şükela:  tümü | bugün
  • sözlükte bulunmayan (sözlüğün 5 yıllık tarihinde, bugüne kadar açılmayan başlık bakımından) gözden kaçmış erkek tipi.
  • gercek olmayan erkeklerin de olmasi durumunda kullanilabilecek tanim.(bkz: kafam karisti gibi)
  • gerçek bir erkek, ellerinin arasında küçük bir kuşu nasıl tutması gerektiğini bilecek. ailesinden kopmuş, kendi başına uçmayı henüz öğrenememiş minik kuşu elinde sıkmadan tutacak; çevredeki kedilerden koruyacak, korurken sevecek bir yandan. boğmayacak yavru kuşu, ama elinden düşürmeyecek de; düşürüp kedilere yem etmeyecek. zaten canının acımasını veya içinin bunalmasını hiç istemeyecek kadar sevecek o’nu, o şefkatle tutacak ellerinde.

    kanatlarını açmayı öğrenirken destek olacak o’na. “ya uçmayı öğrendikten sonra bir daha geri gelmezse?” diye korkmayacak. kaçacak korkusuyla bütün gün küçücük bir kafese hapsetmeyecek. bilecek ki o sadece onun yanındayken mutlu. sadece onun yanındayken rahat. yalnızca onunlayken huzurlu. minik kuşun hayatını kurmasını, o’nun kendi yiyeceğini bulmak istemesini engellemeyecek. gündüzleri kendi macerasına atılacak küçük kuş, gece yanına geldiğinde sıcacık bedenini ellerinin arasına alıp okşayıp öpecek. o’nun için bir şey yaptığında “bak sana ne kadar iyi davranıyorum” diye gözünün içine sokmayacak. yaptıklarının karşılığını fazla fazla alıyor olacak ve onu takdir etmeyi bilecek.

    minik kuş ötmediği zaman “ötsene” demeyecek, zorlamayacak. kuşun kendisini dünyadaki her şeyden çok sevdiğinin, onun için yapamayacağı bir şey olmadığının farkında olacak. her gün tatlı tatlı ötüp onu neşelendiren kuş bir gün ötmüyorsa bir derdi olduğunu anlayacak. o’nun sıkıntısını küçümsemeyecek, “bunlar da dert mi” demeyecek, kendi yaşamındakilerle kıyaslamayacak. yavru kuşun hayatının kendininkinden farklı olduğunun ve birinin birine üstünlüğü olmadığının bilincinde olacak. kalp atışlarını duyuracak kadar yaklaştıracak göğsüne, başını okşayıp rahatlatırken derdine çözüm arayacak. bilecek ki bir gün kendi canı sıkıldığı zaman minik kuş omzuna konup kulağına sihirli kelimeleri fısıldayarak onu mutlu edecek.

    en önemlisi; sevip sahipleneceği yavru kuşu doğru seçecek. kanatları açılınca yeni diyarlara uçacak, yeni insanların elinden yem yiyip geri dönmeyecek kuşa gereğinden fazla değer vermeyecek. eğer daha önce o hatayı yapmışsa da, o büyük sevgisinden ve emeğinden sonra kaçıp giden yalancı kuş diğer minik kuşlara inancını kırmayacak; eline aldığı bütün masum kuşları canının istediğine göre sıkıp boğmayacak, duvara fırlatıp canını yakmayacak, kocaman kedilerle baş başa bırakıp dönüp gitmeyecek.

    onu elinde boğacak olsa bile gagasını batırmayacak, onu canını acıtamayacak kadar çok sevecek, en fazla avucunun içinde “yapma, dayanamıyorum, ölüyorum” diye çırpınacak küçük kuşun kıymetini bilecek. minik kuşların hayatını kaydırıp özde kendi mutsuzluk katsayısını artırmayacak, çevresinde çok kuş var diye kanmayacak, onların çoğunun kendisini yeme çabalamadan ulaşma veya anlık boş eğlence kaynağı olarak gördüğünü ve canı sıkılınca uçup gideceğini bilecek. sahiplendiği yavru kuşu ise hayatının merkezine koyacak. o yavrunun da hayatının anlamının kendisinden ibaret olduğunu bildiği için.

    (bkz: şu an ağlıyorum biliyor musun)

    (bkz: çok doluyum be sözlük)

    (bkz: sadece mutsuzken yazı yazmak)

    (bkz: depresyon - sanat ilişkisi)
  • gerçekliğini test etmek için ısırmak gerekir.. canı yanıyorsa gerçektir...
  • gerçek erkek (bkz: tabii ki sağdaki)dir.
  • çimdiklendiğinde " ahh " diyebilen, güneşe tutulduğunda içi gözüken * , yaldız şeritli erkektir.
  • mırın kırın etmeyen erkektir.