zazie

  • 2534
  • 0
  • 0
  • 0
  • 6 yıl önce

kürtleri sevmemek

sene 1995. üniversiteden birkaç hocanın önayak olduğu bir programa katılıp, haftasonlarımı bayrampaşa’daki bir ilkokulda gönüllü öğretmenlik yaparak değerlendirmeye karar verdim. bir arkadaşımı da binbir türlü dil dökerek yanıma kattım. dersim öğrencilerin okuma-yazma becerilerinin geliştirilmesine yönelikti. okuldaki ilk günümüz gerçek bir kabustu. burası, bahçesindeki atatürk büstünde “komünizm her görüldüğü yerde ezilmelidir” yazan bir okuldu. öğretmenler odasına girdiğimizde ise, okulun düzenlediği “paralı” kurslar için orada olan okul öğretmenlerinin pek de sıcak olmayan bakışlarıyla karşılaştık. ama asıl dehşet bizi sınıflarda bekliyordu. ilkokul 4 ve 5. sınıf öğrencilerinden oluşan 3 adet karma sınıfım vardı. tamamına yakını balkan göçmeni ailelerin çocuklarıydı. bu kadar çok renkli gözlü çocuğu bir arada görmemiştim o güne dek. çoğunun babası fabrikalarda annesi tekstil atölyelerinde işçiydi. çoğu mahallesi dışında bir istanbul tanımıyordu, boğazı bile görmemişlerdi. sınıf içinde oldukça sessiz ve sakin duruyor ama sürekli birbirlerinden şikayet ediyorlardı. muhtemelen sınıf öğretmenleri en çok ispiyon yapana üstün ispiyoncu kurdelesi takıyordu. öğretmenlerinden ödlerinin koptuğunu, ileride çeşitli vesilelerle görecektik zaten. 90 çocuktan 80 tanesinin ideali polis ve “yunus” olmaktı. neden hep aynıydı: ülkemizi pis terörist kürtlerden kurtarmak! kürtlerden başka çingenelerden ve araplardan da “nefret” ediyorlardı. çoğunun televizyon dışında bir yerde arap gördüğünü bile sanmıyorum.
o gün okula dönerken nasıl da pişmaniyeydik un ufak... haftasonlarımızda hisar’a uzayıp mis gibi kafa çekmek yerine, 90 adet minik nefret küpüyle boğuşmayı biz seçmiştik. kürtleri ve başka milliyetlere mensup insanları sevmemek çocuklara okullarda, televizyonlarda, yine okullarda dağıtılan milliyetçi muhafazakar çocuk dergi ve kitaplarında aşılanan bir “şey” olmuştu demek. yine de vazgeçmedik...
“önerilen” okuma listesini çöpe atıp, babamdan çingene masalları’nı ve beyazların çocuklarına küçük zenci öyküleri’ni yollamasını istedim. onlara asla çingeneleri sevin demedim ama kalo dant’ı sevdikçe çingeneleri, kürtleri, arapları da sevdiler. 2 ay sonra maksatlı bir kompozisyon yazdırdım; konusu “insanları neden seviyorum”du. birkaç alıntı burada:

esra
bizlere evlerimizde bakan insanlar, okulda bizlere bilgi veren insanlar, giysilerimizi ayakkabılarımızı yapan gene insanlar. ülkemizi de bir insan kurtarmıştır. her şeyin başında insanlar gelir.
koray
çünkü biz de bir insanız. ve insanları sevmemiz gerekir. bir insanı sevmezsek çok büyük kavgalar olur. çünkü geçimsizlik başlar ve böyle devam eder.
neriman
her insan sevilmeye değer. bütün insanlar kardeştir. bana göre insanların savaşmaları çok saçma. bu dünya üzerinde barış içinde yaşamak varken kavga etmemiz çok saçma gerçekten. sevmek ve sevilmek bence çok güzel bir duygu.
alp
insanlarla kavga edersek hiçbir şey kazanamayız. insanların aklı fikri vardır. bir şeyi yapamadığımız zaman onlara sorarız. onlarla dertleşiriz. onun için sevmeliyiz.

yalnız ırkçılık değil, 10 yaşında çocuklar oruç tutmadıkları için cehennemde yanıp yanmayacaklarını da merak ediyorlardı mesela. kursun son günü, “alp’in sesi çok güzel, size bir şarkı söyleyecek” dedi kızlar. gerçekten de çok güzeldi sesi; boncuk gözler dolu dolu “bugün benim karşımda ilk defa ağlıyorsun, her şey burada bitti ayrılalım diyorsun. ayrılamayız, unutamayız...” diye bir şarkı söyledi. sordum cengiz kurdoğlu’nunmuş. artık polis olmaktan vazgeçip ülkemizi yurtdışında en iyi şekilde temsil etmek için ajax’ta gol kralı olmaya karar vermişti alp. bugün 20 yaşında; bilmem futbolculuk hayali gerçek oldu mu ama eğer yurtdışına giderse bir gün, ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceğine inanıyorum. çünkü o garip okulda her gün kendisine uzatılan kötülük haplarını artık yutmuyordu. aklı vardı, fikri vardı.

devamını okuyayım »
28.05.2005 14:56