şükela:  tümü | bugün soru sor
  • sözlük kullanıcılarının başarılı veya başarısız olarak atlattıkları kariyere ilk adımdır. büyük cesaret istemekle beraber bilgisizlikle birleştiğinde deli cesaretine de dönüşebilmektedir. kimisi çılgınlık, kimisi çekingenlik, kimisi mükemmelliyetçilik, kimisi de memur zihniyeti barındırır, ama hepsinin tek bir ortak noktası vardır, o da umut!
    aynı zamanda fikri olup da pratiğe dökmek isteyenlere yol göstereceği umulan yaşanmışlıklardır.
  • tutması halinde birçok girişimci gence yol göstermesi muhtemel başlık
  • app kulvarında girişip başarısız olanlar bana bir yazabilir mi lütfen hocam? tecrübeler aşırı değerlidir.
  • iste benim basligim; toplasin beyler, bir insanin parayi vurmak icin neler yaptiginin dramatik ve sanssiz orneklerini sunacagim size.

    yil 2002 civarlari, universite zamanlari. kapari denen bitkiyi daha bilen yok. mersin genc isadamlari dernegi bir yarisma acmis. finale kalan son 33 kisiyi fransaya goturuyor. surdurulebilir tarim alaninda bir proje hazirladim gonderdim, kapari uretimi ile ilgili. bir aksam bir telefon geldi, 'sizi son degerlendirmeye cagiriyoruz ' dediler. atladim mersin' e gittim antalyadan. o zaman aklimiz bir karis havada 19-20 yasindayiz. artis artis girdik iceriye. kodaman kodaman adamlar, benden iyi biliyor amk mevzuyu. iki soru sordular, apistik kaldik. hazirliksiz olmak ve fazla ozguven dolayisi ile elendik tabi. bir kac sene sonra bir tv programinin duzenledigi girisimcilik yarismasinda ise kapari uretimi ile ilgili proje birinci oldu ve 1 milyon tl odul aldi.

    bir sonraki voleyi vurma denemem ise teknoloji uzerine. daha internet sansur olaylari yeni medyaya cikmis. youtube un yasakli oldugu donemler, 2012-2013 sanirim. xhamster falan girilemiyor, daha vpn ler cok piyasa olmamis, millet olaya hakim degil. uykaf.com diye bir web sitesi aldim, adult iceriklerin kisitlanmadigi bir database uzerinden trafik alip icine cgi proxy koydum ve sunucuyu xhamster.com uzerine yonlendirdim. o web sitesinin de google play application ini yaptim. ismi xhamster andro pro. hatta sozlukte basligini falan acmistim :) neyse, o zamanlar google android developer hesabini tr den acamiyorsun. norvecteki bir arkadasimin uzerinden developer hesabi acip app'i yukledim ve 1 dolardan satisa koydum. yaklasik iki gunde 500+ kronluk satis yapti. benim programda google play list de adim adim ust siralara tirmaniyor tabi. dubai den falan mail atiyorlar bu program cok iyi helal olsun falan yaziyorlar. 1 dolar amk. sudan ucuz :) arkadaslar da duydu mevzuyu, havamdan gecilmiyor. gelecegin sergey brin' iyim sanki. triplere gel. dedim bu sefer galiba voleyi vurdum.. ama vuramamisim, bir hafta sonra google tos ihlal ettigim icin programi kaldirdi. parayi da hala cekemedim. hala mail gelip duruyor google playden, hesap numaranizi tanimlayin diye. norvec hesabi olsa tanimlayacagim da arkadas da norvecte degil. ozetlersem google in bana 600 kron civari borcu var, tahsil edebilecekler yesillendirsin :)

