şükela:  tümü | bugün
  • ekipmana önem verin. bir bisikletin yol almasını sağlayan en önemli hareketli kısmı iki tekerleği. dolayısıyla jant göbeğinin kaliteli olanını araştırın alın. bizzat tecrübeden söylüyorum. bir ara mosso 21xx tur bisikleti kullanıyordum. jant göbekleri o kadar kötüydü ki başka bir arkadaşla bisiklet sürerken ben adeta ilerleyemiyordum. sonra triban 500 yol bisikleti aldım. onun da jant göbeği çok ahım şahım değil ama daha kaliteliydi. bir de şu şehirlerde artık dağ bisikleti sürmeyin arkadaşlar alın tur yol takılın eğer araziye girmiyorsanız. tecrübelerime dayanarak şunlardan da bahsedebiliri:
    1- jantın dolayısıyla jant göbeğinin kalitelisini alın.
    2- kask , eldiven, gözlük kullanın.
    3- bisiklet için belirtilen trafik kurallarını bilim ve mevzuatı okuyun.
    4- trafikte ani hareketler yapmayın.
    5- yol bisikleti sahiplenirseniz bisikletten aldığınız zevk artacaktır.
    6- ara sokaklarda sürerken hareketli arabalara dikkat edin aniden sağa sola kırıp vücudunuzda morluklar bırakabilir.
  • ayrıntılı olarak yazdım, keyifli sürüşler! (bkz: #96934666)
  • (bkz: bisiklet alacaklara tavsiyeler/#107290812)
    (bkz: kadans/#107384345)

    bunlar haricinde deneyimli bisikletçiler için de aklıma gelen birkaç tüyoyu paylaşıyorum:

    *camelbak tarzı sırt çantası şeklinde, hortumlu olan sulukları kullanabilirsiniz. gözünüzü yoldan ayırmaksızın, pedallamayı bırakmadan çok rahat bir şekilde su içebilmeyi sağlıyor bu meret. çift matara kafesine veya ayrı bir çantada su taşımaya da gerek kalmıyor.

    *bisikletiniz ile yarışa katılmayacaksanız hafiflik mevzusuna çok da takılmayın. bisikletimin herhangi bir parçasını değiştireceğim zaman benim için hafiflik performans ve güvenilirlikten sonra 3. sıradadır. birkaç günlük uzun turlara çıktığım zaman giysi, kamp, gıda derken 15 kilodan fazla yük bağladığım oluyor, bu durumda da park ayağını sökeyim de 200 gram kazanayım demenin bir manası kalmıyor.

    *bisikletle beraber haftada 1 gün de olsa ağırlık antrenmanı da yapmanızı şiddetle tavsiye ederim. ben dayanıklılık sporu yapıyorum, ağır kaldırmaya ne ihtiyacım var demeyin. ağırlık kaldırdığınızda sadece kaslarınız değil, o gerilimi rahatça taşıyabilmek için eklemleriniz ve kemikleriniz de güçleniyor. hem bisiklet sürmek bazı kas gruplarını daha az çalıştırdığı için uzun zaman aralığında kas dengesizliklerine yol açabilir. ağırlık antrenmanını doğru bir şekilde sürdürürseniz bu sakatlık yaşama riskinizi azaltacaktır.

    * uzun yola çıkmadan önce lastiklerinizin basıncını kontrol edin, bisikletinizin temel bakımını(fren ayarı, vites ayarı, lastik tamiri) yapabileceğinizden emin olun. ne zaman ne olacağı belli olmaz, zırhlı lastik de taksanız yolda her zaman belirli bir risk var, en kötüsüne hazır olun. yanınızda ufak bir tamir kiti bulundurun. kendi bulundurduğum tamir kitinde neler var, onu da paylaşayım hazır değinmişken:
    -çoklu alyan seti(olmazsa olmaz)
    -levye, sayısı duruma bağlı. benim lastikler set damak telli olduğu için 3 tanesi anca yetiyor, ama dağ bisikleti ya da çok yumuşak damaklı lastik kulllanıyorsanız 1 tanesi bile yetebilir.
    -yama seti.
    -pompa(lastiklerinize uygun en küçük olanı alın, en yakın benzin istasyonuna kadar götürsün yeter. orada istediğiniz basınçta şişirebilirsiniz neticede.)
    -yedek iç lastik(evet, yama setimiz var ama iç lastiğiniz yarılırsa mesela, yama bunu onaramaz. hem kimi durumlarda yamayla uğraşmak yerine diğer lastiği takıp devam etmek daha makul gelebiliyor.)
    -eldiven(vites veya fren aksamındaki yağı elimize bulaştırmamak için)

