şükela:  tümü | bugün
  • "kendini devletle ozdeslestirme", "en iyiyi kendilerini bildigini zannetme", "hizipcilik" vs gibi hastalıkları chp kanalı ile günümüze taşınmış, siyasi yapılanma
  • copy paste mamulu entry ozellikleri gösterse de, ittihat ve terakki, ikinci mesrutiyet dönemi, 31 mart vakası ve bu dönemin önde gelen sahsiyetlerinin (enver pasa, talat pasa, cemal pasa, ikinci abdulhamid) temel bilgilerini sözlüğe aktarıyorum. söz konusu dönem günümüzde halen içinde bulunduğumuz sürecin bir bakış açısından başlangıcıdır diye düşünüyorum. öte yandan türkiye'nin yönetiliş modelinin o günden bu yana pek az değişiklikle sürdüğüne ilişkin ipuçları bulunmaktadır. bu nedenle bu bilgilerin sözlükte bulunması gerektiğine inanıyorum:

    ii. abdülhamid'i tekrar meşrutiyeti ilan etmeye zorlayan ve onu 31 mart vakasından sonra tahttan indiren güç, genç asker ve sivil aydınlardan oluşan, başlangıçta gizli, sonra açık çalışan dernek.

    4 şubat 1902'de abdülhamit’in yönetimine karşı örgütlenen jön türkler, paris’te i. jön türk kongresi’ni topladı, terakki ve ittihat cemiyeti kuruldu.

    1906’da cemiyetin adı, ittihat ve terakki cemiyeti olarak değiştirildi.

    bu dernek ikinci meşrutiyet'ten sonra siyasal bir parti durumunu aldı. seçimleri kazandı. ama memleketi gereği gibi yönetemedi. parti ilk önce hükümeti kuramadı. perde arkasından ülkeyi yönetmeye kalkıştı. böylece doğan otorite boşluğu savaşlara neden oldu.

    enver paşa, talat paşa ve cemal paşa'nın yönetimindeki ittihat ve terakki partisi bu savaşlardan sonra yönetime doğrudan doğruya el koydu. ama iş işten geçmiş, trablusgarp tümden ve balkan yarımadasında elde kalan son yerler yitirilmişti.

    ittihat ve terakki yönetimi, ilk kez milliyetçi bir görüşe sahip bir yönetim kurmaya çalıştı ise de, deneyimsizliği nedeniyle bunda başarı sağlayamadı. sonunda en büyük siyasal hatasını işleyerek devleti birinci dünya savaşı'na soktu.
  • eski yönetim yeri şimdi cumhuriyet gazetesi'nin bulunduğu binanın bahçesindeki tahtabina köşktür.
  • ordudaki kadrolaşma politikasının sonraki savaşlarda alınan yenilgilerde büyük payı olduğu söylenir.

    misal ittihak ve terakki militanı olan tecrübesiz bir subayı, bu oluşuma nötr olan yılların tecrübesiyle donanmış bir generalin yerine atadıkları görülmüştür.

    takdir edersiniz ki bu genç bireyin sahip olduğu askeri beceri görevine yeterli değildir ve ister istemez bulunduğu yerde yarardan çok zarar getirecektir.
  • pozitivizm ile içinde bulunduğu bağlantı konusunda further reading için (bkz: ordem e progresso).
  • (bkz: kara kemal) (bkz: kucuk efendi)
  • “kuruluş senedi” necip fazıl kısakürek tarafından açık bir ırkçılıkla anlatılan örgüt. arnavut asıllı ve makedonya doğumlu kurucusu ibrahim temo için söylediği sözler ilginçtir:

    “bunlar 1889 yılının 21 mayıs günü tıbbiye’nin izbe bir noktasına çekilirler ve bağlarını koparmaya başladıkları kur’an-ı kerim yerine bilmem ne üzerine and içip, kızıl sultan diye iftirada bulundukları abdülhamid han rejimine karşı hareket fikri etrafında birleşirler ve bu birliğin ilk hücresini överler.

    ilk isim de ittihad-ı osmani’dir. bunların en kuvvetli ve şiddetlisi, her zaman olduğu gibi anavatan dışı makedonya havasının yoğurduğu, suyun öte yanından bir tip, öbür ikisi de aynı şekilde moskof gübresi içinde boy atmış insanlar ve yalnız ikisi anadolu çocuğu...”

    hiç sevmem bu arada ittihatçıları.
  • tr. committee of union and progress
  • imparatorlugun bir donemine damgasini vurmus siyasal parti.

