şükela:  tümü | bugün
  • cesaretle falan alakası yoktur. ya tanrının var olup olmamasıyla ilgilenmiyordur ya da bunlardan [teizm-ateizm] herhangi bir sonuç çıkmayacağını düşünüyordur.
  • peygamberi, dini çıkardım aradan direkt kırmızı hat çektirdim; açıyorum telefonu, aha karşımda!
  • bazılarının cesarete bağlaması oldukça insanı şarıtan bir düşüncedir. şimdi yanlışın nerde olduğunu kendince bulmuşsun diğerlerinin tanrının kendince olmadığını bulmaları gibi. buna göre olayları yorumlamışsın ve hayatı keşfetmişsin( kendine göre ) ve birileri sırf direk tanrıya inanmadığın için seni cesaretsiz adletmiş neymiş ateist olmaktan korkmuşuz. cesaretle mantığı ve içsel çözümü karıştırmamak lazım. karıştıranlar hakkatten gülünç durumlara düşüyorlar.
  • ilahi ve/veya sosyo-kültürel etkenler nedeniyle birer paket haline getirilmiş inanç sistemleriyle sıkıntı yaşayan bireylerin temellendirdiği bir akım. düşünüp taşındıktan sonra, kendi içerisinde tutarlı ve anomali içermeyen bir mantıkla deizme gönül verenlerin öncelikli gayesinin tedbiri elden bırakmamak adına "bari tanrı figürü kenarda dursun da, ne olur ne olmaz" diyerek içten pazarlığın dibine vurmak olduğunu öne sürmek peşin hüküm vermek anlamına gelebilir.

    bir deist restorana gittiğinde yalnızca bir domates çorbası isteyen müşteridir. ancak garson önüne iskender, çiğ köfte, kola ve künefe getirip bıraktığında ve çatılmış kaşlarıyla mutlak geçerli tek siparişin bu olduğunu söylediğinde aç kalan deist o restorana bir daha adımını atmak istemeyecektir. o yalnızca bir tanrı kavramı sipariş etmiştir. oysa önüne kendi kavramlarıyla çelişen bir tanrı figürü konmuş, yanında da söz konusu tanrı kavramından bağımsız düşünülmeyen yan kavramlar eklenmiş ve bunları bir bütün halinde kabul etmesi beklenmiştir. örneğin künefeye dokunmasa dahi künefeden sorumlu tutulacak ve hesap anı geldiğinde künefenin ücretini ödemesi gerekecektir.

    yine burada yamuk yumuk bir çizgi -cetvelsiz çizemiyorum lan- çekecek olursak, samimi bir deistin arayışına ilham veren dürtünün yine samimi bir meraktan ve iyi niyetli bir tatminsizlikten geldiğini vurgulamak gerekir .burada olmayan arabamın anahtarlarıyla sehpaya tık tık diye vurduğumu hayal edin, vurgu yapıyorum çünkü. deizm, içlerine sinen bir tanrı kimliği bulamayan veya oluşturduğu kimliğin karşılığını güncel inanç sistemleri içerisinde bulamayan insanların adımladığı bir yoldur. deist, muhtemel gördüğü tanrıyı olağan dinlerin yaptığı tasvirlerle bağdaştıramadığı için adı konmuş inanç sistemleriyle çatışır. bazı durumlarda ise, tanrının ne olduğunu bilemediğini ancak ne olmadığını öngörebildiğini öne sürerek, halihazırda kabul edilen dinlerin tanrı kavramlarına sırt çevirebilir. deus otiosus düşüncesini kabul eden bir deistin "izleyen ve yargılayan tanrı" figürü üzerine kurulu semavi dinlerle sorun yaşaması kaçınılmazlığın zirvesindeki tepe noktasıdır mesela.

