şükela:  tümü | bugün
  • korku janrında bir süredir heyecan verici gelişmeler var. ana akım korku filmlerinin tek düzeliğinden bunalanların imdadına hızır gibi yetişen bağımsız filmlerin türe yeni bir soluk getirdiği rahatlıkla söylenebilir. hagazussa, bu furyaya avrupa’dan katılan bir ilk film. genç yönetmen lukas feigelfeld’in yazıp yönettiği yapım, konu itibarıyla akla the witch’i (2015) getiren, orta çağ avrupası’nda geçen bir cadılık hikâyesi. gözlerden ırak bir köyde, yöre halkının cadı olmakla itham ettiği genç bir kadının hayatını çocukluğundan itibaren ele alan film, türün kurallarını kendince eğip bükerken, bir yandan da kasten toplum dışına itilmiş bireyin psikolojisine alan açıyor. tarihin her diliminde toplum tarafından baskılanmış kadınlığa dair güçlü ve sert sözlerini usul usul seyirciye geçirmekteki yetkinliği, filmi metinsel olarak da iddialı bir seviyeye çıkarıyor. psikolojik dram ve korku arasından gidip gelen anlatı, dingin ve rahatsız edici bir üslupla, soğuk renklerin domine ettiği güçlü bir sinematografiyle perdeye yansırken, yunanlı grup mmd’nin müziğinin işlevsel kullanımı filmin soğuk havasını daha da güçlendiriyor. kısmen kitlesel fonlama yöntemiyle tamamlanan bir mezuniyet filmi olan hagazussa, heyecan verici bir yönetmenin de habercisi aynı zamanda.
  • çpk iyi kurgulanmış, kendine has kamera diline sahip, muhteşem doğa manzaralarına bulanmış, beyaz perdede cadı külliyatını yeniden tanımlayan lukas feigelfeld filmi.

    fragman
  • (bkz: robert eggers)’ın the witch’ini sıkıcı bulanların asla ve kat’a izlememesi gereken film

    film drama dalında izlense bile bence sıkıcı sıkıcı. lsd alıp ormanlık araziye uzanmışlık hissi.

    işte 14. mü 15. yy mı tam tarihsel bilemedim ama avrupa’sı cadı hikayesi. ama genre niçin horror yazılmış ona anlam veremedim.

    filmi beğenen hastası olmuş. atmosfer güzel. soluk renkler. ormanlık araziler. dağlar. kar kokusu burnunuza geliyor. yönetmenin o hususta hakkını verelim. ve fekat az diyaloğu da sanatsallığı da bilen insanlar olarak insanda en ufak izleme motivasyonu bırakmamak adına adeta çabalanmış.

    ama o münzevilik yok mu? ne de güzel hevesler uyandırıyor insanın içinde.

    korku puanım sıfır. drama puanım 4/10.

    (bkz: us)’tan sonra son dönemde yaşadığım ikinci korku filmi faciası. oturup üzerine (bkz: birdemic 2 resurrection) izleyerek kendime geldim.