rehayunluel

  • azimli
  • hırçın golcü (250)
  • 2403
  • 0
  • 0
  • 0
  • 7 ay önce

fahri konsolos

(bkz: prestij için fahri elçilik)

//fahri konsoloslar, yabancı bir ülkede büyükelçilik ya da konsolosluk açacak parası olmayan ülkelerin imdadına yetişiyor. uzun araştırmalar sonunda iki ülke cumhurbaşkanlarının onayıyla seçilen fahri konsoloslar, çoğu zaman bir büyükelçi gibi çalışıyor; ancak işleri karşılığında bir ücret almıyorlar.

bir ülke, türkiye’de büyükelçilik ya da konsolosluk açacak kadar zengin değilse veya daha fazla şehirde temsil edilmek isterse ne olur? tek çözüm, gönüllü elçilik yapacak saygın ve elbette zengin türk vatandaşları bulmaktır. sonrası gerçekten kolay. artık ne maaş ödemek gerekir ne de ofis kirası. iki ülkenin cumhurbaşkanları ve dışişleri bakanları arasındaki yazışmalardan sonra atanan gönüllü elçi ya da resmî sıfatıyla ‘fahri konsolos’, temsil ettiği ülkenin bütün sorumluluğunu üstlenir. o ülke adına binlerce dolar harcayarak davet vermek de pasaportunu kaybetmiş vatandaşa yardım etmek de onun görevidir. ülkeler böylesi bir temsilden kazançlı çıkıyor elbette; fakat omuzlarına bir ülkenin ağırlığını yüklenen fahri konsoloslara ne oluyor? üstüne para ödedikleri mesleğin cazibesi nerede? nasıl seçiliyor, ne tür sıkıntılar yaşıyorlar?

fahri konsolosluk bir ‘prestij’ mesleği. şöhretleri çoğu zaman yaşadıkları şehri aşan, maddi sorunu olmayan, kariyerinin zirvesine çıkmış insanlar için sosyalliği sürdürme ve saygınlığı pekiştirme yöntemi. sosyal statülerini temsil ettikleri ülke yararına kullanıyor, mesleğin sıkıntılarını olgunlukla karşılıyorlar. bunun karşılığında davetlerde protokolde yer alıyor, kırmızı pasaport kullanıyorlar. bu arada dokunulmazlık sağlayan kırmızı pasaportun bütün fahri konsoloslarda olmadığını söylemek gerek. vize verme yetkileri yok; ancak referans oldukları isimlerin daha kolay vize almasını sağlıyorlar. onlara göre en önemlisi, bir ülkeyi temsil ediyor olmanın verdiği onur.

nasıl seçildiklerine gelince... fahri konsoloslar camiasında en ayıp şey, bu görev için çaba harcamak, hatırlı insanları devreye koyup, yolları aşındırmak. makbul olanı, teklifin direkt o ülkeden gelmesi. fahri konsolos adayı teklife sıcak bakarsa süreç şöyle işliyor: belirlenen isimler o ülkenin dışişleri bakanı tarafından cumhurbaşkanına iletiliyor. kendi aralarında mutabakata vardıkları isim önce türkiye cumhurbaşkanı’na, sonra dışişleri bakanı’na ulaşıyor. mit tarafından detaylı şekilde incelenen fahri konsolos adayı, emniyet sınavını da geçtikten sonra iki ülke cumhurbaşkanları ve dışişleri bakanlarının imzasıyla görevine başlıyor. fakat işin püf noktası türkiye cumhurbaşkanı tarafından gönderilen ‘buyrultu’da.

süleyman demirel’in, deniz hukuku avukatı oğuz teoman’a ilettiği buyrultu şöyle: “malta cumhurbaşkanı dr. ugo mifsud bonicci’nin bay oğuz teoman’ı malta’nın istanbul fahri başkonsolosluğuna atadığını bildiren 7 nisan 1997 tarihli atama belgesini okuyup inceleyerek, bay oğuz teoman’ın uluslararası hukuk, hüküm ve gelenekleriyle iki ülke arasındaki anlaşmalara uygun olarak fahri konsolosluk görevini yapmasına ve şahsi adına girişeceği işlemler hariç bu görevin kanunî öncelik ve ayrıcalıklarından faydalanmasına müsaade ettik. türkiye cumhuriyeti’nin bütün görevlileri bay oğuz teoman’ı malta’nın fahri başkonsolosu olarak tanıyacak ve görevini serbestçe yapabilmesine yardım edeceklerdir.”

