şükela:  tümü | bugün
7 entry daha
  • gecenlerde rengarenk ciceklere bakarken ismini gorunce donup kaldigim cicek...cicili bicili, sari mavi puantiyeli kovalarinda oylesine abartili ve buyuk duruyorlardi ki icim sizladi...
    oysaki ben onu ilk tanidigimda gunes girmeyen yamru yumru evimizin tek penceresinin onunde zeytinyagi tenekesi kovasinda, ankaranin ayazindan, sicagindan korunmasi icin yapilanlardan habersiz o ciliz yapraklarini acarak suzuldukce suzulur annemin sevgi dolu sozlerini, bir iki cicek olsun acmasi icin yalvarmalarini kulak arkasi eder beni cileden cikarirdi.

    ufacik odanin ufacik penceresinden gorunen annemin begonyalarini kupelilerini adini hicbir zaman ogrenemedigim, cicek demeye bin sahit isteyen tenekelerde yetisen bu bitkilerin istilasiyla daha da kuculen ufacik gokyuzu parcasina bakarken, egri bugru sokaklari, komur kokusu sinmis duvarlari, gunes girmeyen evlerde teneke kutularda buyuyen cicek demeye bin sahit isteyen zavalli bitkileri birakacagim ve genis salonlu, dort tarafindan gunesler giren evimde yasayacagim gunlerin hayaliyle masasiz odanin kosesindeki sedirin ucunda odevilerimi yapardim. soba mutlaka tuterdi, annem begonyalari ile konusurdu, bahar gelecekti, havalar isinacakti, begonyanin ciceklerini acma zamani gelecekti. annem o nankor begonya'nin kuruyan yapraklarini temizleyip ciliz cicegini oksarken o cirkin teneke kutuya, cirkin bitkiye duydugum kini ve hinci icimde tutabilmek icin dislerimi sikardim. bir gun ciceklerim olursa cok guzel renkli saksilarda yasiyacaklardi. cicekler saksilara, saksilar esyalara, esyalar icinde yasayan insanlara uyacakti. teneke kutulardan kurtulacak, bitkilerin cicek actigi, gunesin piril piril parladigi diyarlarda komur kokusuz, soba yanmayan evlerde yasiyacaktim.

    nihayet bahar gelirdi, onun geldigini eriyen karlarin yarattigi camur selinden anlardik zaten. ve nihayet annemin onca yalvarmasina dayanamayan begonya bozuntusu nihayet iki cicek verirdi. annem bayram yapardi, "begonyam actiiii, begonyam actiiiii", diye ortalikta sevincle gezerken icimden 'bana o kadar ihtimam gostersen bende o kadar acardim' diye gecirir begonyasiz gunlerin hayaliyle yasardim.

    yillar sonra anneme o kadar naz yapan, yalvartan o ciceklerden birini markette gorunce yerimde cakilip kaldim. annemin begonyasinin aksine bunun cicekleri yapraklarindan fazlaydi. bir renk cumbusu icindeydiler. puantiyeli kovalarinda kirmizi kavunici ve sari cicekleri ile saliniyorlardi.

    icimdeki eski kin geri dondu sanki, yaklastim, aynen annemin onlarla konusurken yaptigi gibi kulaklarina egildim.
    "cok adisiniz", dedim hic pismanlik duymadan. "zavalli annemi aylarca yalvarttiktan sonra actiginiz o kucuk nohut kadar ciceginiz nerede, burada actiginiz pinpon topu katmerli ciceginiz nerede! anneme miydi kastiniz? neden soyle bir acmadiniz o kadincagiza, sevindirmediniz bir kez olsun? cok mu zordu? simdi burada plastikten yapilmis gibi durunca kendinizi daha guzel oldum mu sandiniz adiler?
    renklerinize diyecek yok, ama birsey soyleyeyim mi? simdi sizi alirlar bir pencere onune koyarlar, orada oldugunuzu da unuturlar...siz istediginiz kadar suslenin puslenin farketmez, sizden guzelleri var hep. sizden buyukleri var burada bakin. oh canima deysin!"

    elim gayri ihtiyari kavunici begonyaya uzandi, kovasinin icinde boynu bukuluvermisti sanki. "simarmak yok. annemin hatirina goturuyorum seni evime", dedim. "biliyorsun, cicek istemem evimde ben. akilli ol.
    annemin hatirina...unutma".

    begonya simdi pencerenin onunde duruyor, dort taraftan gelen gunesle mutlu mesut gorunuyor simdilik. arada bakip gulumsuyorum, annemin sesi cinliyor kulagimda "actin miiii benim guzel begonyam?"

    acti anne, gel otur, beraber bakalim...
    .
7 entry daha