    *kablo, zincir ve dişlilerin yağlı, balata ve diskin(klasik v frenlerde pabuç ve jant) yağsız kalmasına özen gösterin. fren diskine bulaşan yağ yüzünden balata çöp olabiliyor.
  • bisiklet giyiminin öneminden ve normal kıyafetlerle neden bisiklete binmememiz gerektiğinden bahsedelim. tabii burada götünüze taytı geçirmekten bahsetmiyorum. özel birşey yapmanıza gerek yok yine de bazı ayrıntılara dikkat etmenizde fayda var.

    --- spoiler ---
    giriş ve ileri seviye içinde bazı tavsiyeler
    --- spoiler ---
    1) pamuklu giyeceklerden uzak durun. peki neden? pamuklu kıyafetler rahattır güzeldir ama teri absorbe ettikleri için mantıklı değildirler. çabuk kurumazlar ve zamanla ağırlaşarak sizi terli hissettirirler. pamuklu kıyafetleri ne zaman giyiyoruz? yatakta.

    2) bisiklet üstündeyken polymerden yapılmış, mümkünse göğüs kısmı sık dokulu, koltuk altı ve sırtı file özellikte yarım veya tam fermuar içeren ürünler tercih etmek gerekir. polymer yapısı itibariyle rahat bir kumaştır ama örülme şekli önemlidir. pazar malı olarak aldığınız poylmerler mikroporlar içermedikleri için teri dışarı atamaz ve kurumazlar, tam tersi bütün teri içeride tutarsınız ve pişik olursunuz. bu konuda uzman firmalardan birinin markası olarak:
    (bkz: gore-tex)

    --- spoiler ---
    çeşitli üst giyim ürünleri
    --- spoiler ---
    bisiklete özel yapılan üst veya alt giyimde önemli olan nemin transfer edilmesidir. bu sebeple addias'ın climalite, climacool vs gibi, nike'ın drifit, colombia'nın omni-wick gibi teknolojileri var, bunlar mikro-polyester örümlü ve eğer ceketse ısıyı tutması ve suyu geçirmemesi için katmanlı olabilen yapılardır. terlediğinizde iç kısımdaki mikroporlar hızlıca nemi alıp dışarı gönderir ve orada kurur, ısıyı absorbe eder ve suyu geçirmez.
    (bkz: dri fit/@karanlikruya)

    bunun yanında tabiiki decathlon gibi orta seviye kullanıcılara hitap eden spor mağzası ürünleri mevcut ki öneririm. 2-3 ürününü denemiş biri olarak memnun kaldım. uzun ve kısa olmak üzere 2 farklı üst giyim ürününü kullanıyorum.

    türkiye'deki en büyük problem maalesef alternatifin az olması. birçok marka mevcut değil. gümrük bu kadar saçmalamadan önce chainreactioncycles, wiggle, merlincycles gibi sitelerden alabiliyorduk ama bunun da önü kapandı. bu sebeple tamamen bisiklet giyimi üstüne uzmanlaşmış, kendi kumaş patentleri olan "dhb", "castelli", "altura", "santini", "rapha", "gore bike" gibi ürünlere ulaşmak zor. çünkü türkiye'de yaşıyoruz. neyse...

    param var diyorsanız 50 dolardan başlayan shimano, giant, trek ürünlerini o da bulursanız tercih edebilirsiniz.

