vetra privili menya

  • 1024
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 ay önce

kurban bayramı

bir vahşet veya bir katliam olduğunu düşünmüyorum. ama çoğu kez bir vahşet olarak uygulandığını da kabul etmem gerek, daha da acısı gerçek katliamlara zemin hazırlayabiliyor.

katı bir kantçı olduğumdan mıdır bilinmez, çoğu kez bu tür ibadetleri samimi olarak değerlendiremiyorum. cennete gitmek, sevap kazanmak için yapılan hiçbir hareket benim gözümde ahlaklı değildir. o yüzdendir ki, kendim de müslüman olmama rağmen,"tanrı inancı olmayanlar ahlaklı olamazlar" argümanını savunan birinin ahlaklı olduğunu düşünmüyorum. bu kimseler, "ahlaklı" olarak nitelendirdikleri hareketi tanrı korkusuyla (yani bir ödüle ulaşmak (cennet) veya bir cezadan kaçmak (cehennem) için) yaptıklarını kendi ağızlarıyla itiraf ediyorlar, basit bir çıkarımla tanrı diye bir olgu olmasa bu kişilerin ahlaksızlığın dibine vuracakları sonucuna varmak zor değil. kaldı ki, bu güruhun bir bölümü inançlı olmalarına rağmen ahlaksızca davranmaktadır. zaten dediğim gibi, bir çıkar için ahlaklı bir harekette bulunmayı ben en büyük ahlaksızlık olarak görmekteyim.

eğer kurban, öngörüldüğü üzere "fakirlere yardım etmek, sosyal dayanışma sağlamak" amacıyla uygulansaydı bu gerçekten de ahlaklı bir davranış olurdu. hatta bundan da ahlaklı bir davranış varsa, bu da en başından halkın bir kesimini başka bir kesiminin vereceği ete muhtaç etmemek olurdu sanırım. bunu bu şekilde uygulayan insanlar gerçekten de mevcuttur. yılın 361 günü cimri, acımasız, katı kalpli iken geri kalan dört gününde ise fakir komşularını çok düşünen, yardımsever ve iyi ahlaklı müslümanlar haline gelmezler. zaten bu yüzdendir ki onlar, müslüman veya değil, çevrelerinde iyi insanlar olarak kabul görmüşlerdir.

ancak günümüzde çok az kimse, kurban ibadetini bu şekilde yorumluyor. kurbanı kesip etini dağıtıyorlar, çünkü bu allah' ın emri. içlerinden bazıları eti dağıtırken kemikli kısmından veriyor. bu ibadetlerin hiçbirinin tanrı katında kabul göreceğine inanmıyorum. zaten tanrı katında kabul görsün diye yapılmış olan herhangi bir hareket, aslında yapılmamıştır. çıkar için iyilik yapmak diye bir mantık olabilir mi?

kurban bayramını, "kurbanları kesiyorlar" diye eleştirmenin en iyi tabirle bönlük olduğunu düşünüyorum. üzgünüm, ama hayvanları öldürmeden yemenin mümkünatı şimdilik yok. etçiller, tarihin başlangıcından beri otçulları öldürür ve yer. doğrusu, onu mümkün olduğunca acısız ve çabuk bir şekilde öldürerek bu işi en doğru yapanın insanlar olduğunu düşünüyorum. yoksa, serengeti aslanları ceylanı henüz canlıyken yemeye başlıyor.

aslında kurbanı vahşete çeviren şey, tam olarak da bu. ne zamanki biz serengeti aslanı gibi istanbul' da kurbanlık kovalıyoruz, hayvana göstere göstere bıçak biliyor ve onu böğürte böğürte öldürüyoruz, işte o zaman kurban vahşet oluyor. tabi bir gün içinde milyonlarca hayvan kesilince bu olabilir diye düşünüyorum. her geçen yıl kurban kesmeye kalkan amatör sayısı düşüyor ve bu tür haberlerin sayısı da buna paralel olarak azalıyor. yine de bir şehrin denizi kan yüzünden kızıla boyanıyorsa, orada yaşanan şeyin adı vahşettir.

gelelim, bu derece girizgahtan sonra entry' nin asıl konusuna: kurban bayramı, vahşete ve katliama hazırlıktır. bunun sebebini yukarıda biraz verdim aslında. eğer ki kurban amacı doğrultusunda fakirlere yardım etmek için kutlansaydı, bu dediğimin ve birazdan diyeceklerimin hiçbir geçerliliği kalmayacaktı. ancak kurban, bu yüzden kutlanan bir bayram değildir. bayramın birinci vasfı olması gereken "yardım", ikinci ve hatta üçüncü sıraya itilmiştir.

kurban, en basit ifadeyle allah için can almaktır. amaç yardım değil, kan akıtmaktır. ne zaman ki amaç karın doyurmaktan çıkıp kan akıtmaya dönüşünce ölüm vahşileşiyor. niyeti karnını doyurmak veya insanlara yardım etmek isteyen bir insanın bir hayvanı kesmesini anlayabilirim, hatta tamamen normal bir şeydir bu. ama öldürmek için öldürmeyi anlayamıyorum ve kurbanın vahşi olan tarafı bu: kurbanın insanlara yardım etmek için bir fırsat olarak değil de sevap kazanmak için bir fırsat olarak görülmesi. bu noktada bu ibadeti gerçekten yardım niyetiyle yerine getiren insanları tenzih ederim; ancak kurbanın doğası insanları öldürmeye alıştırmaktadır.

hayvanı allah' a yaranmak amacıyla öldüren kişi, bu eyleminin kendisine bir getirisi olduğuna (hatta bu sebeple sonsuz mutlulukla ödüllendirileceğine) bütün yüreğiyle inanmaktadır.