    daha sonraki vole vurus denemesi girisimim ise yine tarim. bu da 2013 civarlarinda gerceklesti. kinoa uretmeye karar verdim. bu sefer de kinoa denen bitkiyi bilen yok. ben de astronot yiyecegi diye yabanci forumlardan gormustum. tr de ureten yok, uretmeyi gectim bilen yok. neyse bi arkadasa da anlattim mevzuyu, boyle boyle bu iste para var vs. derken adam cumlenin sonunu dinlemeden ' girek amunyim ' dedi :) neyse tr de mevzuyu bilen olmadigi icin ekmeden once ekilecek arazilerin toprak turunu, yagis miktarini, ekim zamanini, capasini, hasatini falan herseyini arastirdim. yurtdisindan kinoa tohumu getirdik, en kalitelisinden. ekim zamani ekimini yaptik. yaklasik 4 donum deneme ekimi. deneme ekimine bak :) hatta calistiracak isci de bulamadik bir ara, cunku capasi ramazan ayina denk gelmisti. iki hafta isten izin alip capa yaptik amk. hayatimiz sikildi. ellerimiz su topladi capa yapmaktan. beyaz yakayiz olm, ne anlariz capa isinden. bu arada koyluler de geliyor bakiyor 'dayim ne endeki ektiginizz' diye bilgi aliyor falan. cakallar, tutarsa kendileri de ekecek :) koyde de bir havamiz var sormayin amk. sanki esrar ekmisiz gibi triplerde herkes. neyse sadede geleyim, kinoa' lar cikti lakin hasat edecek makina o zamanlarda tr piyasasinda olmadigi icin elle anca yarisini hasat edebildik. hasatta da elimiz su topladi amk. sove sove topladik kinoa'yi. sonuc mu ? bol bol kinoa salatasi yedik. bu olaydan bir sene sonra da erzurum ataturk universitesi kinoa icin deneme ekimi yapti diye bir baslik okudum bir gun gazetede. ana avrat sovup kapadim. o haberden de bir sene sonra kinoa piyasa oldu. o sirada ekenler parayi vurdu. ben mi? hala kinoa var amk köy evinde.millette bugday stogu var bizde kinoa. 4 donum kinoa ekmis olduk yemek icin. zenginlige gel..

    asil bomba ise kosgeb' den hibe aldigim projem. bu ama harbiden projenin hasi. bu sefer gida uretimi uzerine ve urunun patentini aldim artik daha ne olsun. patent diyorum alooo. abd' de falan patent alsan milyardersin amk, bizde hala esnafcilik oynuyoruz. dur inanmayanlar icin caps de atayim.

    https://eksiup.com/78711c329753

    bu patent muz receli patenti arkadaslar. muz meyvesi recel olamayacak kadar bir hassas meyve. kaynamaya atinca aninda dagiliyor. endustriyel olarak uretimi imkansiz yani. ama entry' yi bastan okuduysaniz bu yazar abinizin/kardesinizin imkansizlarin adami oldugunu da anlamissinizdir :) ahahah. tamam tamam sustum. saka bir yana gercekten muz receli endustriyel olarak yapilamiyor. sebebi de dedigim gibi meyvenin fazla hassas olmasi. ama benim buldugum bu yontem sayesinde muzun receli yapilabiliyor. tabii bu asamaya kadar 2 ton muz ve 1 ton seker zayi oldu. sirf endustriyel recetesini cikarip uretebilmek icin. zaten patent hakkini da o yuzden verdiler. ilk defa endustriyel olarak uretildigi icin. bu patent ile turkiye sinirlari icerisinde muz receli uretimi, satisi, ithalati ve ihracati sadece bana ait. bir kac tane yapmaya kalkan firma var onlara da yakinda ihbar cekecegiz avukatim ile. ya telif ucretini odeyecekler ya da piyasadan mali cekecekler. muz receli ne birader, adamla kafa mi buluyorsun diyecekler surdan incelesin;

    https://m.facebook.com/…877455892278/?locale2=tr_tr

    'eee, uykaf kardes vurabildin mi parayi' derseniz, hala vuramadim. oyle kolay degil gencler bu isler. piyasa olmus atestopu. firmalar hatir ceki kesiyor birbirine batmamak icin. benim firmam ise tamamiyle kosgeb destegi ile ve kredi ile olusan bir firma oldugu icin su anda uretime ara verdik. hatta satmayi bile dusunuyorum. firmanin gelecegi parlak ama o gelecegi bekleyecek finans gucu bende yok maalesef. cikmadik candan umut kesilmez, bekliyoruz.

