m0ruzak

  • 1627
  • 3
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

kpss 2010 kopya skandalı

iyiyce trajikomik bir hal almış sınav. ülkemizde herşeyin çivisinin nasıl çıktığını da ayan beyan ortaya koyan bir sınavdır aynı zamanda. sınava giren adayların sınav sonuçlarıyla ilgili enteresan bilgiler -nasıl olduysa artık?- medya ve internet gündemine sızdırılınca üzerinde şaibe olduğuna dair varsayımlar üretilmeye ve konu hakkında her yerde konuşulmaya başlandı. aslında salt bu sınavla ilgili değil şimdiye kadar yapılan birçok sınavla ilgili aynı usülsüzlükler geçerlidir. şimdiye kadar haksızlıkla, adam kayırmalarla geçerliliğini kaybetmiş pek çok sınav sonucu bir sürü insan kamuda çalışmaktadır. sadece kpss mi? hayır, en basitinden ehliyet yazılı sınavlarındaki bayağılık sistemin nasıl çalıştığının kanıtıdır.

bizim devlet ve ona bağlı güya özerk kurumlarımızda -bence- taa demokrat parti sürecinden bu yana başlayan gayri şeffaf düzen ne yazık ki hala devam ediyor. yıllar yılı hiç mi birşey değişmez arkadaş? bu kadar spekülasyonun olduğu, artık geçerliliğini yitirdiği ortada olan böyle bir sınavla ilgili araştırma-soruşturma-inceleme süreci toplumsal akıl kayık olduğu için unutulur nasıl olsa diye savsaklana savsaklana yaklaşık bir aydır hiç bir olay olmamış gibi gösterilmeye çalışıldı sınavı yapanlar ve muhattaplarının işbirliğiyle. meb' in, kaç öğretmen alacağını açıklamaması, kontenjanları vermemesi, geçen senenin il bazındaki taban puanlarını açıklamaması gibi yaklaşık iki yıldır süren şaibeli tavrından dolayı fare doğuracağı aşikar bir süreçti. ama bakınız akp iktidarına, her zamanki tavırlarıyla, sanki hiç bir şey olmamamış gibi; "ben yapacağımı yaparım hacı" moduna gıdım gıdım istediği yere doğru götürmeye çalışıyorlardı. ta ki artık şu son güne kadar. ama hesap uymadı, çark ettiler, şimdi bakalım ne numaralar çekecekler merakla beklemekteyim. bunun dışında, ösym başkanına bakın! dört işlemden bihaber ne kadar da basit bir zeka moduna sahip! araştırdık birşey bulamadık. artık bizim yapacağımız bir şey yok! o kadar. bir de sınavla ilgili bilgileri dışarı sızdıranlara bok atma eğilimi. e senin sorular sızdırılmış dışarı hacı? ona gelince yok ihtimal vermiyor beyefendicik. bir de kırılgan mı kırılgan; hemencecik de küsüyor yazık yavrucak. yök' e gelince; e onların kalitesi zaten malum, konuşmaya, kelimeleri yormaya gerek yok.

sürecin benim açımdan trajedisinin derinleştiği olay ise geçen günlerde, nasıl olup da meb bakanı olmuş olduğu belirsiz, yaptığı iş konusunda zerre kadar bilgisi olmayan, nimet çubukkraker' in canlı yayında bir programda söyledikleridir. şöyle diyordu çubukkraker; "sınavı yapan kurum bana bağlı değil. bir alakam yok. ben atamaları erteleyemem, çünkü sınavla ilgili henüz tespit edilmiş bir şey yok. hukuki açıdan bakarsak, ilgili makamlarca bana gönderilmiş "sınav usülsüzdür" diye bir yazı yok!!! -bakbak- o yüzden öğretmen atamaları için başvuruları alacağız. yahu kraker sen bir hukukçusun, hadi eğitimden anlamıyorsun ama anlaşılıyor ki hukuktan da bihabersin. hakkında savcılarca soruşturma açılmış, binlerce kişi tarafından dava açılmış, cumhurbaşkanlığı devlet denetleme kurulu' nun inceleme başlattığı bir sınavın geçerliliği kalır mı ki, sen kalkıp öğretmen atamaları için başvuru alıyorsun? hiç mi kafan çalışmıyor ki bu atamalar hiçbir şekilde hukuken geçerlilik kazanamaz! şimdi atasan yarına iptal etmek zorunda kalırsınız. neden bu kadar salaksınız ey devleti yönete(meye)nler! her şeyi elinize yüzünüze bulaştırmak konusunda iyi olunca onur nişanı mı veriyorlar ne yapıyorlar, anlayamıyorum. çubukkraker' in konuşmasının üzerinden bir kaç gün geçmeden bugün yaptığı açıklamada; söz konusu atamaların yapılması halinde doğacak hukuki zorluklardan ve karışıklıktan dolayı atamalar ertelenmiştir diye açıklama yapıyor. bu kadar aymazlık ve saçmalık olur mu? e hani hukuken bu atamaları yapmak zorundayım diyordun!!!