şimdi, bu kişiyi alın ve ona müslüman olmayanların ne kadar aşağılık varlıklar olduğunu empoze edin. gayrımüslimlerle başlayan bu "dehumanization" (cümle içinde ingilizce kelime kullanmayı sevmiyorum, ama bu kelimenin tam türkçe karşılığını bulamadım. karşı tarafın insanlığını reddetme ve onları aşağılık varlıklar olarak görme, nazilerin yahudilere yaptığı gibi. tam bir karşılık bilen varsa lütfen belirtsin ki düzelteyim) giderek daha fazla grubu kapsasın. ve bir gün bakıyoruz ki şu aşağıdaki grupların hiçbiri yaşamaya değer değil:

-yahudiler
-hristiyanlar ve diğer gayrimüslimler (yahudilere ayrı başlık açılması lazım, o derece bir nefret var zira)
-din değiştirenler
-sünni dışındaki müslümanlar, aleviler
-yeterince dindar olmayan sünniler
-alkol kullananlar
-dekolte giyen kadınlar, başı açık kadınlar, yeterince kapalı olmayan kadınlar
-eşcinsel ve transseksüeller
...

liste uzayıp gidebilir. fakat bugünün islam dünyasının bu gruplara karşı nefreti ve çoğu durumda onları insan olarak görmeyişleri ortadadır. (islam böyle de hristiyanlık farklı mı, hayır değil. fakat ben kendi memleketimin insanından bahsetmeyi tercih ediyorum şu anda) henüz, türkiye olarak biz bu kadar kafayı yemedik. ancak biraz güneyimizde bu grupların öldürülmeleri, yok edilmeleri gerektiğine inanan ciddi bir kitle mevcuttur. bu insanların gözünde müslüman olmayanlar birer hayvandır. işte, kurban bayramının yarattığı psikolojik zemin de burada yatmaktadır. bir hayvanı allah rızası için öldürürse cennete gideceğine inanan insan, insan olarak görmediği bir insanı yol ortasında yere yatırıp allahuekber nidaları eşliğinde başını kesebilir ve bu görüntüleri videoya çekip youtube' a koyabilir.

islam dünyası kendinden olmayanları veya kafasında yarattığı toplum standardından sapan herkesi değersiz mahluklar olarak görmeye devam ettikçe ve kurban bayramı insanlara ölümden cennet kazanma fikrini aşılamaya devam ettikçe, bizler daha çok kafa kesilme videoları izleriz.

asıl suçlu kurban değildir. islamın kendi felsefesi de olmayabilir. fakat bugün, bir fikrin takipçileri(nin hatrı sayılır bir bölümü) kendileri dışında herkesin öldürülebileceği fikrine inanıyorsa ve hatta tanrının kendilerine bunu emrettiği ve bunu yaparlarsa ödüllendirilecekleri fikrine kapılmışlarsa, islam' ın da kendine sorması lazım. ben neyi yanlış yaptım da bu insanlar saçı açık kadının suratına kezzap atma hakları olduğuna inandılar, ben neyi yanlış yaptım da takipçilerim beni korumak adına ülkelerine gelmiş bir turistin kafasını güle oynaya kesip bunu yedi düvele izlettirebileceklerine inandılar?

işte bu noktada, kurban devreye girmektedir. insanlara allah için öldürerek sevap kazanacakları fikrini aşılayan o olmuştur. yukarıda belirttiğim "dehumanization" da bunun tuzu biberi olmuştur. kurban kutlanmasın demiyorum; ancak "allah için kan akıtmak" amacıyla değil de gerçekten fakirleri doyurmak amacıyla kutlansın kurban, buna vesile olsun.

bu entry' i bir anıyla sonlandırmak istiyorum. anatomi salonundayız. ilk kez disseksiyon yapılacak. (bilmeyenler için, kadavraları kesmemize ilk kez izin verilecek) zaten bu işi yapmaya gönüllü öğrenci sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. ben de o acemilikle sağ bileğinin derisini açmaya uğraşıyorum. on dakikada beş santimlik yamuk yumuk bir kesiği zor attım. o sırada olaya müdahale eden m. isimli arkadaşım otuz saniye içinde bütün kolun derisini soydu. kurbandan antrenmanlıymış evet. şahsen kurban derisi yüzmekle insan derisi yüzmeyi bağdaştırması o zaman da kanımı dondurmuştu benim, ama bilinçaltında kurduğu bu benzerlikten haberi var mıydı bilmiyorum.

devamını okuyayım »
26.10.2012 20:57