türkçe konuşan bir maltalı gibiyim

kendi ülkesinde bir başka devleti temsil etmek, fahri konsolosları ikileme sürükleyebiliyor. malta hükümetinin gönderdiği yedek bayraklarla dolu çekmeceyi gösteren oğuz teoman, “türkçe konuşan bir maltalı gibiyim.” diyor. istanbul’un kurtuluş günü 6 ekim’de istanbul valiliği’ne gitmiş ve malta halkı adına tebriklerini iletmiş. masasının iki yanında malta ve avrupa birliği bayrakları duruyor. temsil ettiği ülkenin ab’ye üye olduğu gün de sevinmekle üzülmek arasında kalmış. “geçen yıl mayıs ayında, ab’ye kabul edilen 10 ülkenin konsolosları ve fahri konsoloslarıyla beraber bir resepsiyon verdik. diğer arkadaşları bilemiyorum; ama ben, ab bayrağının altında malta adına duruyorken sevinemedim. malta üye oldu, ama biz olamadık diye kahırlandım.” diyor. (oğuz teoman, ‘biz’ ifadesini kimi zaman malta, kimi zaman da türkiye için kullanıyor.) malta’nın 1 ocak 2003’ten itibaren türkiye’ye vize uygulaması da onu üzmüş; “biz vizenin doğru olmayacağını söyledik, çok mücadele verdik; fakat ab sistematiği içinde zorunlu oldu.” oğuz teoman, türkiye ile malta arasındaki özel vize sözleşmesine uygun olarak başvuruları toplayıp, malta’nın başkenti valetta’daki polis merkezine fakslıyor. oradan gelen cevaba göre de vizeyi veriyor ya da reddediyor. bu konudaki yetkisi sınırlı görünüyor; ancak türkiye’de bir büyükelçi bulundurmayan malta, diğer ülkelerdeki resmî büyükelçilerine de ancak bu kadar bir yetki tanıyor.

oğuz teoman nasıl oldu da malta fahri başkonsolosu oldu? “malta ile aramdaki ilişki çok eski.” diyor. yaklaşık 40 yıldır deniz hukuku avukatlığı yapması ve ömrünü gemilerde tüketmesi durumu izah ediyor aslında. dünyanın üçüncü büyük deniz ticaret filosuna sahip malta’da zaman içinde oluşan dostluklar ona fahri konsolosluk olarak dönmüş. tam bu noktada bir açıklama yapıyor: “benim bir talebim olmadı, onlar beni buldu.” yurtdışı temsilciliklerini fahri konsoloslarla ayakta tutan malta, vatandaşlarının yoğun yaşadığı 20 ülkede büyükelçilik açmış. malta’nın türkiye büyükelçisi ise alışıldığı üzere ankara’da değil, kendi ülkesinin başkenti valetta’da oturuyor. işi olduğu zaman atlayıp geliyor ankara’ya; ama bu gelişler, oğuz teoman’a pahalıya patlıyor.

senegallilerin babası

profesyonel olarak çalıştığı halde maaş almayan teoman, “fahri konsolosluk, mesleğinde zirveye ulaşmış insanlar için bir nevi taçlandırmadır; ama sürekli cebinizden para gider.” diyor. konsolosluk dairesi kendisine ait olduğu için kira ödemek zorunda kalmamış; ama malta’nın millî gün kutlaması için verdiği büyük davetlere beş bin dolardan fazla para harcıyor. büyükelçi’nin türkiye ziyaretlerinde de, karşılama, uğurlama, ağırlama töreni; araba temininden vip için gerekli işlemlere, randevuların alınmasından nezih bir lokantada yer ayırtmaya kadar her şey oğuz teoman’ın sorumluluğunda. bütün masrafları karşılayan da tabii ki yine o...