    simdi efendim, normalde bu cemiyet sevilmez. derslerinden cok muhabbetlerini, yaramazliklarini, arkadaslarla eglenerek gecirdigimiz zamanlarini sevdigimiz ortaokulda lisede okutturulan, uzeri zorla kaplattirilan kitaplarda sevmememiz gerektigi yazildigi icin sevmeyiz.

    cemiyetle ilgili konular genel tarih ya da osmanli tarihi ders mufredatinin sonlarina geldigi, yani yariyil ya da yaz tatiline yakin zamanlara denk dustugu icin, konuyla pek ilgilenmeyiz. cok buyuk ihtimalle son sinavlarda hocalar pek kastirmazlar. ertesi sene okunacak inkilap tarihi ise direk kurtulus savasi'ndan ya da cumhuriyet donemi'nden baslar.

    elbetteki tarihi kazananlar yazarlar. bu ne yazik ki degistirilemeyecek bir gercek, ne var ki olaylar ogretilirken, o gunun kosullarinda dusunulmesini saglamak buna yoneltmek ise mumkun.

    simdi durup dururken, burada enver pasa'yi, cemal pasa'yi, talat pasa'yi savunmak degil mesele. enver'in asiri alman sevdasi yuzunden birinci dunya savasi'na girmemiz, yine kendisinin pan-turkist hayalleri yuzunden ta afganistan'a hindistan'a kadar olan topraklari fethetme hirsiyla tum orduyu dondurarak oldurmesi, talat'in misir'da kendi ulkesini kurmak amaciyla, ulkenin diger bolgeleriyle ilgilenmemesi degil asil onemli olan.

    evet, ittihat ve terakki cemiyeti'nin egrileriyle dogrulari ayni terazide tartildiginda egrileri daha fazla cikar.

    ama bizim burada almamiz gereken ders baskadir. bu adamlar ulkeyi sevmislerdir ona suphe yok. basa gecince iktidar sarhoslugu altinda, sacmalamislardir o da malum.

    ama ittihat ve terakki'nin ya da benzerlerinin her iki mesrutiyet doneminde de yaptigi yanlislar, turkiye cumhuriyeti'nin kurulmasi icin ders olmustur. onunde kotu ornek oldugu icin ataturk, iyi ornek olabilmistir. yapilan dogru seylerle birlikte yanlislari da degerlendirmis ve kendi yolunu buna gore cizmistir.

    ittihat ve terakki cemiyeti'ne karsi olan az bilgimiz ve ilgimiz, basarisizliklari ne kadar gormezden geldigimizin, duymak istemedigimizin bir gostergelerinden biridir. bu huy, ne yazik ki karakterimizin parcalarindan biri olmus, hatalari inceleyerek ders almak yerine onlari kotulemek ve hizla uzaklasmak aliskanlik haline gelmistir. gunumuz siyasi ortami ve her secimde vermis oldugumuz tepki hep ayni cizgidedir.

    basarizliklar hep sacma nedenlere dayandirilmakta, olayin kokune girilmemektedir. prut savasinda baltaci'nin cukunun dogrultusuna gittigi, viyana kusatmasi'nda merzifonlu'nun zengin olmak icin sehrin yagmalanmamasini istemesi, enver pasa'nin helga'lari mary'lerden daha cok sevmesi iddialari hep bu basit ve yararsiz asagilamanin urunudur.

    bu nedenle ogrenmemiz ve anlamamiz gereken sadece istanbulun fethi, malazgirt meydan muharebesi, vs. degil; ittihat ve terakki'nin neyi yanlis yaptigi ile ataturk'un neyi dogru yaptigi arasindaki iliskidir.

    aksi takdirde, onlar yenildi diye biz de hep yenilmis sayiliriz.
  • bu ülkede yasanan ve hala da yasanmakta olan bir çok siyasal çalkantinin, derin devlet vaziyetlerinin, hali hazirdaki devlet politikalarinin temelinde bu cemiyetin izleri görülmektedir. ayrintilara inmek için kitap yazmak gerekir ama merak edip bir arastirmaya girenler cemiyetle ilgili bir çok ilginç bilgiye ulasir, hatta bu ülkdeki üç darbenin gelisimini 60 yil öncesinden bakabilir. dolayisiyla tarihten hala silinmemis, ruhu ankaranin gri ve yesil binalarinda, istanbul un muhtelif yerlerinde dolasan 'kirici' bir cemiyettir...