şükela:  tümü | bugün
42 entry daha
  • çocukluğumdan beri hastası olduğum aletlerin başında gelen muhteşem icat. lan neresi enteresan demeyin. çok ciddiyim inanılmaz estetik ve fonksiyonel aletler bunlar. günümüzde pos cihazı ile birleşip kuryenin göt cebine sığacak hale geldi ama artık sadece müzelerde görebildiğimiz mekanik yazarkasaların hepsi ayrı bir tasarım ve estetik harikası.

    bugün evimizdeki bazı teknolojik aletlere bakarken hayret ediyor, ardındaki teknolojiye aklımız ermiyor ya. eminim bir asır önce hayatında ilk kez elektrikli yazarkasa gören insanların da aklı çıkmıştır. şahsen bazı eski yazarkasa modellerini gördüğümde benim hala aklım götüme kaçıyor.

    bu alet icat edilmeden evvel işletmeler çeşitli çelik kasalar kullanıyordu. sıradan bakkal, kasap gibi esnaf ise tezgahın altına kilitli bir çekmece koyarak paralarını burada muhafaza ediyordu. yalnız tükkanı birisine emanet ettiğiniz vakit iş değişiyordu. çünkü kasaya kaç para girdi, kaç para çıktı? kaç satış yapıldı? hiç bir hesap kitap yapılamıyordu. en fazla akşam kasaya giren para ile envanter kontrolü yapılıyordu ki bu da her gün mümkün değildi.

    james ritty de aynı dertten muzdarip bir bar işletmecisiydi. garsonların kendisinden para tırtıkladığını düşündüğü için bir çözüm arıyordu. çözümü ise 1870'li yılların sonuna doğru çıktığı bir gemi gezisinde buldu. makine dairesini incelerken pervanenin tur sayısını hesaplayan bir alet olduğunu fark edince kafasında ampul yanıyor. akabinde mühendis olan kardeşiyle birlikte çalışarak şu aleti icat ediyorlar.

    ritty model 1 cash register

    işte tarihteki ilk yazarkasa. gerçi bu henüz yazamayan versiyonu. sadece saat gibi olan kadranda günlük satışı gösteriyor. bir nevi hesap makinesi. hatta bunun kasa kısmı da yok. anahtarsız sıfırlayamadığınız ve sadece toplama yapabilen bir makineydi. ayrıca tuşlar kullanışsızdı. o dönemlerde sadece dolar ve cent dışında bir de gümüş ve altın madeni paralar vardı. gerçi onlarla barda ödeme yapıldığı pek vaki değil lakin james abi de bunu sadece esnafa satmak istemiyordu. yeni bir sektör yaratarak, bütün piyasaya çökmek istiyordu.

    o yüzden abi kardeş dört model daha geliştirdiler. ikinci modelde ilkinin tasarımı koruyarak içeri bir numaratör koydular. yalnız bu da pek hoşlarına gitmedi. üçüncü modelde saat gibi olan kadranı kaldırıp klasikleşen sayaçlı yazarkasa tasarımını sundular. adını da ritty's incorruptible cashier koydular. yalnız hala kusursuzlaştıramadıklarına kanaat getirmiş olacaklar ki patentini almalarına rağmen bunu da piyasaya sürmediler. bu modelde de henüz para kasası yoktu.

    piyasaya ilk sundukları yazarkasa dördüncü versiyon oldu. bu sürümde ilk kez rulo kağıt kullandılar. z raporu olarak bildiğimiz gün sonu raporunu veren ilk makine de bu modeldi. yazarkasa, gün sonunda rapor istediğinizde yapılan satışları rulo kağıda iğneyle ilgili sütunları delerek işliyordu. mesela, günün sonunda 25 sentlik sütunda 100 delik varsa, kasaya 25 sentten 25 dolar girdiğini anlayabiliyordu. böylece kayıt, sahibine yalnızca günlük işin tam miktarını değil, aynı zamanda her bir fiyat aralığında yapılan toplam tutarı da veriyordu.

    bu model ile birlikte ritty biladerler kendilerine fabrika kuracak kadar para topladılar. yalnız işleri hiç iyi gitmedi. iyi birer mucit fakat iyi birer işletmeci değillerdi. o yüzden patent haklarını sakız parasına satarak işlerini rafa kaldırdılar. telifleri satın alan şirket ise bir kaç kere el değiştirdikten sonra john patterson tarafından satın alınarak bugün ncr olarak bildiğimiz national cash register şirketine dönüştü. ncr, bugün bildiğiniz tüm global markaların kullandıkları yazarkasa vb. çözümlerini sağlamaya devam ediyor. başlığında daha detaylı bilgi bulabilirsiniz.

    bu arada john patterson abimiz james ritty ve kardeşlerinin hakkını hiç yememiştir. ncr hayvan gibi büyüdüğünde dahi mucidi bu adamdır diyerek bilumum toplantılara davet etmiş. ödül törenlerinde ve konferanslarda hakkını her daim teslim etmiştir. web sitelerindeki tarihçelerine de bakarsınız muhteremden nasıl kıvançla bahsettiklerini görebilirsiniz. süreç çok ilginç ve eğlenceli olmasına rağmen hainlik dolu bir mcdonald's hikayesi olmadığı için pek sallanmadı sanırım.

