şükela:  tümü | bugün soru sor
  • 24 kasım tarihi.

    ''annecim'' diyerek dünyanın en güzel seslenişini yapan yaşım bağıma kavuştuğum o eşsiz dakikalar, öğrencilerim tarafından sembolik olarak günümüzün kutlanıldığı anlar, bana eşi olma onurunu kazandıran diğer yarımın kanser olduğunu öğrendiğimizde donan zaman ve yaşantımda çok farklı bir pencere açan sevgili gökhan kırdar'ın felsefesi doğrultusunda oluşturduğu ''oqlub''ın kurulduğu tarih.

    farklı yıllarda ama hep 24 kasıma denk gelen acı tatlı bir harmana bulandırılmış gün. karmakarışık.
  • zaman makinesi
  • tekrarlayan anılar. bunun aynısını daha önce yaşadım gibi değil de, buna benzer bir şeyi ben de yaşamıştım gibi.

    çocukken denize gitmeyi çok severdim; hala daha severim. tatile falan gitmezdik o zamanlar. zaten gerek de yoktu, deniz kenarında bir şehirde yaşıyorduk. hava her zaman denize girmeye müsait olmazdı. gerçi hergün gitsek, yine gitmek isterdik. bazen babam hafta sonu bir yete götüreceğinde mayoları da almamızı belki dönüşte denize de girebileceğimizi söylerdi. ben de dönüş yolunda heyecanla nerede duracağımızı beklerdim. her defasında da ya geç olurdu ya babam bir yer beğenip de durmazdı. ben de bozulurdum haliyle, hava güzel olunca deniz gideriz sözü alana kadar en azından.

    bugün öğleden sonra abim, çıkıp gezelim biraz dedi. sabah denize girmiştik zaten ama mayoları da aldık bulduğumuz güzel bir yerde yüzmek için. dönüşte biraz geç oldu, biraz da abim yer beğenmedi. on yaşındaki yeğen benim o yaşlarındaki gibi bozuldu. benim için artık sorun değildi denize girmesem de olurdu ama çocuk halim geldi aklıma. yukarıdaki anları anımsadım.
  • annemle beraber pazara çıkıp meyve sebze aldıktan sonra bana ısmarladığı o et dönerin tadını ömrüm boyunca bir daha tatmam olanaksızdır
  • pencereden süzülen akordeon sesi.

    neden böyledir bilinmez. insanın ruhu siyah beyaz olur, nefesin başı döner; bir uçurumdan düşer gibi olur boğazından geçerken.

    zamanın kapısı açık mı kaldı ne? ben daha önce yaşamıştım bu ikindiyi. bu perdeler yine böyle tozlu eski bir deterjan kokusuyla doluyordu. bir duygu kararıp oturuyordu şuracığa: "yağmur gelecek" diyordu.

    o zaman da seni özlüyordum böyle, şansonun kırık notalarından bildim.
    bu ses med ceziri hatıraların, evvel zaman içinde yankılanıyor aşkın.
  • insandaki koku hafızası çok güçlü olduğundan geçmişe dair alınan bir koku bizi o günlere götürecektir. arada olur bana da.
  • (bkz: şaşıfelek çıkmazı)

    ara ara açıp izliyor, izlerken resmen çocukluğuma dönüyorum. telefonum çalınca ya da bildirim falan gelince, daldığım tatlı rüyadan ayılıyor, geçmişteki gerçekle şimdiki arasında öylece sıkışıp kalıyorum.

    çıkmaz feleğin şaşı olanı, kör tıpa hayatlar, yine de mutlu olmayı bilen insanlar; hepsi sıcacık, hepsi samimi, hepsi buram buram geçmiş kokuyorlar.