uzun bir süre hindistan fahri başkonsolosluğu yaptıktan sonra senegal fahri başkonsolosluğunu yürüten nihat böytüzün, “senegalliler hapse düşer, ben kurtarırım.” diyor. iş arayanlar, kaza yapanlar, pasaportunu kaybedenler, çantasını kaptıranlar, hastanelik olanlar, türkiye’deki ‘baba’larını arıyorlar. bir nevi, kurtarma hattı; “alo fahri konsolosum, başım dertte hemen gel!” sekiz yıldır senegal fahri başkonsolosluğu yapan böytüzün, türkiye’de resmî temsilciliği olmayan bu afrika ülkesinin en yetkili ismi. senegal’in türkiye büyükelçisi maddi külfetten kaçınmak için roma’da oturuyor ve türkiye’den başka, romanya, bulgaristan ve yunanistan’a bakıyor. istanbul’da yaşayan yaklaşık 60 senegal vatandaşının imdadına yetişmek ise böytüzün’ün görevlerinden sadece biri. asıl hedefi, iki ülke arasındaki ekonomik işbirliğine katkıda bulunmak. senegal’in türkiye için büyük bir pazar olabileceğine inanıyor ve senegal’de kasım ayı sonunda 105 türk işadamının katılımıyla açılacak fuara destek veriyor. kuruluşuna katkıda bulunduğu türk okulu ise ona göre bu ülkedeki yüz akımız. 2005 yılının afrika yılı ilan edilmesine rağmen türkiye’nin bu kıtayı unuttuğundan yakınan böytüzün, her sene mutlaka ziyaret ettiği senegal’e bir de döküm fabrikası kurmuş.

senegal fahri başkonsolosluğu kadar vaktini almasa da ikinci bir ülkesi daha var böytüzün’ün. hint okyanusu’nda 600 adaya yayılan 250 bin nüfuslu maldivler. uzak doğu’daki tsunami felaketinden sonra bölgeye giden böytüzün, burada başbakan recep tayyip erdoğan’a maldivler hakkında brifing vermiş. iki müslüman ülkeye aynı anda fahri başkonsolosluk yapıyor; ancak onun ilk göz ağrısı 14 yıl hizmet verdiği hindistan. söz hindistan’dan açılınca eski kırgınlıklarını yeniden hatırlıyor. iki ülke arasındaki ilişkileri geliştirmek için sarf ettiği çaba, hindistan’ın istanbul’da genel konsolosluk açmasıyla unutulmuş. “öküz öldü, ortaklık bozuldu.” diyor böytüzün; “konsolosa senede yarım milyon dolar para ödüyorlar, oysa bana tek kuruş vermiyorlardı. şimdi hiç alâkamız kalmadı, sanki bir şey olmamış gibi.” böytüzün şimdi üzgün olsa da, o dönemde mesleğin kendisine sağladığı prestijin hatırasıyla avunuyor. senegal ve maldivler için de aynı gurur duygusundan söz edilebilir; ancak 1 milyar nüfuslu hindistan’ın “sen benim temsilcim ol, benim adıma davet ver, davetlere git, evrakları imzala!” demesi apayrı bir vakıa.

hindistan dev adımlarla geliyor

nihat böytüzün, istanbul’da hindistan fahri başkonsolosluğu’nu yürütürken izmir’de de bir fahri başkonsolosluk açılmış. o yıllarda böytüzün’ün önerdiği isim turgut koyuncuoğlu halen aynı görevi sürdürüyor. 22 aday arasından elenen ve 3 ay gibi kısa bir sürede görevi tebliğ edilen koyuncuoğlu, “hindistan’a hiç gitmemiştim. sadece, istiklâl savaşı’nda en büyük nakdî yardımı hintlilerin yaptığını, atatürk’ün o parayla türkiye iş bankası’nı kurduğunu, yardımı getiren şahsın türkiye’ye yerleşerek albay rütbesine kadar yükseldiğini ve istanbul’a gömüldüğünü biliyordum. bir de mahatma gandi adını duymuştum.” diyor. aradan geçen 20 yıl, koyuncuoğlu’nu tam bir hindistan uzmanı yapmış. şimdi yegâne meşgalesi 1 milyar 100 milyon nüfusa sahip bu büyük memleketle ilişkimizi en yüksek seviyeye çıkarmak.

