şükela:  tümü | bugün
579 entry daha
  • haklarında sürekli yorumlar yapılan, benim de bir şeyler söylemek istediğim kız milleti. öncelikle bunlara bir seks objesi gözüyle bakmamalı kesinlikle. çünkü rus kızları bana göre içimde kabarmış merhamet duygusundan olsa gerek, dünyanın en zavallı, en acınası ve de en çok korumaya ihtiyaç duyan insanlarıdır. neden mi? malum 1989 yılında mihal garbaçov o meşhur ''perestroyka'' cümlesini dile getirdiğinde ve abd'nin başını çektiği bir takım ali cengiz oyunları sayesinde sovyet rusya parçalanmıştı. ve tüm gerçekler alenen ortaya çıkmıştı. komünizm ülkesi, demir yumruk ülkesi dediğimiz sscb halkı sefalet içinde yaşıyordu, bir dilim ekmeğe muhtaç haldeydiler. insanlar ekmek bulabilmek uğruna en degerli eşyalarını, kimbilir kendileri için ne kadar anlam ifade eden antikalarını satıyorlardı. o yıllarda zaten türkiye'de yoğun bir rus malı ticareti baş göstermişti. lakin bunlar bir kenara, olan olmuştu artık. o rus halkı, dünya sanat tarihine altın harflerle kazınmış isimlerin torunlarıydılar. gogol, turgenyev, dosto, çaykovski, gorki ve daha niceleri. abii durum böyle olunca rusya'nın bilim ve kültür alanında dünya'nın en önde gelen ülkelerinden biri olması kaçınılamazdı. en değerli yazarlar, en değerli sanatçılar, en değerli balerinler, en değerli besteciler rusya'dan çıktı o dönemlerde. işte ruslar böyle zengin bir kültür mirasının bekçileriydi. dünya'ya sosyalizm fikrini aşıladılar. abii böylesine gurur verici bir kültür hazinesinin mirasçılari olmak güzeldi. o yıllarda rusya'da özellikle eğitime, kültüre, sanata önem veriliyordu. bu imkandan oradaki rus kızları da yararlanıyordu. her rus kızı mutlaka bir üniversiteye gidiyordu. ekseriyetle çoğunluğu konservatuar okullarını tercih ediyordu; anna pavlova'nın yolunda. lakin ne olduysa o o "perestroyka" yıkımından sonra oldu. sovyetler parçalanınca insanlar, özellikle kadınlar çaresiz, per perişan halde açıkta kaldı. işte o zavallı rus kızlari bir lokma ekmek bulabilmek, bir sıcak çorba içebilmek için göç etmek zorunda kaldılar. büyük bir çoğunlugu da türkiye'ye göç etti. fakat ne yapacaklardı türkiye'de hayatta kalabilmek için? ne yazık ki dünyanın en eski meslegi olan fahişelik meslegini yapmak zorunda kaldılar. o dokunulmamış bedenlerini, savunmasız vücutlarını yurdum erkeklere sundular ve hala sunmaktalar. fakat böyle olmasını gerektiren kendileri değil, sistemin ta kendisiydi. bugün rus kızları na dikkatlice bakın ve düşünün. %80'i mutlak surette bir üniversite okumuştur ya da üniversite'den terktir. çoğu iyi yabancı dil bilir. bazısı iktisat, bazısı konservatuvar okumuştur. ama ülkelerindeki bu zor durumdan olsa gerek bedenlerini satmak zorunda kalmışlardır üç otuz paraya... bu kızların o derin mavi gözlerine dikkatlice bakmak lazım bir kere de olsa. özlere baktığınız zaman çaresizliği, kimsesizliği, parasızlığı, umutsuzluğu ve hayattaki ideallerini gerçekleştirememenin düş kırıklıklarını göreceksiniz... paran varsa sen hürsün, paran varsa sen adamsın. istediğin kadar kültür seviyen, eğitim seviyen yüksek olsun, paran yoksa hiç bir işe yaramaz. kahrolsun insanı insana kulluk ettiren sistem! kahrolsun insanı paraya tanrı diye taptıran sistem! tüm bu çilelerine rağmen, gönül verdiklerine erkeklerine daima sadık olan; beraber yaşamanın ne olduğunu bilen bir millet olmuşlardır. hadi şimdi gidin ve o zavallı kızlara bir de bu gözle bakın, ne demek istediğimi anlayacaksınız.
149 entry daha