kızkardeşim de bu sınavın mağduru. psikoloji o kadar bozuk ki, neler yaşadığını bir kendi bilir. o kadar ders çalışma, o kadar mesai, dershane, mali külfetler, vs. saymakla bitmez. ama gelinen noktaya bakınız. çaresizlik içinde, ne yapacağını bilemiyor, çünkü ne olacağını kestiremiyor. onun gibi bir sürü öğretmen adayı var. hepsi de bundan sonraki nesillerimizi yetiştirecek. önünü görememiş, göremeyen bir öğretmenin yetiştirdiği nesil ne işe yarar ey sözlük?

tabi ki bu arada tıpkı kızkardeşim gibi, iki kişi arasında dayak yerken birinden diğerine yumrukla yollanmış ve abondone olmuş öğretmen adayları var. ama onlarda da sorun var. kitlesel bir eylem yapamıyorlar, halbuki binlerce insanlar. yapan ufak gruplara da polis saldırıyor.
(bu ülkenin öğretmen açığı belliyken devlet habire polis alıyor. ortalık polis kaynıyor. heryerdeler. tuvalete gitsem götüme klozetten telsiz girecek diye korkuyorum.) ama binlercesi ortak hareket edebilse ortalığı tozdumana katabilirler. biliyorlar da neden eylemselliğe dökemiyorlar, bilinmez. en azından televizyon ve gazeteler var ki; bu tip şaibelerden haberdar olabiliyor insanlar. yoksa sümenaltına gidecekti bu sınav da. götürmeye çalışanların kimler olduğu belli. türk eğitim sen, sınav sorularının dışarıya servis edildiğini söylüyor, ellerinde kanıt var, bugün bizi hiçkimse arayıp da senin elindeki şu kanıt nedir diye sormuyorlar diyor. yök başkanı sınav iptal edilmez, sadece 3.227 kişi takip altında. onlarla ilgili belge bulunursa sınavları iptal edilir, devlettte kati suretle çalışmalarına izin verilmez. atamalar da sonra yapılır diyor. iyi güzel de sonra atama yapman için puanları yeniden hesaplamak zorundasın. yani bütün puanların değiştiği bir ortamda atanamayan kişilerce dava edilmeyecek misiniz? yeniden sınav yapmak yerine neden minareyi kılıfına uydurmaya çalışıyorlar anlayamıyorum? kirli oyununu illa ki bir tarafının kirlilikle sonuçlanması gerekiyor.

soruların parayla satılması, elden ele dolaşması ne kadar normal geliyor artık değil mi? kimse şaşırmıyor inanın. anormal şeyler normalleştirilmiş memlekette. hakkını aramak ise çoktan unutulmuş, korkutucu bir hayalete dönmüş. bu ülkede hakkını arayan biri varsa bilin ki o suçludur ya da günü gelince suçlanacaktır. sesini çıkarmaan hep iyiydir. böyle bastırılmış, ziplenmiş bir halkın dağarcığının bu kadar dar olması normal. sınavın soruşturulmasından da bir şey çıkmayacak. hepimiz biliyoruz bunu. adaletin bu topraklarda olmadığını, belki de hiç varolmadığını, bununla büyüdüğümüzü bilemesek de yaşıyoruz, hissediyoruz.

öte taraftan bakın kpss sınavı iptal edilmesin diye protesto edenlere!!! onlar da ülkemiz insanının seviyesizliğinin, kalitesizliğinin bir kanıtıdır. bir de okumuş üniversite tahsili görmüş olacaklar bunlar? ulan sen nasıl öğretmen adayısın. sana nasıl evlat emanet edilir bre namussuz! sınav şaibeliyken aynı masada dirsek çürüttüğün arkadaşının hakkı yenirken sen nasıl olup da kalkar sırf nasıl olduğu belli olmadan iyi puan aldın diye hepsine ihanet edip hala kendi kuyruğunun derdine düşersin? ama bunlar müstehak bozuk düzende sağlam çark nasıl bulunabilir ki? içler acısı gerçekten bir toplumun geldiği noktaya bakınız. artık gemisini kurtaran kaptan, gerisi boğulsun akp' nin karanlık sularında kim sikler?

her eleştirel yazımın sonunu aynı şekilde bağlıyorum ama düzenin değişmesi için toplumsal bir aydınlanma devrimi gerekli, şimdiki nesiller olmasa bile onyıllar sonrakilerin insani sıfatları taşıyan, kendine ve de dolayısıyla içinde yaşadığı topluma duyarlı bireyler olarak yetişmesi gerekli. yoksa bizim içinde yokolduğumuz bu düzenin değişeceği yok. bunun olması için, eğitimcilere, sosyologlara, sosyal antropologlara, sosyal psikoloji uzmanlarına büyük iş düşüyor, yoksa ülkeyi yönetenlerin yiyeceği halt değil bu. siyasetçilerin halkın uyanmasını beklemek yersiz olur. cumhuriyetin kuruluşundan sonraki bu ikinci büyük aydınlanma devrimi için ise ursula k. leguin' in sözü bir ışık gibi parıldıyor yazının kalırlığında;

"vermediğiniz şeyi alamazsınız. kendiniz vermeniz gerekir. devrimi satın alamazsınız. devrimi yapamazsınız. devrim olabilirsiniz ancak..."
devrim olabilmek için kaç kişi gerekiyor bilemiyorum ama ben varım!!!!

devamını okuyayım »
05.09.2010 14:09