    durun yahu daha bitmedi :) yine parayi vurmak icin medya sektorune giris cabami ve beyaz show' a aksiyon konugu olarak cikisimi da anlatacagim da gec oldu. bir de tv8 deki ninja warrior macerasi var tabii. onlar tam komedi. buraya edit gelecek.

    son not: ben yazdiysam bu baslik tutmaz yalniz, simdiden belirteyim :)
  • genelde başarısızlıkla sonuçlanan denemelerdir.
  • başarılı olanları merak ettirir..
  • restoran tarzı cafe açanların hikayelerini merakla bekletendir.

    (bkz: bu başlık tutar)
  • ilk kural: asla amerika kıtasını keşfettiğini sanma, önce bi harita edin.

    yazılım(mobil, oyun vs.), digital marketing ve influencer marketing konularında ayrı ayrı aktarabileceğim tecrübelerdir.
  • tutup tutmayacağı kişisel ballılığınızla doğru orantılı tecrübelerdir.

    her şeyden önce bildiğim bir şey var ki o da üzerinde çok fazla hesap-kitap yapılan girişimler pek uzun ömürlü olmuyor. ancak biraz cesareti olup önüne gelen fırsatı değerlendirenler genelde giriştikleri işte tutunabiliyorlar.

    sene 2008. okuldan mezun olup memlekete gelmişim. yaz başlamak üzere. arkadaşlarla yazın sıcağında oturup akşamları içmek ve zaten kıç kadar olan ilçede motorla dolaşmak dışında bir aktivitem yok. o zamanlar da bir kız arkadaşım var bir sitede oturuyor. onu bırakırken falan sitedeki yüzme havuzu dikkatimi çekiyor. gündüzleri bu havuza geliriz falan diyorum, havuz bu sene yapıldı daha ihaleye çıkmadı tarzı şeyler söylüyor.

    bir akşam da yine boş boş oturup içerken yakın bir arkadaşıma bu havuzdan bahsediyorum, havuz var açılsın da gidelim diye. o da ne açılması falan diye soruyor, ihale mihale olacakmış işte deyip geçiyorum. bu arkadaş da alkolün gazından mıdır nedendir "e girip alalım o zaman ihaleyi moruk" diyor. artık alkolün gazından mıdır nedir bu fikir de bana korkunç mantıklı geliyor.

    ertesi gün site yönetimine gidip 150 lira verip ihale dosyasını alıyoruz. ihale 31 mayısta açık artırma usulüyle yapılacak. bu fikir gittikçe daha da mantıklı gelmeye başlıyor. tabi bu noktaya kadar ikimizin de daha önce herhangi ihaleye katılmışlığımızın olmaması ve hiçbir girişim vb yapmamış olmamız dışında bir sorun da yok gözükürde. safi gazla çalışıyoruz.

    ihale günü takım elbiselerimizi giyip motora atlayıp ihalenin yapılacağı yere gidiyoruz. ihale başlıyor. 1-3-5-9 derken 10bin lirada son iki teklif verenden birisi oluyoruz. karşımızdaki 10.500 son diyor, biz 11bin diyoruz ve adamlar kalkıp hayırlı olsun diyor. lan ne oluyoruz falan derken hayatımızda ilk defa girdiğimiz ihaleyi kazanıyoruz. 11bin liraya yüzme havuzunun ve havuzun yanındaki 100 metrekarelik bar alanının ve 250 metrekarelik çimenlik alanın 3 yıllığına işletme hakkını alıyoruz.

    hemen girişimlere başlıyoruz tabi. girişmemiz gereken en büyük konu ise 11bin lirayı nasıl bulacağımız konusu. yine büyük gazla diyoruz ki "lan genç girişimciyiz biz, banka bize kredi vermeyecek de kime verecek? hem 3 ayda kapatırız da o parayı" falan. bu gazla bu sefer de bankaya gidiyoruz. ama sanırım ihale günü kadar ballı değiliz ki; ya da matrahlı vergi levhamız yok ondan da olabilir, bize kredi vermiyorlar haklı olarak.