iletişim teknolojisinde muazzam adımlar atan ve piyasaya fiyatı 200 doları aşmayan bilgisayarlar sürerek, yalnız iletişim teknolojisinden 50 milyar dolarlık bir girdiye hazırlanan hindistan, çin’le beraber yürüdüğünde önemli bir ekonomik güce ulaşacak. türkiye’nin işte bu güce kayıtsız kalmasından korkan koyuncuoğlu, “hindistan 300 milyar dolarlık altyapı tesisi yapıyor; ama inşaat sektöründe geri. türkiye’den bazı inşaat firmalarını oraya sevk ettik. orada büyük imkanlar, büyük pay var.” diyor. hindistan’ın erdemir’le ilgilenmesinin altında da türkiye’ye külçe demir satıp, karşılığında inşaat demiri alması yatıyor. hindistan’la ekonomik bağlantıyı daha rahat sağlayabilmek için türk-hindistan iş konseyi’ni kuran koyuncuoğlu’na göre demir, türkiye-hindistan ekonomik işbirliğinin belkemiği olabilir. tek mesele, yönümüzü, alım gücüne sahip 440 milyonluk nüfusu, avrupa’nın tamamına eşit hindistan’a çevirmemiz. koyuncuoğlu, izmir fuarını kaçırmayan hintliler örneğinden yola çıkarak cesareti kıt türk girişimcileri hindistan’a itiyor. geçtiğimiz yıl, endişeyle yola çıkan bir zeytinyağı firması şimdi büyük antlaşmalara imza atıyor orada. fahri kelimesi ciddiye alınmıyor

turgut koyuncuoğlu, 1999 yılında, bütün meslektaşlarının ilgileneceğini düşünerek bir fahri konsoloslar derneği kurmuş; ama hayal kırıklığına uğramış. merkezi güney amerika’da olan dünya konsoloslar birliği’nin 4000 üyesi, izmir’de kurulduğu halde türkiye’ye hitap eden derneğin ise yalnızca 30 üyesi var. bu arada sadece izmir’de 45 fahri konsolos bulunduğunu hatırlatmalı. koyuncuoğlu, konsolosların yılda 50 ytl ödememek için üye olmamasını tuhaf buluyor; çünkü onun dünya konsoloslar birliğine katılmak için yaptığı konuşmaların tutarı bu rakamın üç katı. derneğin bir an önce çözüme kavuşturmak istediği problem biraz detay gibi görünüyor; ama fahri konsoloslar için önemi büyük: “fahri, kelimesinden kurtulmamız lâzım. türkçe karşılığı ‘onursal’ olan ‘honorary’ kelimesine biz fahri demişiz. bu kelime yaptığımız işi tam anlamıyla karşılamıyor. ‘konsolosum’ dediğimiz zaman dudak bükerek ‘fahri konsolossun değil mi?’ diyorlar. bu kırıcı bir şey. ‘sen bedava çalışan adamsın.’ demek. mesleğin onurunu korumak için ‘onursal’ kelimesini almalıyız.”

