şükela:  tümü | bugün
  • pınar karşıyaka ile anlaşan 1.78 boyundaki oyun kurucu.
  • pınar karşıyaka'nın bu sezonki 5. transferi, asıl adı (bkz: robert lee dixon)
    1982 doğumlu, 1.78 boyunda, uzun yıllar fransa ve italya'da oynamış ve bununla birlikte eurocup ve euroleague gibi üst seviye organizasyonlarda da epey avrupa tecrübesi edinmiş amerikalı oyun kurucu, ve şahsi kanaatimce şu ana kadar muazzam kurulan kadronun içine atılmış saatli bomba.

    kendisi aslında yeni kurulan kadrodaki çoğu eksik noktayı kapatacak niteliklere sahip olmasına rağmen bu özelliklerini kullanmayacağına neredeyse emin olduğum en sevmediğim bir basketbolcu stiline sahip. topu aldığında o an hiçbir şeyi umursamadan potaya sallayan bir oyuncu. yarak gibi yüzdesine aldırmadan kaçırdıkça yenisini denemekten çekinmez. sokarsa o şutu efsane olur ama kaçırırsa takımın amına koyar ve çoğunlukla da ikinci seçenek gerçekleşir zaten. mesela beşiktaş taraftarı gibi basketboldan pek anlamayan ancak gaza gelerek destek veren bir taraftar kitlesine daha iyi hitap edecek bir oyuncudur ama karşıyaka gibi basketbolun yaşam biçimi olduğu ve herkes tarafından teknik olarak çok iyi bilindiği bir yerde pirm yapmaz böyle şeyler hiçbir zaman. sırf bu yüzden boyu kadar yüreğiyle efsane olan david holston bile gönderilmişti pınar karşıyaka'dan, hatta bu sezon da transferi gündemdeydi ancak parasal konularla birlikte bu oyun stili yüzünden transferi gerçekleştirilmedi. yerine kendisi kadroya dahil edildi çünkü bobby dixon kurulan şu kadrodaki tek başına skor üretebilecek yegane oyuncu. euroleague seviyesinde bile canı her istediğinde çat diye o üçlüğü soktuğunu ya da potaya yardırıp yukarıdan bir turnike ya da yakın mesafe şutu bıraktığını gördük yıllarca. ama yıllarca gördüğüm bir başka şey var ki bu adam basketbol hayatı boyunca her maç ortalama 7-8 tane üçlük sallamıştır potaya. üçlük yüzdesi de her ne kadar kötü olmasa da iyi de değildir ve her zaman %35-40'lar seviyesindedir. bir takım ancak oyun kurucusu kadar iyidir ve avrupa'da bir tane elit takımda elit bir oyun kurucu yoktur ki her maç 7-8 tane üçlük sallasın potaya. bu tip oyuncular mersin bşb gibi, antalya bşb gibi gibi takımlarda olur genellikle. mesela efes pilsen ile bir maç yaparlar, takımın oyun kurucusu 34 sayı atmıştır o maçta, ama fark daha üçüncü çeyreğin başında 20 sayıların üzerine çıkmıştır kendi takımları aleyhine. pınar karşıyaka'da bu olmaz ve teknik ekip bunu göz önüne almıştır diye düşünüyorum. ama bakıyorum ki bu arkadaşımız le mans gibi, benetton treviso gibi, asvel gibi iyi takımlarda da euroleague maçlarında da yapmış bunu. buralarda asist krallıkları, top çalma krallıkları yaşamış, sayı krallıklarında her daim en yukarılarda yer almış. bir mantık da şudur ki; adam bu kadar iyi takımlarda oynadığına göre, euroleague seviyesinde boy gösterdiğine göre var demek ki birşeyler. ama pınar karşıyaka da geçtiğimiz sezon mire chatman gibi avrupa'nın en tecrübeli ve en akıllı ve oyunun dengesini en iyi ayarlayan birkaç gardından biriyle oynuyordu. ve bu sayede ne ligde ne avrupa'da sıralamada kendisinden aşağıda yer alan hiçbir takıma bir kez olsun yenilmedi. maçların tamamına yakınını canlı izlemiş biri olarak konuşuyorum bunun baş müsebbibi mire chatman'dı. şimdi olay biraz daha farklı olacak. burada koç ufuk sarıca'ya büyük iş düşecek. bobby dixon her ne olursa olsun ciddi avrupa tecrübesine sahip, euroleague'de oynamış kalburüstü bir oyuncu. ve pınar karşıyaka'nın bu sezon kurulan kadrosundaki skor üreten oyuncu ihtiyacını karşılayacak biri. hatta gerektiğinde saçma şutlar deneyerek risk alacak ortalığı karıştıracak manyak oyuncu eksikliğini dahi giderecektir. ama bunu dengeli yapmak zorunda. takımda jon diebler gibi dünyanın en iyi birkaç şutöründen biri ve ümit sonkol gibi gard seviyesinde üçlük atabilen bir uzun varken üçlük atmak kendisine düşmez. iyi kontrol edilirse, potaya gidip sayı ya da fauller çıkarmak gibi veya savunmayı üzerine çekip hareketli pota altı oyuncularımıza ya da takımda yer alan muazzam şutörlere pas çıkarmak gibi işlere yöneltilirse çok faydalı olacaktır çünkü kendisi bu işi çok çok iyi yapabilmektedir. burada olay pınar karşıyaka teknik ekibine ve koç ufuk sarıca'ya kalıyor. dediğim gibi saatli bombadır bu arkadaşımız. doğru zamanda patlarsa rakibi yanlış zamanda patlarsa takımı yakar. ve ben de böylelikle süper bir entellikle bağlamış oldum entry'i.

