şükela:  tümü | bugün
  • birçok gencin en sevdiği film olduğunu söylemesine sıklıkla şahit oluyorum. filmin sinema tarihi içerisindeki önemi ve sinema sanatına yaptığı büyük katkı malumdur ancak son 100 yılda gösterilen müthiş gelişim ve beslediği, sinemayı sanat yapan onlarca başyapıt dururken en büyük sinemasal hazzı bu filmden aldığını söyleyen kişi kime neyi ispat etmeye çalışmaktadır? yoksa izlediği en yeni film potemkin zırhlısı mıdır?!
  • 1925'te, 1905 ihtilalinin yirminci sene-i devriyesi şerefine o zamanlar 27 yaşındaki genç eisenstein'a ısmarlanmış, ve üç ay içinde bitirilmek zorunda kalınmış bir filmdir.
    potemkin zırhlısında böyle bir isyan tarihte gerçekten yaşanmış olsa da, filme belgesel nitelikli demek yakışık almaz, zira hem propaganda maksatlarıyla gerçekte başarısız olan 1905 isyanı başarılı gibi gösterilmiş; hem de gerçekte yaşanmamış olan odessa merdivenleri katliamı gibi bir sahne çekilmiştir -ki bu sahne yüzünden birçok insan tarihsel bir gerçek sanacaktır bunu ilerde.
    her sahnesinin eisenstein tarafından ayrı bir incelikle, ayrı bir hesaplamayla çekildiği, sinema tarihinde bir mihenk taşı olduğu doğrudur, ama otisabi'nin de ifade ettiği gibi, öyle muhteşem de bir haz yoktur filmde bugün seyreden için.
    enteresan bulduğum bir olgu, komünist, kollektif anlayışa paralel olarak filmde baş aktörün olmamasıdır. ayrıca starların değil de sokaktan çevrilmiş adamların oyunculuğu filme ayrı bir karakter, ayrı bir insaniyet katmaktadır.
    sscb'de, "proletarya bunu anlayamaz" diye, ingiltere ve diğer avrupa ülkelerinde komünist propagandası diye senelerce sansürlü kalmıştır.
  • sinema-televizyon dersinde her sahnesini ayrintilariyla inceleyerek izledigim ve de kustugum film. modern sinemanin degil ancak modern propaganda sinemasinin baslangici olabilir. bu filmden nefret etmemde hocanin payi da yadsinamaz. zira "bakin vakulinchuk sag parmagini kaldirdi. bu ne demek? sag goruse yol gorundu demek. bakin sindi kus uctu. burda da eisenstein, kus gibi ozguruz demek istiyor!!" gibi yorumlarla, isin bokunu cikardi.
  • film rusya'da 1905 yılında st. petesburg'da baş gösteren ilk ihtilal denemesinin kutlamaları çerçevesinde yaptırılmıştır. rus yöneticiler o zaman 27 yaşında olan ve o güne kadar sadece bir film (grev) çevirmiş olan eisenstein'a güvenmişlerdir.

    eisenstein da bu güveni boşa çıkarmamış ve sinema tarihinin baş yapıtlarından birini ortaya koymuştur. potemkin zırhlısı bir propaganda filmi olmasına karşın tüm dünyada büyük övgüler almıştır. öyle ki amerikan ulusal sansür kurumu filmi yılın filmi seçmiştir.

    einstein'in o dönemde böyle bir film çekmesine çok şaşırmamak gekekir zira 1920'lerde sinema tüm dünyada ayak takımının eğlencesi olarak görülür ve entellektüeller tarafından ciddiye alınmazen sscb'de bizzat lenin'in desteğiyle dünyanın ilk sinema okulu açılmıştır ve yine lenin'in kendisi "sinema bizim için sanatların en önemlisidir" sözünü söylemiştir.

    ek bilgi: eisenstein gemideki papazın merdivenlerden yuvarlanması sahnesi için uygun oyuncu bulamadığından dolayı bu sahnede yuvarlanan kişiyi kendisi oynamıştır. sinemaya başlamadan önce sirklerle ilgili olduğu için akrobatik hareketlere yeteneği vardır.
  • öyküsü şu şekildedir efendim:

