yao

  • 1708
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

bir filozof olarak deniz seki

akort dergisi 4. sayisinda kendisine ayrilmis sayfada asagidaki yazisi ile okuyucularin gozlerindeki perdeyi aralamis ve insanlari gercekleri gormeye sevketmis sarkici deniz seki'nin, sarkiciligin yaninda da kimseciklerin bilmedigi dusunur yonunu anlatan ifade.

akort dergisi 4. sayi konuk yazar sayfasindan aynen alinti:

deniz seki'den bir yasam elestirisi: alkislar guzel de ya otesi ....

......

dusuncelerimden bir suru cumlenin gectigi, kaleme ve kagida guvenip de guzel * ellerime biraktim satirlari. anlatacak, hayiflanacak, sitem dolu, biraz da muzige olan aski seslendirecek o kadar cok konu, o kadar cok sey var ki. hepsini anlatmaya kalksam butun sayfalara el koymam gerekirdi...

guvenmek, teslim olmak dedim vay be! ne agir bir kelime *, bir o kadar da derin ve onemli, su guven kelimesi hayatimizin icinde...*

dogumundan baslayip anneyle, babayla, kardesle yani aileyle 1001 cesit kiliga burunuveren.. bazen yuz kizartan, seni yari yolda birakan...* yasam enerjini, hayat motivasyonunu azaltan, bazen de tam tersi, hayatin zincirinden olusuveren o halkalarin her daim ic ice gectiginden emin.. *

ben de guvenmek istiyorum. *

kilitsiz kullandigin kapilari sana aralayan. basari denen tadi hicbir meyvaninkine benzemeyecek kadar doyurucu lezzeti hissettiren guven duygusu...

sert, acimasiz, bos ama bir o kadar da cok yapacak seyimizin oldugu, hayatimizin icinde "guvenmek istiyorum" ben de herkes gibi bircok seye... ama once guven vermeliyim *. guven duygumu verirken de karsimdakinden ayni duyguyu beklemeliyim * *. insansam, yani hele muzisyensem...(muzisyen olmak icin en az bir enstruman calmak gerekli demisti ercan saatci popstar zamaninda. ben enstruman calmiyorum ama sesime ve ruhuma sonuna kadar guveniyorum *. ve tabii ki yazdigim/soyledigim sarkilarima. bunun icin ben de bir muzisyenim. sonuna kadar hem de... *)

muzisyensen ya da sanatin herhangi bir dali olabilir. *
bu hic fark etmez, bir seyler uretmenin doygunluguyla daha hassas oluveriyorum. (tipki anne, baba gibi cocuklarina olan hassasiyetlerinden mutevellit) *

bizler kolay kandirilabilen, naif, akli ve zekasini bir seyleri uretmeye akitan cinsteniz yani... dunya isleriyle gerektigi kadar ugrasabiliyoruz. zamanin icinde bazen 24 saate bile meydan okuyabiliyoruz. bize yetmiyor cunku *...

......

tadina doyamadigimiz alkis sesleri

bizi mutlu eden nedir biliyor musunuz? *
belki bazilarina beylik bir laf gibi gelebilir ama boyle belirtmekte yarar goruyorum. bu guzel yillarimizi, sayisini bilemedigimiz konserlerde alkis sesleriyle geciriyoruz. ve gun geliyor yine o tadina doyamadigimiz alkis sesleriyle ugurlaniveriyoruz (allah gecinden versin) bu dunyadan... daha bir kiymatleniyoruz... ve ekol oluveriyoruz bir anda *.
"gercek bir sanatciydi" dedirtiyoruz geride kalanlarin ruhunu oksayip. biraz buruk biraz da kabaran gogsumuzle devam ediyoruz kaldigimiz yerden *.

of offff... *
peki guvenip de teslim oldugumuz eller, atilan imzalar, sozlesmeler vs... bosa gecen zamanlar, kazanilmadi gibi gozuken hazine duvari * misali buyuyen paralar. bulutlara soylenen sarkilar, toyken verilen vaadler, tecrubeliyken gerinen gobekler *.

hakkimizi savunurken bize hirlayan suratlar... teslim olunca, kucakta buyutulen bebekler gibi gecen bu omre; kendi adiniza, mesleki unvaniniza yani bir sanatciya haksizlik etmeye degecek kadar mi degersizsiniz ya da degersizdiniz...*

biraz agir oldu ama gercekti. *
bu ulkede her konuda dengeler maalesef o kadar bozuk ki, atmamiz gereken bir adimi yarim adimlarla ancak 10 admin sonra bir adima tamamlayabiliyoruz *.
ve iste bu yuzden, oldugumuz yerde sayiklarken gectigimiz yillara bir hayat diyoruz.

(bkz: her ne aldiysan ondan ben de istiyorum abla)

devamını okuyayım »
25.12.2004 22:18