    bu ürünlerin bazıları antibakteriyeldir. polyester ürünler genelde terledikten sonra koku yapabilirler fakat üst modellerde bu sorunlar yoktur. örneğin kullandığım colombia tshirti; hem antibakteriyel hem morötesi ışınları geçirmiyor hem de ışık hızıyla kuruyor. o kadar uğraşmama rağmen giyerken terlemeyi başaramadım.
    (bkz: morötesi/@karanlikruya)

    nike, adidas, colombia, northface gibi markaların tshirtleri çok iyi olsa da tasarım açısından bisiklete her zaman uygun olmayabiliyor. çünkü bisiklet tshirtlerinde standart olan rüzgardan korunmak için "dik yaka", "beli kapatmak için uzun arka kısım", "kollarda ve belde kaydırmazlık" ve "arka cep" içermiyorlar. bu yüzden paraya kıyın ve bir tane kısa kollu bir tane uzun kollu bisiklet tshirti mutlaka edinin. çok fark ediyor. (örnek decathlon 700-900 serisi, shimano, giant, trek...) es geçmeden önce türkiye'de özel üretim yapan da çeşitli firmalar mevcut, araştırırsanız kolaylıkla bulursunuz.

    üst giyimde dikkat etmeniz gereken ilk kural "dar" olmasıdır. bu şekil olsun diye değil, vücudunza iyice yapışarak nem transferini kolayca yapsın diye istenir. yani 2 ürün arasında kalırsanız küçük olanını tercih edin.

    --- spoiler ---
    herkesin korkulu rüyası tayt konusu
    --- spoiler ---
    evet özellikle yol bisikleti sürüyorsanız tayt kullanmanızı, özellikle askılı olanları şiddetle öneririm. ben mesela yol bisikletçisiyim ama hiç kullanmadım. demek ki neymiş? söylediğimi yap, yaptığımı yapma. *

    eğer tek parça alırsanız götünüzden kayması mümkündür. decathlon'da satılan 500 ve 700 serisi ürünler başarılıdır. kötü haber son 1 senedir 500+ üstü ürünler türkiye'ye nadiren ithal ediliyor. yaptığımı yapın ve ciğerci kedisi gibi "de", "it" ve "co.uk" uzantılı decathlona girerek nasıl ürünler olduğuna bir bakın.

    taytın bir diğer avantajı sünger içermesidir. yani konforsuz yol bisikletleri ile bütün gücü yola aktarırken, bütün tireşimde götünüze gelir. o sebeple 50 km yol yapıp 3 gün kovboy gibi gezmek istemiyorsnız alınız. taytla ilgili son bir konuda doğru giyinmezseniz zincire takılma ihtimalinizin olmasıdır. bunu acı şekilde öğrenmek istemiyorsanız ya benim gibi dar paça ve büzgülü ve mümkünse paça badıyla daraltılmış bir alt giyim tercih edin ya da düşerek öğrenin.

    --- spoiler ---
    gözlük
    --- spoiler ---
    bu da önemli bir konu, çünkü standart bir gözlüğü bisiklette hava atmak için kullanamazsınız. bisiklet gözlükleri genellikle cam içermez; kırılmaz sertleştirilmiş polikarbonat ürünlerden yapılır, normal gözlüklere göre büyüktür, konvekstir ve yanlardan da göze güneş veya hava girmesini engelleyecek şekilde tasarlanır. kafanın arkasından lastikle bağlanma özelliğine sahiptir.

    gözlük kullanımının temel amacı güneşten çok havanın gözlerini kurutması, toz partiküllerinin gözünüze o hızda çarpmasını ve tabii ki kör sineklerin gözünüze girmesini engellemektir. tadına bakın tabii ama gözünüe girmesin. bu sebeple de çeşitli renkleri olur. örneğin beyaz(renksiz) renk gündüz kullanıma uygundur, genellikle polarize oldukları için parıltılardan etkilenmezsiniz. sarı versiyonu hava sisli veya kapalıyken daha geniş görüş alanı için tercih edilir ve tabii ki siyah olanlar güneşin gözünüzü almasını engeller. ben 5 camlı aliexpress'den aldığım bir ürünü kullanıyorum. öyle sevdim ki normal zamanda da kullanmaya başladım. yakın bir arkadaşımın tasviriyle: "ooo yazı açmışsın, kaynakçı gözlüğünü takmışsın!"