    bankadan istediğimiz sonucu alamayıp moraller dibe vurmuş bir şekilde boş havuzun kenarında iki kafadar otururken yanımıza iki adam geliyor. efes pilsen bölge bilmem neleriymiş. hayırlı olsun vs faslından sonra "eee burada ne satacaksınız?" diyorlar. bende ufaktan bi ampül yanıyor. valla tuborg ile görüştük ama bir de sizden teklif duyalım diyorum. tuborg ile bırak görüşmeyi marketten iki tuborg bile alacak durumda değiliz. bunlar başlıyor işte anlatmaya. çevreyi flamalarla kapatırız, bütün masa ve sandalye takımlarını veririz, çimenlikler için armut koltuklar veririz, bardaktan çanağa kadar her şey bize ait falan diye sıralıyor adamlar. bizim gözler ışıldıyor tabi. ben tav olmuşum bile. ama benim diğer kafadar daha fazla kopartmakta kararlı. soruyor, kaç fıçı hibe edeceksiniz diye. bu soru bütün güzelim ortamı bozuyor adamlar ıkmık yapmaya başlıyor. ben de battı balık yan gider deyip valla tuborg 15 fıçı veririz dedi artık onlarla görüşürüz diye mırıldanma ile trip atma arası bir ses tonunda adamlara konuşuyorum. adamlar bunu bir soralım yarın size dönelim deyip gidiyorlar. biz size döneriz dediklerine göre bu iş yattı diyorum ben.

    efes işi yattığına göre diyorum ki "lan tuborg da var kalk biz gidelim adamlarla görüşmeye" düşüyoruz yola tuborg ana bilmem ne deposu gibi bir yere gidiyoruz. hoş beş falan derken adamlara konuyu açıyoruz. yeri görelim diyorlar. hayhay deyip havuza geri dönüyoruz. adamlar yeri beğeniyor, biz de bu sefer tuborg'a ağırdan satıyoruz kendimizi. aynı şekilde efes ne dediyse tuborgçular da başlıyor sıralamaya. yine kilit soru kısmına geliyoruz, kaç fıçı vereceksiniz? tabi bu soruya bir de "efesle görüştük tabi, onlar 15 fıçı veririz dediler" diye de ekliyoruz. bunların bi yüzü düşüyor. başlıyorlar efes'i boklamaya. biz bu konuyu bir değerlendirelim deyip onlar da gidiyor.

    biz tabi iki firmadan da biz size döneriz alıp götümüze baka baka yine sahilde içmeye gidiyoruz. hatta iki firmaya da tripliyiz, içmeyelim lan bu ibnelerin birasını mirasını deyip şarap alıyoruz hfgahfghg. neyse. saat 9-10 falan. tanımadığım bir numara arıyor. tuborgçu eleman. diyor görüşelim falan. biz size daha iyi bir teklif vericez. buluşuyoruz adamlarla. ilk açılış için 10 fıçı veririz diyorlar. bu tabi şimdilik. eğer euro 2008'de satışlarınız iyi giderse türkiye turnuvada devam ettikçe sizi takviyeleriz diyorlar.

    güzel diyorlar da bizde euro 2008'i izletecek bir tesisat yok ki. 37 ekran televizyon bile yok elimizde. plazmalar da o dönem yeni çıkmış, 2 tane alalım desek ihale parası kadar para tutuyor; ki biz daha ihalenin parasını vermemişiz, adamlar her gün parayı soruyor.

    işte o anda ihale günü yanımızda olan bal yine devreye giriyor, adamlar biz size turnuva boyunda 2 tane plazma tv vericez diyorlar. bak kardeşim ben şimdi 31 yaşında adamım. ama hayatımda bir erkeği dilli dudaklı öpmeyi bir tek o an aklımdan geçirdim. adam o an "ama tüm bunlar için bi kere vermeniz lazım" dese sıyırıcam şortu aşağı. öyle bir durumdayım.

