şükela:  tümü | bugün
  • gegen die wand'in aslinda tam da oturmayan tercumesi. zira gegen die wand'da die wand* akkusativ halindedir; yani isin icinde bir yon, bir hareket vardir, karakterler duvarin karsisina gecip oturmus degil, duvara toslama eylemi icerisindedirler.

    bu baglamda filmin ingilizce adi olan head on'un daha iyi, hatta almancasindan da daha iyi bir isim oldugunu belirtmeden gecmeyelim.
  • "when i am king, you will be first against the wall" - paranoid android
    buradaki anlami duvara karsi dizilip kursunlanacak kisilerden biri olmaktir.
  • dünya gözüyle operasını da izlediğimiz eser. düğün sahnesi çok güzeldi özellikle. ama bir oyun ikişer saatten iki perde olur mu? bu oyunu pazartesi akşamına koyan zihniyeti alnından öpmek istedim.
  • harika bir fatih akın filmidir.

    -----spoiler-----

    herkes birbirlerinin hayatlarını mahvettiklerini söylese de, cahit ve sibel'in birbirlerine duydukları aşkla hayata tutunmaya çalışmalarının hikayesidir aslında film.

    - abi o olmasaydı ben bunu yapamazdım. yapamazdım!
    - neyi yapamazdın?
    - hayatta kalmayı!
    https://www.youtube.com/watch?v=zdtjbpz3fom

    bir de ağla sevdam ile başlayan sahnede ağlamayan biri yoktur diye düşünüyorum.
    https://www.youtube.com/watch?v=jy4l9xbquu0

    -----spoiler-----
  • iddialı başlayıp iddiasını gerçekleştiremden başka iddialara yelken açan post-modern çorba türk filmidir. üzgünüm ağır oldu çünkü beklentilerim yüksekti.

    --- spoiler ---

    benim için filmin özeti "cahit neden mersin'e gitti?" dir.
    --- spoiler ---
  • fatih akının 2004 yapımı filmidir. sanırım ilk kez 2005 ya da 2006'da izlemiştim, biraz nahoş bir tat bıraktığını hatırlıyorum. geçenlerde tekrar izlediğimde neden nahoş bir tat kaldığını anladım: karakterler oldukça sığ, olay örgüsü derinleştirilememiş ve tribüne oynayan bir film olduğu için (en azından bana göre) cahit'in neden o denli derbeder olduğu (bir kadın varmış hayatında tamam anladık ama sonra ne olmuş da o kadar dağılmış?? ), sibel'in hayattaki tek amacının neden ailesinden uzaklaşıp bir çok erkekle birlikte olmak olduğu (baskıcı bir aile ama bu yeterli mi ki??) ve her şeyden önemlisi ikisi arasında birbirlerini 'hayatta tutacak kadar' derin bir aşkın hangi koşullarda oluştuğu verilememiş filmde. bu tür tam olamamış aşk filmlerini izleyince bu konuda beni yüzde yüz ikna eden iki türk filmi gelir aklıma 1) selvi boylum al yazmalım 2) kaderve masumiyet(pardon üçmüş)
  • uzun zamandır merak ettiğim fatih akın filmi. çok güzel başlayıp yer yer fazla arabeskten yok artık dedirten bir tona kaçıyor. göçmen uyum sorunu gurbetçi türkler fikri de hikayesi de güzel, yönetmenin kendinden ama oryantalizmin kucağında.
    erkek başrol oyuncusu da o dönem porno yıldızı diye çok konuşulan ve eleştirilen sibel kekillinin de oyunculukları çok başarılı, özellikle düğün sahneleri ikonik.ayrıca filmin 35mm ile çekilmesinden ötürü sinematografisi de övülülür.
    özetle ilk yarısı gerçekten izlenmeye değer ama ikinci yarısı ile nasıl bu kadar ödül topladı merak konusu.
  • kaç izledim aynı haz. o nasıl güzel bir bitiş öyle ya..
  • --- spoiler ---

    cahit: çok çalışan, çabalayan kimse anlamına gelen arapça kökenli bir isim.
    sibel: bolluğu ve bereketi simgeleyen bir tanrıça ismi.

    sibel, almancı bir ailenin almanya'da doğmuş kızıdır. iki kültür arasında sıkışmıştır ve çıkış yolunu intiharda arar. hayatı yaşamak, cinselliğini keşfetmek ve eğlenmek isterken ailesi onu eve hapsetmeye çalışmaktadır.

    cahit: almanya'da doğmuş büyümüş, eşi katherina'yı kaybettikten sonra derin bir bunalıma hapsolmuş alkolik bir karakterdir. bunalımını aşamayınca son sürat bir duvara çarparak intiharı dener. bunun yanında cahit türk olmasına rağmen türk kültürüne yabancıdır, hatta türk kültürünü, adetlerini ve almancıları sevmemektedir.

    cahit de, sibel de kurtuluşu intiharda arar ve ikilinin yolları rehabilitasyon kliniğinde kesişir. cahit psikoloğun yanına girdiğinde adam ona eğer hayatını sonlandırmak istiyorsan buradaki hayatını sonlandır ve yeni bir yerde yeni bir amaçla hayata tekrar başla der. cahit buna güler geçer. fakat filmin sonunda görürüz ki cahit yeni bir yerde yeni bir hayata başlamıştır. sibel de eski hayatını sonlandırıp türkiye'de yeni bir hayata başlar. psikiyatristin dediği olmuştur. (bkz: psikiyatride alman ekolü)

    filmin içeriğinde almanya'daki türk toplumunun çelişkileri, almanların soğukluğu, istanbul'un kokuşmuşluğu, kadın erkek ilişkileri ve intihar üzerine bir sürü şey izleriz. sonuçta sibel ve cahit kavuşamazlar, bu yanıyla film trajedidir. fakat ikisi de hayata tutunmayı bir şekilde başarır ve bu yanıyla film mutlu sonla biter.

    bu arada filmdeki şiddet sahneleri ekseriyetle barlarda geçmektedir. peki çiftimiz bardaki o cinayet işlenmemiş olsa ve cahit hapse girmese mutlu olabilir miydi? sorunun cevabı kesinlikle hayır. yani senaryo mutlu bir evlilikle bitseydi insanlar salondan tebessüm ederek çıkacaklardı ama bilecektik ki o evlilik asla yürümeyecekti. cahit'in alkol sorunu, sibel'in tatminsizliği ilişkiyi bir noktadan sonra bitirecekti. evlilik bittikten sonra sibel'in ve cahit'in bunalımları olduğu gibi devam edecek ve yaşamaları imkansızlaşacaktı.

    birol ünel'in hayata veda etmesi ardından tekrar izledim ve tekrar büyülendim. iyi ki bu filmi çekmişsin fatih akın. teşekkürler.
    --- spoiler ---