    farklı varsayımlar üzerinde nöron patlatan deistlerin de öncelikli ve kaçınılmaz olarak yaptıkları şey, tanrı ve din kavramlarını birbirinden ayırmaktır. bugün semavi bir dine iman ettiğinizde, elinize içinde melekler, peygamberler, cennetler, zebaniler, kutsal kural kitapları bulunan bir paket tutuşturulur. henüz tanrının ne olduğunu, ne yapmak istediğini ve kendisinin bu planlardaki rolünü kestirmeye çalışan bir deistin paketi bırakıp en yakın taksiye atlaması şaşılacak şey değildir. öte yandan arayışında samimi ve sistemli düşünen bir deistin, mevcut ilahi sistemler hakkında bilgi sahibi olması beklenir. "abijim adam yüzyıllar önce yazmış yeaa" cümlesi, deistin kendi içerisinde sistemli bir arayışa çıkmadığını, diğerleri çıkarken 15 dakika daha fazla uyumak adına tur otobüsünü kaçırdığını gösterir. bir deist tıpkı bir teistin yapacağı gibi tanrının varlığını kabul eder ve gerçekliğine inanır. ancak tanrının özlüğü, niyeti, motivasyonu, insan yaşamına müdahalesi konusunda pek çok teistin ellerine birer taş almalarına yol açabilecek fikirler sunabilir. tanrıya inandığı halde insan için ölümden sonra yaşamın olmadığına inanan bir deist, ezberi bozarken fena halde tepki çekebilir.

    son olarak, deizmin bir yanında agnostisizm diğer yanında ise ateizm uçurumu olan dar bir köprü olarak hayal edilmesi ve üzerinden geçmeye kalkan herkesin illa ki bir tarafa -genellikle ateizm tarafına- düşeceğinin varsayılması, inanç konusunda bilinçaltımıza kazınan "fazla kurcalama dinden çıkarsın" hükmünün bir dışa vurumudur aslında. deizme gönül veren bir bireyin hareketleri dini kurallar prensibinde kısıtlanmayabilir, dua-ibadet vs. faaliyetlerinden uzaklaşarak kişiselleştirilmiş bir doğru-yanlış ahlakı yaratması ateizme doğrudan bağlanan bir yol yapmaz. tanrıdan hiçbir şey beklemeyen bir deistin dahi sırf -işe yaramıyor- diye "tanrı işime yaramıyor. boşuna inanmayayım da yük olmasın" demesi mantıksal açıdan en çig, ergence ve tutarsız olacaktır. böyle bir düşünce, kişinin ateizme geçmek üzere doz azaltırken yoksunluk çekmemek adına deizmi kullanan, kişisel arayışında şaşkınlık yaşayan biri olduğunu gösterir. düşünsel sürecin sonucunda elbette ki ateizme veya teizme varabilirsiniz ancak kavramları birbirine basamak olarak görmek büyük resme yarım bir bakış atmaktır. deizmin derdi tanrının varlığı değil tanrının kim olduğudur.
  • bu inancı benimseyenlere "korkak" damgasını vurmak salaklığın önde gidenidir. en basitinden, islam'ı ele alırsak; islam'a göre deistler peygamberlere iman veya kitap'a iman gibi imanın şartlarını yerine getirmeyi bir kenara bırakın, bu gibi şartları yok sayarlar. dolayısıyla deizm'i gerçekten özümsemiş insanların "sadece tanrı'ya inanırsak belki yırtarız." gibi bir düşüncede olmadığı açıktır.
  • kimilerince kolay yolun seçildiği bir akım imiş. hayır efendim! asıl zor olan deizm'dir. çünkü hayatı boyunca, aradığı gerçektir zor olan; belli bir yaştan sonra, inandığı herhangi bir inancın ritüellerini yerine getirmek değildir. çünkü herhangi bir dine inanmış kimse, artık özgürlüğünü kaybetmiş, bütün saf iradesinden bağını koparmıştır. bir şeyleri sorgulama faslını çoktan kapatmış, büyük bir ihtimal karşılık da beklediği dinin esiri olmuştur. asıl kolay olan da budur. yerine getirmekle mükellef olduğun bir dünya ritüel değildir zor olan. her daim gerçeği aramak, onu düşlemek, aklından bir an olsun çıkarmamak; başkalarına muhtaç olmadan, kendi ayakları üzerinde durmaktır deizm. birçok kere söylense de, insan, kendi iradesi ile seçtiği yolda kendisini bulabilir. doğduğumuz andan itibaren, toplum tarafından dayatılan normlar sadece birer aldatmacadır. çünkü bunları kabullendiğin an, olmak istediğin değil, toplumun seni görmek istediği birey olursun. yani asla sen olamazsın. böyle bir durumda da asla inancında bir samimiyet olmaz. çünkü bütün bunlar birer çıkar ilişkisinden başka bir şey değildir. insanların da aslında istedikleri şey budur. kandırılmak! eğer böyle yaşarsanız, hayat sizin için daha kolay olacaktır. sizden istenilenleri yapmak, bunun sonucunda ödüllendirileceğinizi düşünmek...

