuş - karadenizli asker kaçağı (iki kadın iki çocukla geldi).
. hançerli efe - kurtuluş savaşında yunanla dövüşmüş alçakgönüllü şaki.
. şükrü efendi - adadaki meyveleri toplatan namuslu toptancı.
. arsen usta - savaşta adaya yaralı düşüp orada iyi edilince adaya geri dönen çukurovalı demirci, oltacı.
. topal osman - sarıkamış gazisi tek bacaklı kahraman.
. süleyman - poyrazı öldürmeye adaya gelip vazgeçip geri dönen çerkez.
. kerim ile peri - poyrazı öldürmek için gelen ama nişancıdan korkup geri dönmeye niyetlenen çift.
. salih efendi - bakkal.
. sıtkı bey - öğretmen.
. haydar - oduncu.
. kara elif - inatçı ama iyi kalpli yaşlı anadolu kadını.
. ismail - anakarada rumlardan kalan, musa kazımın aldığı büyük çiftliğin kahyası.
. hacı remzi - adadaki okulla kiliseyi yıktırıp malzemelerini satan, tüccar, asker kaçağı, iki yüzlü dinci pezevenk.
. cafer - anakarada zengin rumun bıraktığı tükanın yeni sahibi.
. vahap bey - tapu müdürü, az paragöz değil.
. üzeyir han - eski kafkas hanı, memur.

umarım son ek 3 : dördüncü kitap "çıplak deniz çıplak ada"* yayımlandı bilindiği üzere.

umarım son ek 3a : dört kitabın sırtlarına bakarken gözümü çeldi, yalnızca "tanyeri horozları"nda "hikaye"nin "a"sının üstüne inceltme imi konulmuş, ötekilerde yok. beri yandan yine "tanyeri..."nin kapağında, bu kez "bir ada hikayesi" diye yazılmış dörtlemenin adı. buyrun size gözlerden kaçan bir ayrıntı...

devamını okuyayım »
06.02.2011 18:47