şükela:  tümü | bugün
  • apaçık ortada olan vahim realite.

    kendilerine edebiyatsever diyen bazı eksantrik bireyler, başkalarının zihninden çıkan eserlere saplantılarından dolayı insani ilişkileri ve sohbetleri çekilmez kılmaktadır. kağıt parçalarına karalanmış birtakım eciş bücüş çizgileri hayatın merkezi haline getirmek nedir yahu? tam bir komedi. sorsan ilk edebi ürünlerin destanlar gibi sözlü olduğundan bihaberlerdir kesin.

    bakmasını bilene yaşamda o kadar çok güzellik var ki. doğa yürüyüşleri yapmak, dizi izlemek, dostlarla pikniğe gidip mangal yakmak...sırf entelektüel görünmek uğruna edebiyat laklakı yapınca eğreti duruyor maalesef. kadına/adama sorunlarından bahsediyorsun; “suç ve ceza”dan örnekler veriyor, durumu raskolnikov‘un cümleleriyle açıklamaya çalışıyor. utanmasa adını değiştirip roman karakteri yapacak. böylece her yerde minik anna karanina‘lar, jean valjean‘lar göreceğiz.

    21.yy'da böyle bir vaziyet kabul edilemez. toplumdaki bu iletişim problemini çözmenin en basit yolu edebiyatla kafayı bozmuş tipleri arkadaş ortamlarından uzak tutmaktır. gitsinler 1800’lerin rusya'sında, fransa ekonomik bunalım döneminde vb. entel entel takılsınlar.

    edit: ante meridiem‘in uyarısıyla yüzyıl düzeltmesi. bu romantikler yüzünden zamanları bile karıştırıyoruz artık.
  • hep bu bkz ı vermek istemişimdir.
    (bkz: dedi sığır adam)
  • babam ve kardesim edebiyatci oldugu icin katildigim onerme. ikisi bir araya gelince eski turk edebiyatindan, gazellerden, beyitlerden, vezinlerden, olculerden bahsettiklerinde icim şişiyor. koşarak uzaklaşıyorum ortamdan.

    bir de basliyorlar me faaaiiilüüünn faaailatüüünn faaailaaatt
  • sürekli edebi eserlerden alıntılamak, hayat dersi vermek, aforizma kasmak, felsefe konuşmak doğal olarak insanı bayıyor. ama bu arkadaşlar hiç sıkılmıyor nedense. ilginç.
    (bkz: herkesin hayatına kimse karışamaz)