fahri konsolosluğu daha aktif kullanmak için dernek kuranlardan biri de almanya’nın adana fahri konsolosu teyfik kısacık. üç yıl önce kurduğu akdeniz türk-alman işadamları derneği’nin başkanlığını da yürüten kısacık, bu tür oluşumların hem alman yatırımını bölgeye çekmek hem de yapılan işlerde bit yeniği arayan halkı ikna etmek için gerekli olduğunu düşünüyor: “bizim almanya’nın çıkarlarını korumak için çalıştığımızı düşünenler oluyor. mesela, bağdat-hicaz demiryolu’nda çalışırken ölen alman işçilerin mezarını, almanların dikkatini çekmek ve turizmi canlandırmak için onardık. ama kimileri, ‘bu adam ne yapıyor?’ dedi.” ona göre, almanya’nın 1200’e yakın ortak şirketinin marmara bölgesinde toplanması yanlış. alman yatırımı, göç ve işsizlik gibi iki önemli sorunu olan adana’ya kaydırılmalı. teyfik kısacık mesleğini hemşehrileri yararına kullanmayı prensip edinmiş. 1998’deki ceyhan depreminde, bölgeye alman hükümetinden 2 milyon mark aktaran kısacık, şu günlerde adana varoşlarındaki konfeksiyon atölyelerini iyileştirmekle meşgul. şehrin ‘kurtarılmış mahalle’lerine hiç çekinmeden girdiği için ab ile müzakerelerin başladığı 3 ekim’de konsolosluk binası önünde niçin sivil polis beklediğini anlayamamış. “ben koruma istemedim.” diyor kısacık, “alman büyükelçisi geldiğinde de etrafımda bir koruma ordusu istemiyorum. ben bu bölgenin insanıyım. korumayla dolaşıyorsam, konsolosun önünde polis bekliyorsa bir problem var demektir. birkaç defa burada insan hakları, ab gibi meselelerle ilgili nümayiş yaptılar; ama ekip çağırmak aklımdan bile geçmedi.”

bartholomeos geliyor, zeytinyağlı pişirin

güneyin en kıdemli fahri konsolosu nuri sabuncu da, diğer fahri konsoloslar gibi köklü bir aileden geliyor, hem iyi eğitimli hem de varlıklı. 24 yıldır yürüttüğü finlandiya’nın adana fahri konsolosluğuna bir de tunus’u eklemiş. seçilmeden önce iki ülkeyle de teması varmış. finlandiya’da bir kâğıt fabrikası kurmanın eşiğinden dönünce, “fabrika olmadı, bari fahri konsolosumuz ol.” demişler. adana’da yalnızca amerika ve finlandiya fahri konsolosluğunun olduğu yıllarda günde bazen üç-dört büyükelçi karşılayan, misyon şeflerini ağırlayan nuri sabuncu’nun son zamanlardaki unutulmaz misafiri, fener rum patriği bartholomeos. dönemin diyanet işleri başkanı mehmet nuri yılmaz’ın önderliğinde mersin’de yapılan toplantıya katılan bartholomeos, öğlen yemeğinde adana kebabı yiyemeyince, sabuncu eşini aramış: “gökçeadalı bir misafirimiz var, zeytinyağlı yemekler pişirin.” sofradan kalkınca “allah’a şükür, karnım tok gidiyorum.” diyen bartholomeos bugün de sabuncu’nun ahbapları arasında.

çocuk vakfı başkanı mehmet pınar aran için fahri konsolosluk, lise yıllarında hayalini kurduğu diplomatlığa bir adım yaklaşmak demek. 1992’den bu yana yürüttüğü singapur fahri başkonsolosluğu, singapur hükümetinin verdiği ‘üstün hizmet ödülü’ ile taçlanmış. dört milyon nüfuslu küçük bir ülke olan singapur’un türkiye’de bir fahri konsolos görevlendirmesinin altında, singapur’un efsanevi kurucusu ve lideri lee kuan yew’un ‘dünyaya açılın’ direktifi v ar.

herkesin kendine özgü derdi var

pınar aran, iki ülke arasındaki zayıf ilişkileri canlandıracak en yetkili isim; çünkü singapur büyükelçisi cenevre’de oturuyor. türk işadamları singapur’un nasıl bir yer olduğunu soradursun, singapur mersin limanı ihalesini kazandı. türk telekomun e-devlet kapısına yönelik bir ihale ve uçak motorlarının bakımıyla ilgili çalışma sırada bekliyor.

her fahri konsolosun kendine özgü dertleri var. pınar aran da abd’ye vizesiz giriş imkanı sağladığı için çıkışlarda şüphe uyandıran singapur pasaportu yüzünden sıkıntı yaşıyor. “pasaportun sahtesi, çalıntısı fazla olduğu için singapur vatandaşları da zan altında kalıyor. geçen gün, iki kız, iki delikanlıyı havaalanında tutmuşlar. beni çağırdılar. ikisi şüpheli göründü; ama singapur’dan sorunca vatandaş olduklarını anladık. haliyle çok bozuldular.”

