şükela:  tümü | bugün
39 entry daha
  • pırıl pırıl, tertemiz havası olan güzel şehir; insan yaşlanmaz burada. dinç, sağlıklı insanlar kenti.

    türkiye'de ve özellikle istanbul'da sık sık hasta olan ben, bu şehirde yaşadığım bir buçuk seneden uzun zaman diliminde, bu soğukta karda kışta, ciddi bir nezle grip geçirmiş değilim. nazar değmesin, umarım böyle de devam eder... tabii ki bunu şans ve değmeyen nazar dışında birkaç şeye daha bağlıyorum. öncelikle insanlar temiz. insanların her gün yıkanma ve temiz giyinme alışkanlıkları, şehrin de hijyenik kalmasına yardımcı oluyor. bunun yanında insanlar arası ruhsal ve özellikle fiziksel mesafe de sanırım mikropların kısa sürede oradan oraya atlamasını engelliyor. ayrıca sigara, bıraktım okulları iş yerlerini, gece kulüpleri dahil hiçbir binanın içinde kesinlikle içilmiyor. bu anlamda fiziksel temizliği de beraberinde getiren bir kültürel birikim var.

    bunun dışında keskin ısı farkları olmayışı da hastalıklara kolayca teslim olmama durumunu sağlıyor. dışarısı çok çok soğuk olduğu durumlarda medeniyetin dokunduğu her yer -metro, otobüs, okul, ev, vs.- aşırı olmayacak şekilde eş derecede ısıtılıyor. yani, sıcaktan kavrularak evden çıkıp, dışarıda ve otobüste üşüyüp, okulda bir derslikte ısınıp bir derslikte üşümek gibi bir durumla karşılaşmıyorsunuz.

    sağlıklı beslenme ve spor yapmanın insanların günlük hayatının bahsetmeye bile değmeyecek sıradan bir parçası olması da, bu durum beni maalesef çok fazla kapsamayamasa bile, sehir insanının sağlıklı olmasını sağlıyor. biz erkek adam yağlı yer desek de bir arkadaşa bu şehirde neden kentucky fried chicken olmadığını sorduğumda aldığım cevap ilginç idi: "aman aman olmasın zaten, istemeyiz, ne o öyle yağlı yağlı". türkiye'de olsa ardından belki de klasik "delikanlı adam yer, içer" esprilerinin yapılacağı bu cevaptan sonra çevredeki diğer isveçlilerin de bu -çok çok doğal- cevabı kafa sallayarak onaylamaları ise "ilginç"ti.

    sanıyorum ki isveç'in, son zamanlarda güç kaybediyor olsa da, sosyal devlet ve gelişmiş sağlık sisteminin de, japonya'dan sonra insan ömründe dünyanın ikinci ülkesi olmasıne ek olarak, günlük sağlık standartlarına etkisi büyük. özellikle bazı acil durumlarda bizdeki pratik uygulamalar olmasa da yine hijyenik koşullarda idare edilen hastaneler ve onlara erişimdeki kolaylık insan sağlığına olumlu katkı yapıyor.

    sağlık konusunda bir ilginç durum da sanırım yine isveç aile kültürünün bir yansıması olan bebek-çocuk yetiştirme konusundaki farklılık. en fazla 2 milyon nüfusu olan stockholm'de günün her saati ner yerde, belki de dünyadaki birçok şehirden fazla sayıda, bebek arabası görmek mümkün. toplu taşımacılık bebek arabasını bir yerden bir yere götürmek konusunda hiçbir sıkıntı yaratmadığından da olacak, burada bebek arabaları ebeveynler için birer aksesuardan farksız. gidilen her yere çocukları da götürmek mümkün. durum böyle olunca da, korumacılık kavramı açısından farklı bir anlayışa sahip olan aileler yaz-kış demeden çocukları her yere götürüyorlar. kışın yanaklarımın soğuktan kızardığı günlerde ağzı var dili yok bebeklerin mosmor şekilde o arabaların içinde -hiç de ağlamadan- oradan oraya gittiğini çok görmüşümdür. böyle bir durum da sanırım isveçlilerin bağışıklık sistemini güçlendirme konusunda küçük yaşta olumlu etki yapıyor.

    bütün bunların yanında sözü yine başladığımız yerden bitirelim... insan tertemiz stockholm havasını ciğerlerinin en ücra köşelerine doldurmaktan büyük haz duyuyor; çek bir nefes, ciğerler bayram etsin.
411 entry daha