the ultimate driving machine

  • 1660
  • 75
  • 19
  • 0
  • dün

nefes vatan sağolsun

içinde ince mesajlar veren, aksiyon değil daha çok dram türüne yakın olan şimdiye kadar yapılmış en iyi türk filmlerinden biridir.
filmin oldukça fazla reklamı yapıldığından beklenti artmıştı ve "film güzel olmadığı için bol reklam yaparak seyirci toplamaya çalışıyolar" mantığı beynimde yer etmeye başlamıştı ama bunları dinlemeyip gittim izlemeye. iyi ki de gitmişim...

--- spoiler ---
ilk saniyesinden itibaren uyuyan nöbetçiyle birlikte askerliğe hoşgeldin diyor film. kasaturayı sobaya vurarak gelirken yaşadıkları çatışmayı anlatırken bile filmin kalitesini anlıyor insan. çekimler, kamera kullanımı, ışık gibi teknik detaylardan anlayan birisi değilim ama ilk defa bu kadar bariz şekilde dikkatimi çekti bu detaylar. ama tahtalı dağına bu yaz çıkıpta bu filmin orada çekildiğini filmi izlemeden önce öğrenmiş olmasaydım keşke dedim kendi kendime. sahnenin köşesinden bi yerden teleferik veya deniz görünecek diye paranoyak oldum. neyse bunlar önemli değil.
filmde baştan sona kadar oradaki askerlerden biri oluyorsunuz, nöbet sırası ne zaman gelicek diye merak bile ediyor insan. oradaki yalnızlık duygusunu çok iyi işlemişler. ayrıca insana 3 saniye içinde kahkahaları ve gözyaşını yaşatabilmiş yönetmenimiz.
küçük detaylarla filmde sağlam göndermeler yapmış birde. pek fazla kişinin dikkatini çekmemiştir sanırım ama kadın terörist masada yatarken ve yüzbaşı boğazına sarılmışken televizyondaki güzellik yarışmasına katılmış hatun "sanırım bir tek boynumu sevmiyorum" şeklinde bir cümle kuruyordu. belki tesadüftü belki de bi gönderme...
ayrıca 1993 te m14 veya m16 olmadığını bilmiyorum yönetmen veya senaristler biliyor muydu ancak bundan daha güzel şekilde anlatamazlardı sanırım anlatmak istediklerini.
yüzbaşı ve terörist doktor arasındaki diyaloga "ne istediniz de alamadınız?" sorusuna verilen "özgürlük" cevabı da teröristlerin neyle kandırıldıklarını özetlemiş adeta. ayrıca "sizin okulunuzda okuyacağıma kendi dağlarımda ölürüm" cümlesi de o dağların kendilerinin olduğuna inanmışlıklarının özeti.
bu arada astek doktorla terörist doktorun sınıf arkadaşı çıakcağını sanmıştım film sonuna kadar ama olmadı. ikiside hacettepeli.
yüzbaşını oyunculuğu muhteşemdi, aday olduğu festival veya ödüllerden eli boş dönmeyeceği kesin.
teknik olarak hataları var mıydı dersek elbette vardı. gerçekten o karakolun o kadar zayıf savunmayla bırakılması gerçekçi değil. ayrıca telefon başında vurulan askere o merminin o açıda gelebilmesi için helikopterden falan atılması lazım sanırım. çünkü ön cephede zemin aşağı doğru iniyor...
komik kısımları birçok komedi filminden bile oldukça komikti.
istanbullu astekin sevgilisinin söyledikleri de gerçekten iyi bir mesaj olmuş. telefonun öbür ucunda istanbulda olan hatunun sınırda o psikolojideki adamın halinden anlamaması gayet normal. üstelik birde dalga geçiyor...

--- spoiler ---

netice olarak, kürtleri veya yahudileri bir şekilde haklı çıkaran bir konusu olsaydı oscar'a kadar bile giderdi bu film... ne yazıkki sadece bizim beğenimizle kalacak şimdi...

devamını okuyayım »
18.10.2009 01:31