    patterson, ncr'i ilk modern abd şirketlerinden biri haline getirmesiyle tanındı. yenilikçi, agresif satış yöntemleri ve iş teknikleri getirdi ama 1912'de sherman antitröst yasasını ihlal etmekten suçlu bulundu. aralarında ıbm'in gelecekteki başkanı thomas j. watsonın da bulunduğu 26 ncr yöneticisi, yasadışı rekabet karşıtı satış uygulamalarından suçlu bulunarak bir yıl hapis cezasına çarptırıldılar. sonrasında patterson, 1893'te ilk satış eğitim okulunu kurdu ve fabrika işçileri için kapsamlı bir sosyal refah programı başlattı.

    kendi yazarkasa modellerini hazırlayarak çok kısa sürede bütün piyasayı ele geçirdiler. yetmedi ilkini ingiltere'de açtıkları yurtdışı şubeleriyle küresel ölçekte bir deve dönüştüler. şahane bir başarı hikayesi yalnız ürünleri çok daha ilginç.

    mesela ncr 1902 modeli. elektrikli modelin biraz öncesi. kurma kolu ile çalışıyor. bu model günümüze kadar gelen yazarkasaların atası, prototipi, tasarım kopyasıdır.

    yeni nesil yazarkasaları gözünüzün önüne getirin. hatta getirmeyin ben direkt görsel paylaşayım. bu toshiba'ya ait yeni nesil bir yazarkasa. nakit para kasası, klavye, yazıcı ve rakamların gösterildiği bir ekrandan ibaret. yukarıdaki ile arasındaki tek fark bir tek pos cihazı olsa gerek.

    1914 yılında piyasaya sürülen elektrikli ncr modelinin fiş yazma operasyonuna bir göz atalım. https://www.youtube.com/watch?v=ljvsrem1f38

    aralarında bir asır olmasına rağmen ikisi de aynı işlemi gerçekleştiriyor. tabi ki günümüzdeki yazarkasa termal yazıcıya, sunucu bağlantısına vs. sahip ama temelde yaptıkları iş ve sağladıkları fayda aynı.

    bilgisayar öncesi dönemin bilgisayarı sayılabilecek aletler ise bundan sonra geliyor. özellikle muhasebe kayıtlarını tutmak için tasarladıkları ncr class 2000 modeli ve devamında gelen üst modelleri pek tutulmasa da yeni modellere ön ayak oluyorlar.

    neyse, şimdi o kısmına girersek çıkamayız. klasik olanların bazı özelliklerinden bahsedeyim.

    bildiğiniz üzere klasik yazarkasaların çıkardığı bariz bir zil sesi vardır. hatta bazı yeni modellerde dahi devam etmektedir. bu özelliğin asıl amacı ilk tasarlandıkları dönemde kasanın açıldığını ve bir satış yapıldığını dükkan sahibine haber vermekti. nakit kasası bu ses olmadan açılmıyordu. bir nevi güvenlik ve motivasyon ögesiydi.

    yukarıda yüklediğim görsellerde pek farkına varamayacağınız başka bir özellik ise kasanın üzerinde mermer bir blok bulunmasıdır. şu modelde daha net görünüyor. abd'de uzunca yıllar madeni paralar haricinde bir de gümüş ve altın para kullanımı vardı. buna mukabil piyasada bol bol sahte madeni para dönüyordu. işte bu sahte paraları ayırt etmek için bu mermer kullanılıyordu. her metalin mermer üzerinde çıkardığı tını farklı olduğu için kasiyerler şüphelendikleri bozuklukları bu mermerde sektirerek gerçekliğini kontrol ediyorlardı.

    bozuklukların konulduğu kısmın kenarına ise isteğe bağlı olarak değerli maden paraları ayrıca korumaya alan bir sistem eklenebiliyordu. kasanın kenarından attığınız altın ve gümüş paralar kasanın iç kısmında ayrı bir hazneye gönderilerek ekstra güvenlik sağlıyordu. bu kısım ayrı bir anahtar ve şifre kombinasyonuyla açılıyordu. ilk modellerinde kasa kısmında basit kilitli bölmecikler de vardı.

    anahtar demişken henüz ilk modellerden itibaren farklı kasiyerleri kayıt altında tutmak için farklı anahtar sistemi kullanılıyordu. kasiyerler kendi anahtarlarını kullandıklarında kasanın kaç kere açıldığını, hangi anahtarın hangi sırayla kullanıldığı kayıt edebiliyordu.

    kasiyerlerin kasaları da ayrı tutuluyordu. örneğin restoranlar için tasarlanmış şu modelde görebilirsiniz. her anahtar ayrı bir kasa tutulmasına imkan sağlıyordu.

    ilk elektrikli modelden itibaren yazıcılar çift taraflı baskı yapabiliyor. ön kısımda fiş için gerekli bilgiler arka kısımda ise şirketin logosu bulunuyordu. şu restore videosunda diğer bir sürü güzel detayı izleyebilirsiniz: https://youtu.be/nnhckgmbyyw?t=468

    not: yine tuğla gibi oldu entry. ben buna bir ikinci part eklerim.
1 entry daha
hesabın var mı? giriş yap