şükela:  tümü | bugün
  • kaç gecedir uykusuz kalmama sebep dizi. ne kadar yalın bir dille anlatılmış çokça gerçek bir öykü.
    şener şen'in bu ülkeye fazla olduğunun tekrar ve tekrar ıspatı.
    hanım' ın sigorta kartını alınca gözlerine yerleşen ışığı çok az oyuncu becerebilir. dahası henüz cem özerle tanışmamış nurgul yeşilçay' ın oynadığı negatif karakter bile kendisini izlettirebilecek ölçüde güzel. ali haydar'ın düğün sahnesinde oynamaya başladı sahne bence türk dizi tarihinin kültlerinin arasına girmeli.

    bir adam , bir kadını çok sevmekte, eli kolu bağlı bir adam, eli kolu üç kızıyla, doğumda ölen karısıyla bağlı. çok iyi bir usta ali haydar, hem kebapta, hem sevmek hususunda.

    bir kadın, bir adamın farkında şimdilik, bir kadın eli kolu bağlı hayatım karşısında, serseri bir oğul, zenginlik budalası evli olmadığı halde hamile bir kız, ve bir ışık gibi gözüken kendisiyle evlenmek isteyen bir müteahhit hiç ama hiç sevmediği. halbuki ali haydar öyle mi, bakınca ne kadar içten bakıyor ali haydar.

    ve her çocuğun ayrı ayrı hikayeleri, gerçek hikayeler, biliyorsun ki sadece bir tv dizisi değil işte.

    çok uzun zaman olmuş ben ikinci baharı izleyeli, arada bir yerlerde büyümüşüm galiba.

    ve son sözüm atv' ye. isterseniz gece üçte yayınlayın, izleyeceğim kardeşim.
  • büyük bir burukluk içinde yeniden seyrettiğim hayat dersidir...

    12 ocak 2001 cuma (sabah)
    bir telefon görüşmesi...

    - babam naber?
    - iyidir boncuğum sen nasılsın?
    - iyiyim bitanem. akşam bir programınız var mı annemle?
    - ah sorma salı günü ikinci baharın son bölümünü kaçırmıştım bugün tekrarı var onu seyredeceğim kesin kaçırmamam lazım boncuğum
    - tamam babacım cmt gelin o zaman... seni çok seviyorum
    - tamam kızım, boncuk gözlerinden öpüyorum

    ....

    akşamına o yoktu artık...

    (bkz: babanın ölmesi/@leyli)
  • türk televizyon tarihinin en iyi dizisi. net. üstüne daha iyisi yapılamamıştır, yapılması da çok mümkün görünmüyor.
    - bıyık usta!
  • yayınlandığı dönemde küçüktüm, evde seyredilirdi ama benim hafızamda pek iz bırakmadı bu dizi.

    yakın bir zamanda internetten tekrar izledim bütün bölümlerini. şener şen'e çok özel, tarifsiz bir hayranlığım vardır. bu dizinin bu kadar sıcak,samimi olmasında kendisinin payı yadsınamaz. o ali haydar usta yok mu, benim diyen romantizm çocuklarını cebinden çıkartır. türkan sultan'ı da ayrı severim, yaşının zarifliği, büyüleyici gözleri.. kadrosu şahane bir kere bu dizinin. figüranı bile özgü namal, ali atay.. daha ne denebilir ki?

    aslında bu diziye sayfalarca entry girsem yine hakkını veremezmiş gibi hissediyorum. iyisiyle kötüsüyle bütün karakterlerini bağrıma basıp sevdiğim dizilerin sayısı bir elin parmağı kadar bile değil. ama bu dizi.. vakkas'ı anlamak, şecaattin'e hak vermek, afet-i devran neriman'a acıyabilmek.. bu dizinin bu kadar sevilmesinin, samimi olmasının bir nedeni de bu. bir insan salt kötü olamaz, en fazla zaafları vardır. bir insan kötü de doğmaz ayrıca, kötüyse onu bu yola sürükleyen bir hikayesi vardır. ikinci bahar öyle bir dizi ki kötüyü bile "ya aslında onun açısından bakınca.." diye savunurken bulabiliyorsunuz kendinizi.

    ne kadar mutlu sonla bitmiş bile olsa içimde bir burukluk bırakan dizidir ayrıca. konu dönüp dolaşıp yine şener şen'e olan sevgime gelecek ama o konuda elimden gelen birşey yok. izleyin, izlettirin.

