mist

  • 2948
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 yıl önce

cin çağırmak

verebileceğim bir örneği de ben aktarayım. henüz 13-15 yaş arasındaydım. bir yaz, bizim mahallede de ruh-cin çağırma geyiği başlamıştı, yaşımıza uygun şekilde. ben de bir iki arkadaşımı ve pek de iyi tanımadığım komşu kızlarını çağırarak evde bu olayı denedim.

nasıl yapılacağını zerre kadar bilmediğimden, geleneksel eğitim alan komşu kızları birşeyler anlattılar, zira ben duaları bile bilmiyordum. her neyse, bir öğleden sonra salondaki masada, yukarıdaki örneklere benzer şekilde kartona alfabeyi, sayıları, evet hayırı yazıp bir de kahve fincanı alıp elele tutuştuk. birşeyler çağırdık, birşeyler geldi, artık üçharfli midir, ruh mudur, peri midir, mikrodalga mı bilmiyorum. gelen şey, adını da söyledi, zehra. ne zaman öldüğünü sorduk (ruh çağırıyoruz ya, ölmüş olması lazım), yaşadığını söyledi. belirtmeye gerek yok belki ama parmaklarımız fincana ancak temas ediyordu, en azından ben ittirmiyordum. sorulan sorulara cevap veriyordu, ama bir süre sonra sadece benim sorularıma cevap verip diğerlerininkini yanıtlamamaya başladı. herneyse efendim, ben o zaman, 88 mi, 89 mu ne işte yıl, üç soru sordum. daha doğrusu daha çok sordum ama her nedense bu üç sorunun cevabını kartonun arkasına yazdım.

sorduğum sorulardan ilki babamın ne zaman öleceği (hayattaki en büyük korkum olduğu için), ikincisi evleneceğim kişinin ismi (o yaşta bunu niye merak ettiysem), üçüncüsü de kaç çocuğum olacağıydı. birinci sorunun cevabı 1997, ikincisininki orhan'dı, üçüncü soruya ise 3 çocuğum olacağı ama bir tanesinin ben yaşarken öleceği yanıtını verdi. o yaşta 1997 çok uzak olduğundan, evlilikle ilgili soruları başka soru bulamadığımdan sorduğum için, bu çağırma işini unuttum gitti. birkaç yıl sonra cevapları bile hayal meyal hatırlıyordum.

1990'ların ortalarında, orhanla tanışıp çıkmaya başladık, birkaç yıl daha geçti, bir akşam bu konulardan bahsederken (o sırada nişanlanlıydık) ben bu olayı ve orhan adını ve diğer iki cevabı da birden hatırladım, çok şaşırdım ama bilinçaltımın bana bir oyun oynadığını, belki de o cevabın başka bir şey olduğunu düşündüm çünkü çok zaman olmuştu ve cevapları yazdığım karton allah bilir neredeydi..

97 yılına girmek üzere, yılbaşı için memlekete gidecekken (üniversite için başka bir şehirdeydim), bu tip olaylara inana bir arkadaş, orhan ve ben konuşurken yanıtları hatırlayıp arkadaşa babamın 97'de ölmeyeceğini, sapasağlam olduğunu söyledim. eve gittim, ocak ayının ilk haftası biterken (1997'nin) babamı kaybettim. artık bu çağırma olayı aklıma geldikçe biraz daha tırsıyordum. hala doğru hatırladığımdan emin değildim, ama üçüncü cevabın gerekleşmesinden de çok korkuyordum. neyse efendim, evi başka bir semte taşırken kartonu buldum. önce harflere bir anlam veremedim, ama arkasını çevirip de yazdığım yanıtları görünce kendimi gerilim filminde gibi hissettim açıkçası. yine de kendimi bunların mantıklı bir açıklaması olacağına inandırmaya çalışıyor ve psikolojiyle ilgili fema sayılmayan bilgilerimi zorlayarak kendime göre mantıklı açıklamalarda bulunmaya uğraşıyor, bulamazsam bir nas suresi okuyup (yıllar içinde öğrenmiştim artık) bu tip düşünceleri aklımdan atmaya çalışıyordum.

yine yıllar yıllar geçti, o kartonda yazan ada sahip olan sevgilimle evlendik, ve ilk bebeğimizi çeşitli nedenlerden aldırmak zorunda kaldık. birkaç ay sonra yine aklıma geldi bu eski hadise. bu da üçüncü sorunun cevabı mıydı? bilmiyorum. dediğim gibi, ne çağırdığımızı, neyin geldiğini bilmiyorum.

bu entryi girme nedenim aslında şu, ben de bu tip olaylara mantıklı açıklamalar getirmeye çalışırım, yukarıdaki "zihni okuma" şeklinde özetlenebilecek iddia (hipotez diyemiyorum, test edemeyeceğimiz için) bir an çekici geldi bana da, belki kimse zihnimizi okumuyor ama aklımızdan geçenleri bir çeşit şu "mikrodalga" enerji şeysiyle iletip fincanları biz mi oynattık dedim. ama benim yaşadığım örneğe hiç uymuyor, haydi diğer cevaplar tesadüf diyelim, ben eşimin adını nereden bilecektim, o adda hiçbir akrabam, tanıdığım, kimse yoktu, o adda birine hayran değildim.. tabii tamamen tesadüf diyebiliriz, ama yine de..

her neyse, bu da böyle bir örnek, ilgilisine ürpertiyle arzolunur.

devamını okuyayım »
15.08.2007 18:36