    velhasılı biz turnuvadan bir gün önce havuzu açıyoruz. masalar, bardaklar, sanayi tipi tost makinaları, yine sanayi tipi ocaklar, coca cola ile de anlaşmışız; kola dolapları, kolalar, fantalar, spritelar. resmen şıkır şıkırız.

    biz bu şekilde işte bu işe başlıyoruz. ama ortada bir sorun daha var. 11bin lira kadarcık bir ödeme yapmamız gerek. ilçenin mafyatik abilerinden birisi de benim alt komşum. diyorum ki abi durum böyle böyle. benim acil paraya ihtiyacım var. o da hayhay kardeşim diyor. normalde 30% alırım ama sen yabancı değilsin sana 25% olur diyor. tuborgcuya sıyırmadığım şortu sıyırıp %25 ile bir aylığına 11bin alıyorum bu pek sevgili mafyatik tefeci abimizden.

    ihalenin parası da ödenmiş. yavaş yavaş işler de başlamış. tıngırdıyoruz işte. euro 2008'i dört gözle bekliyoruz. turnuva başlıyor. ilk maçta portekiz'e 2-0 yenilip turnuva boyunca hep devam edecek son dakika gollerinin ilkini grubun ilk maçında turnuvanın ev sahibi isviçre'ye atıyoruz ve 1-0 geriye düştüğümüz maçı 2-1 kazanıyoruz.

    grup maçları böyle devam ederken türkiye gruptan nihat'ın yine bir son dakika golü ile gruptan çıkıyor. ama ne çıkmak! ortalık yangın yeri. herkes masaların üstünde. yer yer armut koltukla birlikte çimlerde yuvarlananlar gözüme çarpıyor. site genç nüfusu az ve dışarıdan gelen arkadaşlarım da olmasına rağmen ağırlık asker emeklileri üzerine. bu emekli amcamlardan 2 tanesi ortaya atılıp bir yiğitlik sergiliyor ve "herkes bizden bira" diyor. o akşam fazladan 50-60 bira daha satıyoruz. yüzler gülüyor.

    geliyoruz 20 hazirana. rakip hırvatistan. masalar, armut koltuklar, çimenler her yer dolu. emekli amcaları kesiyor gözlerim. yakalıyorum albayları, diyorum albayım turlarsak biralar sizden mi yine ehehe. diyorlar ki bugün turlayalım bir değil iki bira! içimden diyorum ki rabbim duy bu vaadleri senedin ödemesine 10 gün kaldı. ben bu dualarla maçın başlama vuruşunu yapmışken maçta stres had safhada. maç da başladığı gibi 0-0 bitiyor ve uzuyor. uzatmalar da bitmek üzereyken 119'da rüştü kalesinden bizim havuzda o kadar açılsa cankurtaranı tedirgin edecek boyutta açılıyor ve golü yiyoruz. golü yememizle benim tırnakları yemem bir oluyor. ahali hesabı ödemek için hareketlenmeye başlıyor. ve tüm ümitler bitmişken bu sefer de ortaya semih çıkıyor. karambol sonrasında 120. dakikada yaradana sığınıp topa vuruyor ve gol oluyor, maç 1-1'e geliyor. maçı sunan yalçın çetin gibi havuzun çevresinde semih semih semih semih semih diyerek turluyorum. maç bitiyor. penaltılar. gerginlikten çıt çıkmıyor. modriç kaçırıyor ortalık yıkılıyor. bak bu bir tabir değil. gerçekten yıkılıyor. kırılan bardaklar, havuza düşenler, birbirine sarılanlar. hırvatlar kaçırıyor, biz atıyoruz ve hırvatistan'ı eliyoruz. yarı finaldeyiz. bakın o akşamı anlatacak kelimem ciddi anlamda yok. kalabalık dağılmıyor, albaylar milleti biraya boğuyor, albayların gazına gelip birer tane de ben ısmarlıyorum. hesap ödeyenler para üstlerini bile almadan gidiyorlar.

