şükela:  tümü | bugün
  • bir animi sizinle paylasmak istiyorum sevgili kastamonulular.. orta2'de blokflütten imtihan yapiyodu müzikci.. bazilarina sadece flütle parcayi caldiriyor bazilarina hem caldiriyor hem de notalari okutturuyordu. ben ise hayatta nota kitabini acmamis bir insan olaraktan bi arkadastan rica edip deliklerin siralarini yazdirtmistim ve ezberlemistim.. sözlüde sira bana geldi.. milletin 1 dakikada caldigi parcayi ben 5 saniyede (bkz: tuuuuuuurt) diye motor gibi caldim.. evladim simdi de notalari oku dedi.. sinifta bir ölüm sessizligi esti ve ben nota kitabini actim.. porteleri parmaklarimla sayiyorum ve do diyorum... mi diyorum.. 1..2.. 3.. 4. porte ha bu fa diyorum... ve (bkz: fiiii) diyorum

    sinif patliyor (bkz: karizmanin reset oldugu anlar)
  • ses ve nefes eğitiminde önemli bi yere sahip bi çalgıdır, zira opera çocuk korosu üyelerinin eğitiminde solfejle blok flüt eğitimi elele gider, çok faydalarını görmüşüzdür, severiz.
  • (bkz: recorder)
  • tukuruk bezinize hakim olamadığınız zamanlarda* kesinlikle çalınmaması gereken, zira tükürüğün pıt pıt pıt diye önlüğünüze damlaması ve müzik öğretmeni tarafından tuvalete gönderilmeyle sonuçlanacak olayların sorumlusu müzik aleti.
  • okullarda soprano blokflut caldirirlardi... bunun altosu, tenoru, basi, sopraninosu dahi vardir. alto blokflut gercekten guzeldir... ozellikle de handelin eserlerini caliyorsaniz.
  • kullanılan flütler genelde helvacıoğlu veya nasis markadır. iyi çalabilenler genelde gaza gelip yamaha veya hohner'e geçiş yaparlar, diğer arkadaşları tarafından saygı görürler, müzik hocaları genelde ilk onların adını öğrenir, parçaları ilk ona çaldırır.
  • okullarda genelde herkesin elinde olan plastiklerinin yanisira bunlarin tahtadan olanlari da vardir. bunlar coluk cocugun eline verilmez, cunku acikta filan birakilirsa siser bunlar.
  • her halden anlayan, türkiyede yanlış anlaşılmış bir enstrüman. iki oktavlık bir ses genişliği vardır.
  • ortaokul ve lise muzik derslerinin kabus enstrumani. muzik sozlusunde flut calan arkadasi guldurerek flutten ciglik cikmasini saglamak en revactaki eglencelerden biriydi.
    (bkz: su samuru gibi flut calmak)
  • kimi özgün müzik gruplarının çaldığı barlarda blokflüt çalan müzisyenin en yakınındaki masaya oturup, müziğin icrası sırasında garsondan istenen yarım limonu önce önündeki votkaya sıkıp ardından yalamak suretiyle bu enstrumantaliste hayatı zehir etme olanağı tanıyan müzik aleti.

    (bkz: flüt çalan birine hayatı zehir etmek)