şükela:  tümü | bugün
  • siyaset bilimi talebeleri arasında en az hannah arendt kadar, erik jan zürcker kadar, bourdieu kadar yaygın, saygın kişi.
  • tarihi akü kıvamında depolayan dolayısıyla da belli bi yaştan sonra şarjı biten erik küsbesi.. her siyaset bilimi talebesi de bilmez onu
  • "age of revolution" , "age of empire", "age of extremes" adlı uclemesi universitelerin siyaset bilimi bolumlerinde ders kitabı olarak işlenen şahsiyet
  • "milliyetcilik kuramlari" calismasiyla, bilmez ki ne beyinlere isik salmistir.. milliyetcilik incelemelerinde gelistirdigi, 'on ulusculuk' ve 'yukardan ve asagidan cozumleme' yaklasimlari kuzey irlanda'dan bask milliyetciligine kadar bircok alandaki catismaya degisik yonlerden bakarak, farkli bakis acilari kazandirmistir.. 'uluslar ve ulusculuk' uzerine yazdigi kitap yillar evvel turkce'ye cevrilmis fakat artik kolay kolay baskisi bulunamayan kitaplar arasindadir..
  • kısa 20. yüzyıl tarihi kitabının sarmal yayınevi baskısını aldım. şöyle bir şey var: bu kitabın routledge'den çıkan orjinal baskısını karıştırdım biraz. içinde 10larca foto vardı. türkçe baskıyı bi aldım, hiç bir şey yok.. ayıp etmişler.. orjinalini alıyım desen 45 milyona mı ne patlayacak..
  • esek kadar, dort cilt dunya tarihi kitabi yazan, herseyi neden-sonuc iliskileri cercevesinde degerlendiren, fakat "milletler ve milliyetcilik" kitabini begenmedigim (bkz: kimim ki ben) yazar.
  • dunya tarihi uzerine yazdigi the age of extremes adli kitabinin bir paragrafinda hic bir yazili kaynak gostermeden asagidaki cumleyi yazan tarihci (!)

    'the first world war led to the killing of an uncounted number of armenians by turkey - the most usual figure is 1.5 millions- which can count as the first modern attempt to eliminate an entire population'

    bir kere buradaki 'most usual figure' ifadesiyle kopariyor. ne demek most usual, ve hic kaynak gosterememesi acaba nereden kaynaklaniyor. buna tamamen kendi popularitesini kullanarak, bir millete camur atmak denir. ayni paragrafta nazilerin yaptigi yahudi soykirimindan kaynak gostererek bahsetmistir.
  • 1998 yilinda verso'dan cikma komunist manifesto'ya yazdigi onsozle beni bir kez daha hayran birakmistir kendisine. bazi dusuncelerine katilmasam da komunist manifesto gibi bir klasigin tarihsel surec icinde gecirigi donusumu ve kazandigi anlamlari nefis bir skeilde analiz etmistir bu buyuk tarihci. ayrica ingilizce kitaplarindaki yazim tarzi son derece duru ve surukleyicidir. uzun bir sure britanya komunist partisi'nde yer aldigini da siyasi paparazzi notu olarak iletmek istiyorum.
  • 9 haziran 1917'de mısır'ın iskenderiye şehrinde doğan eric ernest hobsbawm, viyana, berlin ve londra'da öğrenim gördükten sonra cambridge üniversitesi'ne girdi. daha sonra londra üniversitesi, cornell üniversitesi, ecole des hautes etudes en sciences sociales dahil olmak üzere çeşitli üniversitelerde çalıştı.
    türkçe'ye çevrilen kitaplarından bazıları:
    -the age of revolution (1962) [devrim çağı, çev, sina şener, dost-1998]
    -industry and empire (1968) [sanayi ve imparatorluk, çev. abdullah ersoy, dost-1998]
    -bendits (1969-81) [sosyal isyancılar, çev necati doğru, sarmal-1995]
    -the age of capital (1975) [sermaye çağı, çev b. sina şener, dost-1998]
    -the age of empire (1987) [imparatorluk çağı, çev b. sina şener, dost-1999]
    -nations and nationalism since 1780 (1990-1992) [1780'den günümüze milletler ve milliyetçilik, çev osman akınhay, ayrıntı-1993]
    -the age of extremes (1994) [aşırılıklar çağı, çev yavuz alogan, sarmal-1996]
    -on history (1998) [tarih üzerine,çev. osman akınhay, bilim ve sanat-1999]
  • milliyetcilik konusunda cok degerli eserler vermis sosyal bilimcilerden. kendisini ideolojik olarak ernest gellnerin devami olarak gormekte, ancak gellnerin milliyetcilik konusuna bakis acisini begenmemektedir. ona gore halk adina konusanlarin degil, halkin kafa yapisi irdelenmelidir. bu nedenle kulturel ve de dilsel ogeleri incelemistir. teori olarak modernist bir bakis acisi benimser, soyle ki milliyetciligin sanayi devriminden sonra verimlilik adina devletlerin empoze ettigi bir olgu olarak gorur, ona gore milliyetcilik caglardan beri suregelen bir olgu degildir. ancak fransiz devrimi incelendiginde hobsbawn in bazi aciklayamadigi noktalar gorulur. baska bir ilgi cekici nokta ise koyu bir marksist oldugundan, ilginc bir gerekceyle ekim 2004 te abd den sinirdisi edilmis olmasidir.