şükela:  tümü | bugün
6 entry daha
  • etkileyici bir bresson filmi. tarkovski nin*bresson ile ilgili, o hep beni şaşırtmayı başarıyor lafıyla ne demek istediğini sanırım bu film sayesinde anladım.

    genel olarak sinemada öykü anlatımındaki boşluklu yapıyı çok sevdiğimi söyleyemem. dramatik çatışmaların mümkün olduğunca fazla olmasının karakteri anlamamız için önemli olduğunu düşünürüm. tabi bir çok yeri doldurmanın sizin düşünmenizi minimize eden bir tarafıda yok değil bir yandan. karakterle ilgili herşey en ince detayına kadar görülsün demek istemiyorum bu yüzden, güzel de olmuyor zaten bu.

    --- spoiler ---
    ilk 30 dk ne yalan söyliyeyim sıkıldım ve mizansenler çok yavan gelmeye başladı nedense. gerçek bir hikayenin gerçeklikle ilgisinin olmadığını düşünmeye bile başlamıştım ki fontainin yanındaki hücrede kalan yaşlı adamın* devreye girmesi bir anda filmin ruhuna etki etmeye başlıyor. ikilinin aralarında geçen diyaloglar öyle kilit noktalara değiniyordu ki hikayedeki boşlukların önemini umursamaz oldum. hele ki bay blanchet in fontaine kaçma eğlemini ilk deneyen ve başarısız olan arkadaşları orsain ile ilgili "senin başarabilmen için, orsini'nin başaramaması lazımdı" sözleri filmin dramatik çatışmasının kilit noktalarından biriydi.
    bütün bir hapisanenin kendi içsel yalnızlıklarından belki de başarısızlıklarından ötürü fontaine umut bağlaması dönemin avrupasında umutların bile soykırıma uğradığının işareti gibiydi sanki. kimse onun başarılı olmasını beklemiyordu öte yandan dramatik eğri giderek yükselmeye başlıyordu, hücreye yeni gelen genç fransız asker ile birlikte iyice üst noktaya tırmandı. katarsise bu kadar yakın bir hikaye aynı zamanda nasıl bu kadar uzak olabiliyordu. öyle bir an gelmeye başladı ki artık kahramanlarımız başarılı olucak mı olmayacak mı umursamadım. kahramanla özdeşleşip duygusal ve psikolojik bir arınma yaratabilecek bir hikayeye ile katarsise adeta nanik çeken bir film.
    --- spoiler ---
26 entry daha