    --- spoiler ---
    yaz ve kış giyimi
    --- spoiler ---
    yaz günlerinde giyim oldukça basittir. bir şort ya da tshirt işinizi görürken kışın ne giyeceğinizi bilemezsiniz. amatör bisikletçilerin en büyük hatası dışarı çıktıklarında üşümeleri sebebiyle kalın giyinmeye çalışmalarıdır. genel kural 15 dk sonra ısındıktan sonra giydiklerinizin sizi terletmemesi olmalıdır. bunun ölçüsüde şudur: çıkınca hafif ürperiyorsanız giyiminiz doğrudur. üşümemek için kat kat giyinmek çok terlemenize neden olacaktır.

    genel tavsiyelerden biri katmanlı giyinmektir. örneğin hava 12-14 derece iken kalın bir üst giyim sizi kurtarırken 10 derece altında orta katman, rüzgar varsa bir rüzgar kesici ceket önerilir. hava 3-4 derecenin altına indiyse 3 katman tavsiye edilir. 0 altında zaten binmiyoruz. biz istanbul çocuğuyuz. 0 derece bizim için soğuk. cımbızla kartopu oynayan bir nesiliz.

    örneğin ben şöyle yapıyorum: alt ve üste bisiklet içliği, üstüne uzun kollu sweetshirt, üstüne polarlı ceket ve gerekirse üstüne rüzgar kesici ceket. bunu terlediğinizde çıkartabiliyor olmanız lazım, bu sebeple "katlanabilir ve cebe sığan rüzgarlıkları" almanızı ve her daim yanınızda bulundurmanızı öneririm. bunların en önemli özelliği rüzgarın göğsünüzden girip sırtınızdan çıkmasını engellemek ve sizi verem olmaktan korumak olmalıdır, kritik ve önemlidir.

    kışın en büyük problem üst veya alt vücut değil, yüz ve ellerdir. soğuk havada 20 dk sürdükten sonra burnunuzu ve kulaklarınızı hissetmezsiniz, deli gibi burnunuz akmaya başlar. hareketsiz olduğu için parmalarınız frenleri tutamayacak hale gelebilir ki bu konforu ciddi şekilde bozar. bunun için boyunluk, kışlık uzun eldiven ve gerekirse yüz maskesi önerebilirim. ben yüz maskesi tercih ediyorum, kask altında komple yüzü koruyor, bir de gözlük takınca kurşun geçirmez oluyorsunuz. hem de şekil katıyor. son olarak ışık ve pil tavsiyelerim ekşi şeylere giren yazım: https://seyler.eksisozluk.com/…nularinda-tavsiyeler
  • 3 yıllık bisiklet yarışçısı biri olarak antrenmanın gerçekten bilim işi olduğunu daha iyi gördüm.

    şu konuları bol bol araştırıp doğru kaynaklardan bilgilenmelisiniz: antrenman yükü (training load), nabız aralıkları (heart rate zones), güç(watts), kadans, aerodinami, bike-fitting, yorgunluk belirtileri (fatigue signs), kümülatif yorgunluk (cumulative fatigue), polarize antrenman modeli (polarized training), hiit intervaller, ısınma/soğuma (warm up/cool down), fonksiyonel/fonksiyonel olmayan ileri erişim(functional/non-functional overreaching), güç antrenmanı (strength training), antrenman hacmi vs antrenman sertliği (volume vs. intensity), detraining, bisiklet sporcusu beslenmesi...

    özellikle sakatlanmamaya büyük özen gösterin arkadaşlar. bu aslında her spor için geçerli. çünkü bir sakatlık dört-beş ayınızı götürür. bunun için de progresif olarak antrenman yükünü artırmalısınız. 30 yaş altı hızlı toparlayabilir ama daha yaşlılar için durum öyle değil malesef. uçuk antrenman metodlarını denemeyin. pro bisikletçilerin masörleri, diyetisyenleri, koçları vs. var, sizin yok. bunun dışında kaliteli protein alımı, kaliteli uyku, düşük stres diğer önemli hususlar.
  • dag bisikleti meraklilari toplansin. oncelikle yeni basliyorsaniz aluminyum ile baslayin. amaca uygun bisiklet almalisiniz. ben hollanda’da orman parkurunda bindigim icin sadece on catal amortisorlu hardtail kullaniyorum. downhill, urban cross yada cok kayalikli araziler icin oralara uygun govdeli bisikletler almaniz gerekir. ıkinci onemli konu govde olcusu. uygun ergonomide kullanmak cok onemli. hem performans, hem de saglik acisindan. boyunuz 1,70 ise 21 inch bisiklet almayin. yada 1.90 saniz 17 inch. sakatlanirsiniz.

