şükela:  tümü | bugün
  • genelde muasır medeniyetlerde karsilasilir boyle eylemlere. cunku sokaklarda toz toprak camur yoktur, agaç diplerine bile betondan ızgara yapmışlardır milletin ayağı çamura bulanmasın diye...

    tabi eve ayakkabıyla giren türkler de vardır... genelde bu tip insanlar yurtdışına çıkmış orda bir miktar yaşamış insanlar * olurlar. universite ogretim uyeleri en belirgin orneklerdir...
    egitimi ingilizce olan okulların hocaları hatta kesin boyledir diyebilirim*. (bkz: bilkent) (bkz: odtu)

    bana kalırsa ev ortamında sogukluga rahatsızlıga sebep olabilecek bir olay hele ki hocaya misafirliğe gidince baya bi rahatsızlık verici olabiliyor...

    valla ben gittim. içeri girerken hoca:
    -"yerler kuru geç içeri" dedi...
    mal gibi bakıp* bir müddet sonra anladım olayı. cevabım da
    -"yerler kuru mu ha tamam o zaman giriym!!" olmuştu.
    benim ne sandığımı düşündüyse artık...

    bi de tuvalet'e girince zor oluyo... ayağını ne kadar silersen sil bi toz çamur kalmış oluyo. mis gibi tuvaletin ağzına sıçıp bırakıyosun temizlemeye çalışırken daha bi bok oluyo... ter basıyo falan da filan....kendini nasıl evden attığını bilemiyosun.

    velhasıl eve ayakkabıyla girilmesin kardeşim, evin güzelliği istediğin an yere yatıp televizyonun tuşunu ayağının "başparmağıyla" açmaktır.bu mudur*
  • sokakların temizliği açısından değerlendirildiğinde muasır medeniyetlerde görülen eylem olmakla beraber, finlandiyada yapılmayan eylem. hatta sadece ev değil ofislere de ayakkabı çıkarılarak girilir bu ülkede.
  • annenizin ısı güdümlü terliğiyle sona erecek olan eylemdir.

    (bkz: ısı güdümlü terlik)
  • zaruri haller dışında türkiye'de pek de rağbet görmeyen eylem. evde bir şeyi unutursunuzve size verecek kimse yoktur, ama holde değil, en az on adım mesafede. ayakta botlar, bağlaması bir dert çıkarması bir dert... şöyle bir eğilirsiniz, botları çıkarmak için; ama mutlaka eğilirsiniz. sonra bakarsınız, evde kimse de yok... dalarsınız içeri, koşunca ev daha az pislenecekmiş gibi koşar adım alacağınızı alır dönersiniz. bazen de vicdanınız el vermez, ayakkabılarınızı çıkarmadan dizlerinizin üzerinde sürünerek gidersiniz ki o durum da kanaatimce bu kategoriye dahil edilebilir.
  • sahsen cok garipsedigim bir eylemdir bu. butun gun ayaklar ayakkabinin icinde ezilmis buzulmustur, tek arzulari bir an once bu sıkısıklıgı yaratan seyin icinden cıkmaktır. eve gelirsin once ayakkabılarını cıkarırsın. sonra gider ılık suyun altında sabunlarsın. oyle bir ferahlik boyle bir nese gelir ayaklara. ha bazen de bi sey unutursun evde, anneye caktirmadan daliverirsin iceri ayakkabilarla o ayri.
  • evden cikar cikmaz bisey unuttugunu farkeden bunyenin annenin haberi olmadan parmak uclarina basarak gerceklestirdigi eylem.
    anne farkederse yapilacak tek sey parmak uclari felan dinlemeden tabanlari yaglamak, aksam eve bi buket cicekle donmektir.
  • altına sıçmaya ramak kalması durumunda gönül rahatlığıyla yapılabilecek tercih, diğer durumlarda anneden sopa yenecektir.
  • kesinlikle örflerimizde bulunmamasina ragmen turk dizilerinde de bunun olmasi tarafimdan da onceleri garip karsilanmis fakat biraz dusununce mantikli olduguna kanaat getirilmistir. aslinda bircok turk menseili dizide pek rastlanmaz, dahasi ev goruntusu pek yoktur zaten bu tarz dizilerde. buna karsin agirlikli ev goruntusu olan yani sit-com uyarlamasi dizilerde rastlanmaya baslandi bu ayrintiya. bunun nedeni ise kanimca bu dizilerde sık sık eve giriş çıkış olduğundan böyle bir ayrıntıyla uğraşmanın dizide kesinti yaratacağı gerçeğidir. örneğin çocuklar duymasın'da her giren çıkan ayakkabısını çıkarıp giyse nasıl olurdu dizi. e bu durumla karşılaşmamak için de toptan kaldırılıyor bu ayrıntı haliyle. bu öylesine belirgin bir sorun ki zaten, bir başka dizide bu espri malzemesi bile yapılıyor. ilk birkaç bölümünü izlediğim dayı dizisinden bahsedeceğim bu noktada. bu dizinin de en büyük numaralarından biri her girenin ayakkabısını dayının eline vermesidir. durum iyi hazırlandığında komiklik de saglanmaktadır bu strateji ile. kimi zaman sıkıcı olsa da bu ayrıntıdan ekmek çıkarılmıştır.
    dediğim gibi bu sorun zaman kısıtlaması altında bulunan ve yoğun espri beklenen yapıtları sekteye uğratmamak açısından ortaya çıkmıştır. mesela aranizda bizimkiler'de ya da mahallenin muhtarlari'nda boyle biseye rastlayan yoktur herhalde. cunku bu diziler yavas akar, ev sahnelerinde girme cikma olaylari olmaz. sahne başladığı yerde biter, yeni gelenler hemen kadraja girmez, vs..
    kaldı ki bize yabancıların bir özelliği olarak aksettirilen bu fenomen belki de tamamen yanılsamadır. yabancıları ancak dallas, yalan rüzgarı, hayat ağacı ile tanımış olan bizler (gerçi bu platformda 89 dogumlular bile var artık ya neyse yaşlanıyoruz..) yabancıların her zaman eve ayakkabı ile girdiğini kanıksadık. victor'ın o bıyıklarla ya da sam'in sarı saçlarıyla ayakkabı ile uğraşması sorun olabilirdi. belki bu olay yabancılar için de yalnızca dizilerle sınırlıdır. gerçi yabancı bir eve konuk gidenlerimiz daha iyi bilirler ama onlarda da çok yaygın olduğunu sanmıyorum.
    sonuç olarak her şey optimizasyon sorunu. espri olsun, zaman olsun, reyting olsun farketmiyor..
  • başkalarının evine gidildiği zaman şiddetle uygulamaya konmak istenen bir eylemdir, kırk saat çöz bağla, çıkışta kapıda ayakkabı giymeni beklerken kapı önü sohbetleri olsun filan, çekilir dert değildir ama kendi evine girmekse sözkonusu olan hijyeni mijyeni bir yana bir an önce ayakkabıları fırlatıp ayacıklarını salıvermek ister insan, şap şap yere basıp elektrik atmak ister
  • ev size ait ise, çok acil bişey alınıp çıkılıcağı durumlarda* yapılabilecek olan aksiyon. aksi durumlarda efendi birey olup çıkarmak gerekir