    üst üste gelen bu galibiyetlerle adımız ilçede bir anda uğurlu mekana çıkıyor. bu sefer rakip almanlar. tabi bu 5 günlük sürede bizim orası tabiri caizse dolup taşıyor. insanlar maç günü için rezervasyon yapmak istiyor. biraz futbol izleyip bilen birisi olarak ben almanlar bizi eleyecek modundayım. yani çekirgenin son sıçraması bu. ve benim bu durumu nakite çevirmem lazım. animasyon vs işleri yapan bir arkadaşım var onu arıyorum. diyorum ki bana 25'inde bir dj ve köpük makinesi lazım. maçtan 2 gün önce de motorun arkasına tekerlekli bir afiş bağlayıp başlıyorum akşama kadar ilçeyi turlamaya. "euro 2008'in en uğurlu mekanında almanya maçını birlikte izliyoruz. maç günü havuz partisi ve akşam maç etkinliğimiz için girişler ücretsiz diye de anons geçtiriyoruz zabıtadan.

    25 haziran günü gelip çatıyor. dj hazır(ki dj dediysem çocukluğunu bildiğim bi velet). köpüklü möpüklü ortam hazır. havuz da normal günlerden kalabalık. millet akşam maç için saat 4'te gelmiş. havuza giriyor, maçı konuşuyor vs. ortam o kadar güzel ki dokunmadan üç gidicem. o derece. velhasılı biz o gün hasılat rekoru kırıyoruz lakin türkiye bu sefer geri dönemiyor ve eleniyor. turnuvaya da veda ediyoruz.

    turnuva bizim için bitmesine rağmen kalabalık hemen her gün tatmin edecek boyutta. işler yolunda. kazanıyoruz. öyle ki zaten giderimiz olmadığı turnuva zamanı boyunca türkiye'nin de inanılası güç işler yapması sayesinde biz mafyatik abinin parasını 30 haziranda ödüyoruz.

    sonra mı? temmuz ayında annem felç geçiriyor ve tedavisi için şehir değiştirmek zorunda kaldığımızdan ben havuzu benim diğer kafadara bırakıp gidiyorum. o da yaz sonuna kadar devam ediyor. eylülde de "bu senin payın" deyip bir miktar bir şeyler gönderiyor. devamında ise üç seneliğine aldığımız yeri iyi iş yapmış olmanın da verdiği etiket sayesinde başkasına devrediyoruz. 11bin lira para verip girdiğimiz işte adam başı bir o kadar da kazanıp hızlı başlayan girişimimizi hızlıca da sonlandırıyoruz.

    özetle arkadaşlar, önümüze çıkan bir fırsatı hatta çıkmayan bir fırsatın kırıntılarını takip ederek önümüze çıkmasını sağladığımız bir fırsatı değerlendirip biraz da cahil cesareti ile işe girişiyoruz ve ballılığımız sayesinde güzel anılar biriktirip para da kazanarak işe son veriyoruz. o günden beridir de vergi mükellefi birisiyim. önünüze gelen fırsatları değerlendirin. olur da batarsanız, riske ettiğiniz tutar battığınızda sizi üzmeyecek bir rakam ise de denemekten çekinmeyin. o gün ortaya çıkan fırsat bir daha elinize geçmeyebilir.
  • heytttt beee acilin ben geliyorum...