    --- spoiler ---
    yıl 1905. odessa limanında, karadeniz kıyısı açığında demirlermiş çarlık zırhlısı potemkin'deki gemiciler, başka sorunların yanı sıra bir de yedikleri etten kurt çıkması üzerine, artık canlarına tak edecek duruma gelmişlerdir. bir grup gemici başkaldırır ve kendi arkadaşlarından oluşan bir infaz mangasına bu gemicileri vurma emri verilir. asilerin elebaşısı "kardeşler! kime ateş açacaksınız?" diye bağırır ve başkaldırı gemi çapında bir isyana dönüşür.
    bu arada odessa sakinleri (işçiler, bebek arabalı anneler, sakallı üniversite hocaları, ayrıca bir sakat adam ve unutulmaz bir tip çizen kelebek gözlüklü yaşlı bir kadın...) isyancıların davasına hak verir ve kent ortasındaki geniş beyaz merdivenlerde neşeyle toplanır. beş dakika geçmeden birkaç yüz kazak askeri bu insanları yaylım ateşine tutar ve çiğneyip geçer. ama bu katliam devrimci ruhu söndüremez. son bölümde, potemkin zırhlısı, savaşa tutuşma kararlılığıyla bir çarlık filosunun üzerine doğru gider. filodaki toplar zırhlıya doğru çevrilmiştir, ama tam zamanında zırhlıdan "bize katılın" mesajını veren flamalar yükselir. filo ateş açmaz. herkes sevinç çığlıkları atar... budur...
    --- spoiler ---
  • bu filmin ozelligini anlayabilmek icun o donemki sinema anlatimini iyi bilmek gerekmektedir.editing ve acilarda o zaman kadar pek denenmemis bir anltim yontemi bulmustur eisenstein.filmin editing gucu ile zaman ve mekan uzerindeki dagiliminin nasil etkinlestirilebildigini idrak edebilmis, running time ile story time i biribirinden guzelce ayirmistir.
    planlar da ise dagilim gostermis "aktorun tamamini izlemeye para veriyo seyirci" mantiginin ustune cikip yakin planlar, ve acilarla anlatimi zenginlestirmistir.
    simdi oturup izledigimizde merdivenlerden inen bebek arabasi sahnesi disinda keyif vermeyi gerektirebilecek sahane bir ozellige sahip bir film olmadigindan ancak teknik acidan modern sinemanin baslangici olabilecek bir filmdir.
    yurttas kane ise, teknik bir cok yeniliklerin beraberinde hala izlenirken allah dedirten guzel bir senaryo ve anlatim getirmistir ki bu acidan modern sinemada gonullerin sampiyonudur.
  • eisenstein in 1923 yilinda yapmi$ oldugu dunya sinema tarihinin baslangici sayilan film
  • yurttas kane ile beraber, dunya sinema tarihi'nin baslangicinin hangisi oldugu uzerine elestirmenlerin birbirlerine girdikleri film.
  • internette dolanan divx'i 73 dakika olan sessiz film.

    ses senkronizasyonu gibi bir problem olmadığı için iki kat hızla izlemek, merak edip izlemek isteyenler için filmi eğlenceli kılabiliyor. bu durumda 35 dakikalık film.

    direğe asılmakla tehdit edilen denizcilerin direkte kendilerini asılı hayal etmelerini filmde göstermek, o zaman için düşünülmemiş yaratıcı zeka ürünü bir ilk olsa gerek...

    film baya da gaza getiriyo insanı allah allah!! sesleriyle nidalar atarak izlenecek sahneler mevcut... (bkz: odessa basamakları)
  • 1905 devriminin yıl dönümü için sergei eisenstein'a ısmarlandığında filmin tamamını oluşturan potemkin isyanı filmin içinde çok küçük bir parçayı oluştururan filmdir. fakat sonraları yönetmen senaryo taslağını kısa süre içinde değiştirmiş ve filmi potemkin isyanı üstüne kurmuştur. filmi iki hafta içinde bitirmeyi planlayan sergei eisentein bu dönem için zamanın pençesinde kaldığını söylemektedir. çünkü bu kadar kısa süre içinde büyük bir işi başarması lazımdır ve başarmıştır da. genel olarak film eisenstein'ın anlık fikirlerinin ve sonucunda doğan anlık yaratıcılıklarının bir ürünü olmuştur.

    amerikan sinema sisteminin starlara dayalı olduğu bir dönemde onlara karşı nasıl üstünlük kazanılacağını düşünmüş ve bunun sonucunda başrolde birini değil bir halkı kullanmayı uygun görmüş yönetmen eisenstein ilk filminde olduğu gibi bu filminde de başrole bir grubu koymuştur.

    bu filmde eisenstein için en önemli yerlerden biri odessa basamakları sekansıdır. yıllar önce bu basamaklarla ilgili bir resim görmüş olan yönetmen filmde bu sahneyi çok önemsemiş basamakları bir çok kez inip çıkmış ve sahneyi kurgulamıştır. gerçekten de dünya sinema tarihinin en önemli sahnelerinden birine imza atmıştır.

    gene üç aslan sekansı filmin en önemli sahnelerinden bir diğeridir. önce uyuşuk şekilde yatan aslan * sonra hafif doğrulan ve sonuncuda dikleşen aslan ve insanların isyanı.

    yoğun simgelerle ve paralel kurgunun başarılı kullanımlarıyla dolu olan bu film sinema tarihinin hala en iyi filmi olarak anılmaktadır. * gene bir başka büyük sinemacı charles chaplin de film için dünyadaki en iyi film demiştir.

    ayrıca bu filmde kullanılan potemkin zırhlısı o dönemde varlığını korumadığı için fellik fellik zırhlıya benzer bir gemi aranır ve geminin kardeşi olarak görülen on iki havari adlı bir başka zırhlı kullanılır. fakat zırhlının içi kömürle dolu olduğu için iç çekimler kullanılamaz.