    bazi yazarlar donanima cok takilmayin demis. onlara katilmiyorum. evet gidip shimano xt set almaniza gerek yok ama shimano tourey’le de araziye cikarsaniz bisikleti elinize alma riskiniz cok yuksek. benim size onerecegim drive set shimano deore’dir. ayrica uclu on setlerin devri bitti. 3x9 vitesler artik piyasadan kalkiyor. bunun yerine 1x11 veya 1x12 setlerden alin. hem vites oranlari cok daha iyi hemde cok daha hizli ve etkin. ayrica agirliktan kazaniyorsunuz. ozellikle dag bisikleti gibi teknik bir sporu kotu komponentlerle yapmanizi tavsiye etmem. araziye cikacaksaniz lastik basinci cok onemli. kaygan, engebeli arazide tutusu arttirmak icin lastik basincini dusurun. agirliginiza gore 2 - 2,5 bar arasi. agirlik merkeziniz arkada oldugu icin, arka teker on tekerden her zaman biraz daha yuksek basincta olsun. eger gorece duz yolda gidecekseniz lastik basincini max 3 bara kadar yukseltebilirsiniz.

    bisikletin arkasina alyan seti koyacak kadar seleye asilan kucuk cantalardan alin. ayrica kilitli pedal kullanmayin. koruyucular cok onemli. kasksiz ve eldivensiz binmeyin bisiklete. duz yolda gidecekseniz gidin yol bisikleti yada hybrid govdeli bir sey alin. dag bisikleti almayin. bastiginiz her pedal enerji kaybi.

    edit: frenlerin unuttum. dag bisikletinde disk fren olmazsa olmazdir. v fren alirsaniz bir de bakmissiniz yokus asagi inerken frenler tutmuyor. onunuze cikan ilk agaca girersiniz. frenler icin onerecegim set shimano mt200.
  • bisiklet koluna bir sey asmayin. on tekeri kilitler, ucarsiniz. sonra kirik kolla(sansliysaniz) gezinir durursunuz.

    (tabi bu durum daha cok spor esnasinda degil de, bir yerden bir yere ulasim esnasinda gayri ihtiyari yapilan acemice bir hata sonucu olusabilen bir durumdur. belki debunu yasayan tek gerizekali da benimdir. saygilar.)
  • kritik olabilen tavsiyelerdir. bisikletinizin bakımını yaptırmaya çalışın. bütçeniz çok yoksa kendiniz basit ayarları yapın sürekli. akor ayarı bozulursa onu mutlaka işinin ehli bir ustaya yaptırmaya çalışın. bakımsız bir bisiklet boş yere yorar hevesiniz kaçar. yağmurda sürmeyin bi de götünüz ıslanır.
  • her şeyden önce, güvenliğin üst sıralarda yer aldığı tavsiyelerdir. aynı güzergahı aylarca, yıllarca kullanmak sürücüye kendisinin dahi bir süre sonra farkına varamadığı gereksiz bir özgüven aşılar. insan sanır ki, bu yolda ne lastik patlayacak, ne bir kaza yaşanacak.

    dolayısıyla, önce gerekebileceklerin konulabileceği bir çanta gerek; fener kesinlikle su geçirmezlik standartlarına haiz kaliteli bir marka olmalı ve pilleri bulundurulmalı. bir zamanlar bende dahil olmak üzere hala gördüğüm kadarıyla reflektörlü ekipmanlar yeterince ciddiye alınmıyor. alınacağı zaman çok geç olabilir. bilhassa gece sürüşlerinde bunun olmazsa olmazlığını eşe dosta anlatınız, şayet o sürücü sizseniz dikkate alınız.