    akıl ve mantık yoluyla ulaşılmayan her inanç... bir de deizm. birbirine ne kadar da zıt iki kavram. ama içinde bulunduğumuz toplum, bize illaki birincisini seçeceksin diyor. baskı uyguluyor. bütün bunları bizim iyiliğimiz! için yapıyor ve biz de buna kanıyoruz. aksini istediğimizde hemen dışlanıyoruz. kötü! bir insan damgası yiyoruz. sanki günah bataklığına batmışız gibi muamele görüyoruz. halbuki kendimizden başka kimseye zararımız olmayan bizler bunu görüyoruz. her haltı yiyip de iki tövbe edenler değil. ve böyle bir toplumda yaşamak...

    söyler misiniz? hangisi olmak daha zor.

    ve bir de;

    (bkz: ateizm)
  • dini ve beraberinde getirdiği herşeyi yok sayıp sadece allahın varlığına inanmaktır. yapılan araştırmalar deistlerin son yıllarda sayıca azaldığını ortaya koymakla birlikte yaygın kanı olan deizmde ibadetlerin ve dinsel ritüellerin olmamasından dolayı ateistler ile deistler arasında günlük hayatta bir farklılık olmadığı yönündeki yargılar son derece yanlıştır. deistlerin aile öğretilerinden kopamayan ateistler olduğu yönünde tanımlamalar daha mantıklı olabilsede aralarındaki kökten farklılık tanrının varlığı ve birliğine dair olduğundan buda soyut kalmaktadır.şekilsiz din dinsiz inanç
  • kısaca özetlemek gerekirse ateist olmayı, tanrıyı tümden reddetmeyi g.tü yememe durumudur.
  • bildiğin patatestir.
  • ilk defa felsefi anlamda dünyayı sorgulamaya başlayan ve fakat aceleci bir şekilde kimlik arama hastalığına tutulan ergen bünyeyi coşturan kavram. arkadaşlar arasında din mevzusu söz konusu olduğunda, "ben deistim" diyen bu heyecanlı'ya kafalar dönecek, bunun ne olduğunu bilmeyenler çıkacak ki işte o an heyecanlı'nın en çok arzu ettiği andır. içi kıpır kıpır olsa da mağrur tavrını koruyan ergen ve entelektüel eğilimli heyecanlı, "ya bir enerji ve yaratıcı bir güç var fakat kabul etmediğim şu;" diye başlayarak içinde kıpırdayan kediyi zirveye taşıyacaktır. hele bir de hayata sorular sormakta gecikmiş bir topluluğun karşısında ise, yine de bu topluluk açık fikirli olmasına rağmen tam olarak geleneksel yapısından da kurtulamıyorsa heyecanlı artık bir numaradır o bölgede. hem yaratıcıyı tanıyan hem de reddettiği çok şey olan! alkışlıyoruz kendisini!

    ne var ki bu tespit pek çok kavram için yapılabilir. tamamen arayıştaki, aceleci bir ergen olan heyecanlı neyi yakalarsa oradan yürüyebilmektedir.