serol

  • 2455
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

ölümden dönmek

- frenleri dünyanın en osuruk freni olan bir arabayla antalya - kemer yolunda giderken sağda yol kenarında durmakta olan bir araba ona 50 mt. kaldığında yola çıkmaya karar verir aniden ve yola çıkınca da benim geldiğimi görüp panikleyerek durur. bütün yol kapanmıştır ve yolun bir kenarı uçurum ve deniz diğer kenarı ise tepe yamacıdır. o 50 mt. kayarak katedildikten sonra duran arabanın arka tarafında ancak bir arabanın geçebileceği kadar yer olduğu görülür. ayak frenden çekip tekrar basılmak suretiyle arabanın burnu oraya çevrilir ve ordan geçilir.

ben frene bastığımda orda öyle bir boşluk kesinlikle yoktu. o boşluk sonradan nasıl oluştu ve ben nasıl o boşluğu buldurup arabayı ordan nasıl geçirdim emin değilim çünkü bunları yapan sanki ben değildim. sadece biraz geriden olayı seyrediyordum ben. bunun nasıl olduğu ve hatta niye olduğu apayrı bir tartışma konusu.

o arabaya doğru çarpmak üzere giderken yaşadığım sükuneti ve rahatlamayı hayatımın hiç bir döneminde yaşamamıştım. sanırım yaşadığım en güzel duygulardan biriydi. (istifa etmek'e benzetebilirim) hayata ve ölüme bakış açımızın ne kadar sığ olduğunu kavrıyor insan.

ölümden dönmek insana hayatı hatırlatıyor. ölümü hatırlatıyor. ben şoku atlatır atlatmaz sevgilimi arayıp onu sevdiğimi söylediğimi hatırlıyorum. çünkü bir yandan ölüme ne kadar hazırlıksız yaşadığımızı da farkediyor insan. sürekli ileride yapacak bir sürü şey bırakıyoruz. sürekli birşeyleri erteliyoruz ama hangimizin güvencesi var 1 dk sonra hala yaşıyor olmak için. sürekli bir planlar peşindeyiz ama bilmiyoruz ne olacağını net olarak.

"4 ay sonra yaparız" hade! külahıma anlat. bilmiyorum ki! 4 ay sonra ben var mıyım, yok muyum, hala bunu yapmak ister halde miyim, nerdeyim?

devamını okuyayım »
12.12.2004 15:25