    edit: adam reyiz çıktı, ne olumsuz yorum yaptıysam benim cahilliğim
    edit: bu entry'i silmiyorum, ibreti alem olsun
  • ligin ilk yarısı ve avrupa kupası maçlarında uzak ara karşıyaka'nın en iyisi.
  • bu kadar iyi oynamaya devam ederse bence sene sonunda karşıyaka'nın elinde tutması çok zor olacak kendisini. şu ana kadar oynadığı performansla adeta ikinci bir bobby brown gözümde.
  • türk takımlarının gördüğü göreceği en iyi guardlardan biri. hak ettiğinin çok altında bir ünü var.
  • "coming back to izmir!! ksk we doing it again!!"

    https://twitter.com/…on20/status/357560153706463235
  • 2013-2014 sezonunda tekrar karşıyaka forması giyecek olan başarılı oyun kurucu.
  • 2012-2013 sezonu:

    tbl istatistikleri: pınar karşıyaka ile takım halinde yarı final. 35 maçta ortalama 30 dakika 16 sayı* 4 ribaund* 5 asist 1 top çalma, 15,73 verimlilik puanı.
    sayı ve asist ortalamalarında tbl'de 5. sırada ve verimlilik puanında 8. sırada.

    eurochallenge istatistikleri: pınar karşıyaka ile takım halinde fnal. 17 maçta ortalama 32 dakika 18 sayı* 4 ribaund* 5 asist 1 top çalma.
    sayı ve asist ortalamalarında eurochallenge'de 4. sırada ve verimlilik puanında 8. sırada. en çok üçlük deneyen ve sokan oyuncu.

    belki ilk kez bir basketbolcu hakkında bu kadar yanıldım. adam resmen reyiz çıktı. hayatının basketbolunu oynadı karşıyaka'da. ve oynattı da. kendisi yıllardır izlediğimiz, büyük takımlar ve turnuvalarda boy göstermiş başarılı ancak en sevmediğim bir basketbol stiline sahip bir basketbolcuydu. kendisinden beklentim aldığı her topu potaya sallayan, kötü bir yüzdeyle birlikte skor kasan ve yapan, hiç savunma yapmayan, lakayt bir oyun kurucu olarak takımın amına koymasıydı. hatta sezon başında, son şampiyon beşiktaş cola turka karşısında kazandığımız sezonun ilk maçından sonra ufuk sarıca ile konuştuğumda: koç göz göre göre yakacak takımı adam neyin peşindesin demiştim, kendisi bana haklısın ama ben o özgürlüğü ona verdiğimde sorumluluğu da kabullenirse herşey çok güzel olacak demişti. nitekim aynen öyle de oldu. öyle bir takım şekillendi ki etrafında, adam reyiz oldu resmen. bir kere son derece sorumlu bilinçli oynadı. neredeyse birçok maçta tek başına hücum yapmak zorunda kaldı ancak buna rağmen bir kez olsun saçmalamadı. tüm savunma ve baskı kendisinin üzerinde olmasına rağmen inanılmaz bir yüzdeyle geçirdi sezonu. hatta zor ve önemi büyük maçların tamamında daha da iyi oynadı. neredeyse hiç saçma bir top kaybı yapmadı. ikili üçlü beşli sıkıştırdılar kendisini bana mısın demedi. inanılmaz crossover skill'leri görüp keyif aldık. saçma şutlar da denedi ancak müthiş bir konsantrasyonla oynadığından neredeyse hepsini soktu sezon boyunca. bir kez olsun kızamadım kendisine kaçırsa bile. takımı sahiplendi. savunma yaptı. ribaund aldı, ki o boyuyla aldığı hücum ribaundlarının da haddi hesabı yok. yürekli oynadı. onlarca maçta skoru ve takımı geri getirecek hamleleri yaptı ve hep başarılı oldu. takımla birlikte coştu. takımı da oynattı. bu tarz oyun kurucuları oldum olası sevmem fakat kendisi bir ilktir. oynadığı maçların %70'inden fazlasını kazanan, avrupa kupası finali ve lig yarı finali yapan takımın en iyi oyuncusuydu. önümüzdeki sezon da pınar karşıyaka'da.
  • fenerbahçe ülker'in ilgilendiği iddia edilen pınar karşıyaka oyun kurucusu.