    yasim 21 de mobilya imalathanesi actim.. bildigin direkt.. 400 m2 alan.. 10 calisan 1 ben.. avangard koltuk takimi yapip yurt disina ihrac edecegim.. uretim kisminda 3 sene.. muhasebe satin alma kisminda 2 sene tecrubem var.. gerekli malzemeleri temin ettik gece gunduz demeden uretimi baslattik.. ne olduysa o gunden sonra oldu sozluk...
    eve gidemedim.. her ince ayrintisina kadar hesapladigim hic bir sey tutmadi.. abi diye destek cikariz diyen kac uretimci varsa danistim.. ben nerde hata yapiyorum diye.. hepsi dogrusun moonlight ama bu isler boyle dedi.. bir gun kumasci kumas yok dedi.. suntaci suntaya zam geldi dedi.. metalci veresiye vermem dedi.. hirdavatci istedigin malzeme 1 haftaya gelecek dedi.. kompresor ariza yapti satan adam yenisini alman lazim dedi.. devlet babanin gecirdiklerini saymiyorum bile.. neyse bunlari her zaman cozduk .. kaliteyi 1 aylik surede yakaladik.. ilk tirimizi yolladik.. oturdum agladim.. tirin kapisini kapattim gece 4de.. calisanlar eve gitti ben bi sigara yaktim oturdum agladim.. ama biter mi isletme derdi ? musterilerimiz yeni modeller istedi.. iyi de arge urunler yapacak kadar uretim bilmiyorum ben???? disaridan basit modelleri kendi ustalarimizla yapmaya calistik.. musterilerimiz modelleriniz cok basit dedi.. disaridan bize ogretsin diye 1 koltuk modeli icin 5000 tl isteyen arge uzmani aldik... bu benim icin ciddi marsafti maliyet artinca urunlere yansitmak zorunda kaldim.. tutulan modeller de fiyatlarimizi koruyabildik.. ama aradan biraz zaman gecince arge olayi cigrindan cikti.. musteriler seri uretim fiyatina ozel koltuklar yaptirdiklarini ancak idrak edebildim... uretim dusmustu.. olayin 3. ayinda muhasebeyi kontrol ederken 30.000 tl iceride oldugumu gordum.. hala hirs ve umut var.. oderim dedim... ustesinden gelebilirim neler yaptim ben dedim.. ama bitmiyor sozluk... baza uretimimiz sinirliydi.. mesaketli is diye ugrasmak istemiyordum.. sistemimize ters.. musterimiz 4 tir baza yapmamizi istedi.. odemeler planlamalar derken anlastik.. ham madde tedarigini kusursuz yapmaya calisirken numune giden urunde ki derinin artik olmayacagini ogrendim.. benzerinin de biraz daha pahali oldugunu ogrendim.. musteriler illa bu deri olacak dedi eyvallah dedik.. aldik.. 2 tir yolladik.. kalan iki tir icin %40 lik bir odeme almamiz gerekiyordu.. bekliyorum yok.. siz uretime devam edin bugun yarin hesabiniza cikartacagiz diyolarlar.. bazalari bitirdik.. depo da tutuyoruz.. o malin cikmasi lazim.. kucucuk yer got gote kaldik... 3 gun ucretsiz icin teklif ettim calisanlara hop 4 kisi is birakti.. musteri bazalari 14 gun sonra alabildi.. bu sirada bizim uretimimiz kilit.. dukkan kapali tamir isleri yapabiliyoruz o bile gunu kurtarmiyor.. onu da atlatabildik bir sekilde.. bir gun yurt icinde kanepe satisi icin teklif geldi.. çek ödemeli.. banka da piyasa da çeki sorgulattik duzenli odeme yapan bir magaza cikti.
    fiyatlarimizi verdik.. anlastik 3 tir kanepe yaapcagiz sirasi ile 4,5,6 aylik cek aldik.. bu son kursun diyerek gece gunduz calisip cok kaliteli urunlerimizi cikarttik. dukkani borc erteleme bi sekilde ceviriyoruz.. 4.ay odendi..
    5 ve 6 ay odenmedi sozluk.. patladım.. telefon yok muhatap yok.. piyasa da patlatmislar cekleri en az zarar goren benim.. ama hayati bitende benim..artik pes ettim deyip dukkanin icindekileri satip.eleman maaslarini anca odeyebildim.. piyasa kaldi,vergiler kaldi,sigortalar kaldi..

    sonra ne mi oldu ?

    hala kendi derimi soyuyorum.. hala veriyorum.. hala alicisi var..