mesleğin duayenleri arasında çiçeği burnunda bir fahri konsolos var. kamboçya’nın bağımsızlık günü 9 kasım’da yapılan bir törenle kamboçya krallığı fahri başkonsolosu olarak atanan teknoloji holding eş başkanı alphan manas, aynı zamanda en genç fahri konsolos ünvanına sahip. kamboçya başbakan yardımcısı ung sean’ın ve dostlarının tebriklerini kabul eden manas, türkiye’deki atıl tekstil yatırımlarının, işçilik ücretini çin’den çok daha ucuz tutan kamboçya’ya kaydırılması için işadamlarının önünü açmayı planlıyor.

uyduruk ülkenin uyduruk diplomati

fahri konsolosluk kimi zaman yasa dışı işler için uygun kılıf olabiliyor. nitekim, lale operasyonu kapsamında gözaltına alınan veysel kadayıfçıoğlu’nun orta afrika ülkesi togo’nun fahri konsolosu olmak için girişimde bulunduğu ortaya çıkmıştı. kadayıfçıoğlu’na ilham vermiş olması muhtemel kurtlar vadisi’ndeki halo karakterinin ‘podoso fahri konsolosu’ tarafından korunması ise daha şenlikli. cezaevinden helikopterle kaçırılan halo, hayali ülke podoso’nun fahri konsolosu ender demiray tarafından koruma altına alınmıştı. vaktiyle fahri konsolosluk yapmış isimlerden biri de yahya murat demirel. kaçak girdiği bulgaristan’da belize pasaportuyla yakalanan demirel’den sonra gözler belize fahri konsolosluğu’na çevrilmiş ancak bir açıklama alınamamıştı. belize’nin fahri konsolosluğu sonradan kaldırıldı. fahri konsolosluğu kendi menfaatleri için kullanan insanlardan dert yananlardan biri de hindistan fahri başkonsolosu turgut koyuncuoğlu: “otomobil ithal edip gümrüğünü ödemeyen fahri konsoloslar yüzünden yeşil plaka hakkımız engellendi. bu haksızlık.”

sivas’ta almanya, kütahya’da macaristan

fahri konsolosluklar büyük şehirlerin dışında kurulacağı zaman şehrin sınır komşuları, turizm potansiyeli ya da o ülkeye göç verip vermediği göz önüne alınıyor. bu açıdan bakınca sivas ve erzurum’daki almanya fahri konsoloslukları, bodrum’daki ingiltere ve finlandiya, marmaris’teki hollanda konsoloslukları şaşırtıcı durmuyor. yine türkiye’nin ortadoğu’ya açılan limanı iskenderun’un, turizm şehri antalya’nın ya da dördüncü büyük şehrimiz adana’nın bir fahri konsolosluklar cenneti olması da tuhaf değil. kütahya’daki macaristan fahri konsolosluğu ise ilk bakışta ‘ne alâka’ dedirtse de tarihe dönünce gerçek anlaşılıyor. macar milli kahramanı lajos kossuth’un 1850-51 yılları arasında kütahya’da barınmasının anısına kurulan konsolosluğu 1989’dan bu yana ismet güral yürütüyor. macar kahramanın ilk macar anayasası taslağını yazdığı ev bugün ziyaret edilebiliyor.

viyana sözleşmesi

24 nisan 1963 tarihli ‘konsolosluk ilişkileri hakkında viyana sözleşmesi’nin üçüncü bölümü fahri konsoloslarla ilgili hükümlere yer veriyor. buna göre, kabul eden devlet yani türkiye, fahri konsoloslukların bulunduğu binaları herhangi bir işgale ve hasara karşı korumak zorunda. konsolosluklar özel hizmetler dışındaki her türlü vergiden muaf. konsolosluğa ait kağıt ve belgelerin dokunulmazlığı var. ancak kendilerinin dokunulmazlığı yok. //

ülkü özel akagündüz

iç. aksiyon, sayı: 571 / 14.11.2005

kaynak:

http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=22846

devamını okuyayım »
08.08.2007 22:03