    --- spoiler ---

    yahu hanım'ın evlenmediğini duyunca elindeki şişi yere düşüren, şişi alayım derken kafasını masaya çarpan, doğrulunca da heyecandan şişi kendi parmağına batıran bir ali haydar usta var... sırf o sahne bile bu diziyi gülümseyerek hatırlamak için yeterli.

    ayrıca;
    h: seni hep seveceğim, ölene kadar.
    a: seni hep seveceğim, öldükten sonra bile.
    --- spoiler ---
  • bu dizide gül onat tarafından canlandırılan safiye adlı bir karakter vardır. onunla ilgili bir sahne aklımdan hiç çıkmaz. hanım'ı oynayan türkan şoray paraya sıkıştığı için borç para vermek ister safiye. onun da durumu yoktur ama arkadaşı zorda kalmasın ister. hanım parayı kabul etmez. bu yüzden safiye, hanım'ın elini avucunun içine alır ve sıkıştırır parayı. yakın planda safiye'nin ellerini görürüz. tırnaklarındaki ojelerin yarısından çoğu çıkmış, soyulmuştur. işte sırf bu detay yüzünden bile özlenir ikinci bahar. işte sırf bu yüzden içtendir, bizdendir.
  • bu dizide vakkas karakterini ilk önce settar tanrıöğen oynamıştı. fakat yüz elli küsür entry girilmiş olmasına rağmen hiç kimse yazmamış bunu. tarık papuççuoğlu'nun oynadığı hiç kalmamış benim aklımda mesela. başlık içinde aratıyorum; herkes vakkas'ın tarık papuççuoğlu olduğunu yazmış. onun oynadığını ben öyle hatırlayabildim anca. kendi kendime diyorum "lan vakkas settar tanrıöğen değil miydi?" diye. "hadi oyuncu değişti, bir kişi bile mi yazmaz? herhalde benim devreler yanmış." falan diye şizofren olduğumu bile düşünmeye başlamıştım. neyse az önce star'da tekrarını gördüm ve evet, settar tanrıöğen var. nasıl rahatladım anlatamam. adam öyle bi oyunculuk sergileyip, karakterle bir olmuş ki aklımda bir tek o kalmış demek ki. bu da burada kalsın.
  • kesinlikle yeni yerli dizi gibi olsa da asla igrenc turk dizilerinden olmayan mukemmel bir yapim.
  • yine karakter tahlilinden dalalım işe.
    hanım: aslen trakyalı olan bu kadın mezeleriyle ünlü bir duldur. afeti devran neriman tarafından gecekondu güzeli diye çağrılsa da pardaillanlardan bahsederek kültürlü bir ablamız olduğunu da kanıtlamıştır. sonradan da nerimanın boynuna bıcak dayamıştır, celallenir böyle ara sıra. bir kızı ve oğluyla başı derttedir.
    ali haydar: bu zat "kaapçı"dır. babasıyla uzun bir süre küs kalmış sonra barışmıştır. üç kız babası ali haydar dürüstlüğünden olacak yere bakan yürek yakan cinsindendir. dizide ali haydara aşık olan olanadır. yalan söyledim sadece iki kadın aşık oluyordu ama olsun güzel bir tabir oldu. en büyük özlemi bir erkek evlattır ama yine kızlarını canı gibi sever.
    afeti devran neriman: soyadı dürüsttür ama şarkıcılık dönemlerinden kalma bu ismini tercih ederiz. hayli içinden pazarlıklı olan bu kadın da ali haydar'ın ev sahibesidir, adamın en büyük kızı melek i de kızı benimsemiştir. ama faydası yoktur gönül ferman dinlemez. ali haydar hanımı seçer. neriman kalp krizi geçirdikten sonra intikam meleği olur. (ikinci sezon)
    vakkas: bu da kaapçıdır. ali haydara gıcık kapma sebebi tamamen baba-oğul-daha çok sevilen yabancı (bir nevi road to perdition üçlemesi) sorunundan kaynaklanır. ali haydarın kendi kaapçısı karşısına kaapçı açmasını hazmedemez. halbuki serbest rekabet olurdu tüketici açısından da iyi yani.
    şecaatin: samatyanın cumhurbaşkanı lakaplı (ki bu lakabı kendisi kendisine takmıştır) zabıta. rüşvet almaktan arta kalan zamanını eski karısını ve aynı zamanda amirini tamirci komüniste kaptırmamak, oğluyla ilgilenmek, ali haydarın yolsuz kaldığı dönemde kullandığı arabayı kırıp dökmek gibi işlerle geçirir. nerimanın kardeşidir. görevine de pek bağlıdır. ama işte dönek havasından, namussuzluğundan kurtulabilmesi için bir sürü darbe yemesi gerekecektir.
  • kelimelerin kifayetsiz kaldigi, bogazlari dugumleten bir samimiyette olan dizi. o kadar gercekci ki duygu somurusu yapabilecegi sahnelerde bile sanki kendiniz agliyormus gibi hissediyorsunuz.

    yani bu nedir be aga? ayip yahu kac yasindayiz surada.
  • sanki bu dizi bittikten sonra insanlığımız da bitti.bir daha bu kadar samimi olunamadı sanki... o dayanışma ruhu ,insana dair her türlü güzellik.abarttığımı düşünenler olabilir ama bu dizi müziğiyle, oyuncusuyla, mekanlarıyla, insanın içine işlemesiyle türkiye'de yapılmış en iyi işlerden biridir.