xeyn

  • 2652
  • 0
  • 0
  • 0
  • 5 yıl önce

pkk tarafından kaçırılan 8 askerin tutuklanması

"doğru karardır", "mahkeme dediyse bir bildiği vardır", "hangi türk askeri bu sözleri söylerse hak etmiştir" diyecek kadar kalplerini, vicdanlarını, saçlarını başlarını peynir ekmekle yemiş insanlara da ne diyebilirim bilmiyorum. askerim, iyiydi. ve ne yaparsa daha da iyiydi. sonra sekiz askerim aralığa düştü, arafta sıkıştı. ve keşke göğe yükseliverseydi, ama geri geldi, buraya indi. ve sonra her şey değişti. o artık benim askerim değil, olsa olsa bir haindi... aynen böyle değil mi?
resmi ideoloji gözünüzü kör, kulaklarınızı sağır etmiş, beynininizin suyunu mu sıkmış? güneydoğu'dan bahsediyoruz, yıllardır neler oluyor orada biliyor musunuz? çok satan gazetelerinizle çok izlenen televizyonlarınızın, .org ve .mil uzantılı sitelerinizin yazdıklarını ezberlemek dışında ne yaptınız? hayat size gösterildiği gibi siyah-beyaz mı gerçekten?
neler dönüyor orada, hangi pis güç ilişkileri, hasıraltılar, oldu-bittiler, iğrençlikler; anlamak istemiyor musunuz? savaş bu! ve bu iğrenç savaşta her şey mübah, her şey! her türlü bokluk, her türlü cinayet ve şeytanlık mübah, hatta tercih edilesi. herkes kurban edilebilir bu savaşta. hatta kurban olmaları tercih edilesi. yaşamaları değil.
uğur kaymaz'ı da hatırlamıyor musunuz?
onlarca faili meçhulü, işkence davalarını; o yüce kurumlarınızın takipisizlikten ve yeterli kanıtsızlıktan kolayca beraat ediveren mağrur coplularını, tüfeklilerini- bunları hatırlamıyor musunuz?
neler dönüyor, ve nefret ediyorum bu kelimeden, ama siz uyuyor musunuz?
vatan millet aşkınız ve siz, kolayca gözden çıkarılabilirsiniz bu savaşta, bilmiyor musunuız? aşkınız sizi kolayca feda edebilir bu kanlı, boktan, kokuşmuş savaşta.
bir akşamüzeri evlerinden apartopar götürülen insanlar, yolda yakalanıp bir arabaya itiliveren ve son bir kez adını sokaktan geçenlere haykıran insanlar, onları unuttunuz mu?
kendinizi özdeşleştirdiğiniz tüm o yüce şeyler, siz kendinizi onlar sandıkça var oluyorlar, bu kişilik bölünmesinden vazgeçmeyecek misiniz?
halının altı kirle, kanla, cesetle dolu. bu oyunda iyiler ve kötüler yokken; kurumlar, güç oyunları ve insandan gayri her şey var. ve siz hala, "öyle denmişse doğrudur abi, müstehaklar" diyebiliyorsunuz. yaşamla ve ölümle oyunuyorsunuz öyle oturduğunuz yerden, klavyelerinizin üzerine bisküvi kırınıtlarınızı saça saça. yüce gölgelerin arkasına saklanarak, onların ağızlarıyla konuşarak çok mu önemli hissediyorsunuz? onlar yıkıldığında varlığınızın bir anlamı kalmayacak mı? bu yüzden mi çok kolay sekiz çocuğun defterini üç tuş vuruşuyla dürüvermek?

ne de olsa hayatı böyle hayal etmek en kolayı.
ama bir şey olsa, bir güç, o halının altındaki bütün pislikleri geri taşısa silinmiş hafızamıza. işte o an, hatırladığımız tüm o çirkinliklerin ağırlığıyla zamana, mekana, maddeye ve düşünceye dair her şey allak bullak olurdu. ve geri kazandığımız gerçek belleğimizin ağırlığıyla ezilip ölmemişsek çoktan, belki de yeniden yaratırdık zamana, mekana, maddeye ve hayale dair her şeyi, ve işte o zaman devrim olurdu, olurdu.

devamını okuyayım »
12.11.2007 00:50