şükela:  tümü | bugün
  • kendisi babam oluyor her akşam mütemadiyen tv karşısında haberleri izler, rakısını içer. bizimle beraber yatar. sabah saat 5:30'da uyanır, işine gider. ben ise içki içtiğimin ertesi günü depresyon modunda geçiririm. yataktan çıkmak istemem. bunun formülünü babam söylemiyor ama bilen arkadaşlar aydınlatırsa sevinirim. çünkü babamın dalga geçmelerine dayanamaz duruma geldim. (bkz: daha yaşın kaç?)
  • (bkz: alkolizm)
  • 10 yıl önce bendim bu, hatta içtiğim zaman hem erken hem de daha dinç kalkıyordum.
  • var oyle tipler. komşumuz ve akrabamiz bir abimiz her gece zum olup yatar, saat 6 yi sektirmeden uyanip ise giderdi.
  • çoğunlukla bünyeseldir, bazılarının alkollüyken uykusu kaçar, bazıları çok uykulu hisseder, ya da ertesi gün yazarın babası gibi çok dinç kalkanlar olduğu gibi üzerinde ölü toprağı varmış gibi tüm günü geçirenler de vardır.

    bu bünyesel dezavantajı minimalize etmenin en iyi yolu vücudun dehidre kalmasına izin vermemektir, alkolün yanında mutlaka ama mutlaka bol bol su içilmelidir, meze tüketilmelidir. tüm mide, alkolle baş başa bırakılmamalıdır.

    alkolik olmak da bir çözüm olabilir ama bence olmayın, çoluk çocuğun rızkını rakıya köpek öldürene gömmeyin, karaciğerinize sövdürtmeyin. *
  • bünyeseldir ama içilen alkolün kalitesiyle de alakalıdır.

    alkol üretiminde kullanılan hammaddelere bağlı olarak bazı yan ürünler oluşur. (adı aklıma gelince editlerim) bu yan ürünler ne kadar çoksa alkol tüketimi sonrası baş ağrısı riski de o kadar çoktur. ayrıca alkol yapımında kullanılan suyun mineral oranları da bu olayda etkilidir.

    tam tersi yan ürünlerin az olduğu bir içkiyi kararında kullanıp bir de yeteri kadar su içerseniz, normalden daha diri bile kalkabilirsiniz.
  • ağzıyla içiyordur.
  • aptal saptal şeyleri bir birine karıştırırsam, rakının dibini görürsem ebemi sikip koynuma sokmuşlar gibi uyanıyorum. ancak mesela en aşağı grey goose kalitesinde bir votkayı tonikle, naneyle, limonla, greyfurtla içersem kobra gibi atak, panda gibi sakin ve arınmış olarak uyanıyorum güne. geçenlerde yaptığım jager, tonik, cin, limon suyu gibi saçma sapan karışımsa olayı çok değiştirdi. içerken ağzım yüzüm tam anlamıyla kaydı. fakat yine ertesi sabah kertenkele gibi dil atıyordum.

    kısacası gerçekten içilen içkinin kalitesi bu konuda büyük etken. ben ayrıca psikolojik durumun ve öncesinde, beraberinde, sonrasında yenen şeylerin de etkili olduğunu düşünüyorum. neyse, ben alkolü de bıraktım zaten. içmeyin, günah genşler.
  • vücudunuz herhangi bir zararlı girdiye negatif tepki vermiyorsa, kontrol mekanizmasını bozduğunuzu, bedeninizin o maddeyi tolere ettiğini, alışkanlık haline getirdiğini düşünüyorum.

    genelde haftada bir gün ve belli bir miktarı aşmadan alkol alıyorum. yazın sosyal ortamlarda bulunma sıklığına göre haftada birden fazla alkol aldığımda kendi olumsuz etkilenme eşiğimi aştığımı görüyorum. çoğumuz bu durumu -bilhassa ilk gençlik yıllarında- övünç kaynağı yaparız.* ama aslında olan, alkolizme adım adım yaklaşma hadisesidir.

    bu durumda* uyarı mekanizmamı bozmamak ve kendimi kontrol altında tutmak için, bir süre alkolden uzak dururum.

    sanırım akşamcı babaların olayını böyle açıklayabiliriz. her akşam aynı miktarı tüketerek belli bir bağışıklık kazanıyorlar ama kendilerini kontrol ederek fazlasını bünyeye sokmuyorlar. mesela kendine koyduğu sınır iki kadehse orada kalıyor. artistliğe gerek duymuyor, fazlasını da bedeninin uyarısını beklemeksizin kendi reddediyor. zaten bu mekanizmayı işletemeyen kendini tepetaklak buluyor. *
  • alkol ıcerken bol bol su da iciyordur ve genelde 30 yasin altindadir